BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güne Bakan Cam Kırıkları

Güne Bakan Cam Kırıkları

Bu, Yazar’ın izlediğimiz üçüncü oyunu. Birincisi Limon’du. İsmine uygun bir oyundu.



Bu, Yazar’ın izlediğimiz üçüncü oyunu. Birincisi Limon’du. İsmine uygun bir oyundu. biraz ekşi, biraz tatsız, biraz yavandı. Bu düşüncemizi, ikinci bölümde yarısı boşalmış salon da doğruladı. İkinci oyunu gerçek bir insanlık trajedisiydi. Vladimir Komorov..Bu oyun Avni Dilligil jürisi tarafından “Yılın En İyi Oyun” ödülünü hakederek kazanmıştı. Sovyetler’de uzaya gönderilen bir astronot’un birkaç saatlik öyküsüydü. Gelelim bu oyuna..Yıllarca evvel, mizahî eser okumuştuk. Meşhedî Cafer..Muhayyel bir Acem’in (bu kelimeyi kullanmak zorunda olduğum için özür dilerim) yaşantısından kesitlerdi. Ve şimdi, dar bir sahnenin, dar boyutları içinde bir genç “Adayın” yalanlarını dinliyorduk. Sahnenin ön tarafında oturmuş bir kadın vardı. Biraz sonra adam geldi. Kadın’a sarkıntılık etmeye başladı. Kadın ilgisiz kalınca, Adam, kadını etkilemek için bir serî yalana başladı. Bu uluslararası yalan da işe yaramayınca, işi yerli film dramına döktü; polis oldu. Ve “bir öğrenci davasında, ölenlerle, yaralılar kamyonlarla taşınıyordu. Oğlum da ölenler arasındaydı. “Ne buyurulur? Yazar, Tiyatro Dergisi’ndeki yazısında, yalanlardan sözederken “Adam’ın nerede doğru söylediğini, nerede palavra atığını ben de biliyorum.” O vakit söylenecek tek söz kalıyor. Mehmet Baydur, İnşaallah, seyretmek onuruna erersek, dördüncü oyununda ne yazdığını bilir, biz de öyle izleriz. Böyle mizahi yeteneğe -özür dilerim- oluşturduğu kişilere böylesine yalan söyletmek yeteneğine sahip bir zat, gerçek komediyle yalan söylemenin komedi sayılmayacağını öğrenmeli. OYNAYANLAR ve REJİ Evvelâ Adam, rolünü gerçek bir sanatçının, duygusal yaklaşımı içinde, başarılı bir kimlik çızan Adnan Biricik’i kutlamak isteriz. Bu sevimsiz, kimlikten, olumlu bir oyun verdiği için kutlarız. Kadın’da Funda Eskioğlu’nun diğer oyunlarını pek hatırlayamadık. Dar bir çerçeve içinde kalmasına rağmen gene de başarılıydı. Yönetmen, Yılmaz Onay, dar imkânları olan bir oyunu, ancak bu derece başarıyla uygulayabilirdi: Hatta bu kısıtlı sahne içinde Kadın’la Adam’ı uygun adım koşturması, bile, bu yalancı oyunun en gerçek tarafıydı. Dekora gelince, bir heykel galerisinin arka bahçesi olan mekânın, hikâyeyle ne ilgisi vardı, çözemedik, bağışlasınlar. Kostümlerde bir “şey” bulamadık. Işık da öyle, müzik de öyle. Hepsi bir “yalan dünya”nın kusurlu tamamlayıcılarıydı. Oyunun adı da bir garip. Güne Bakan Cam Kırıkları.. Belki yazarın kendi inanç ve sembolizmine uygundur. Bilemeyiz. Belki de irfanımız buna yetmez, öyle de olabilir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT