BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adana’da gala

Adana’da gala

Sezon başından beri özlenen Beşiktaş’ı, nihayet, 32. haftada seyretmek nasip oldu...



Sezon başından beri özlenen Beşiktaş’ı, nihayet, 32. haftada seyretmek nasip oldu... O nasıl bir tempo... O nasıl bir mücadele... O nasıl bir kazanma arzusu... Şimdi kafalarını duvarlara vursalar nafile... Dünkü Beşiktaş, adına şanına yakışır futboluyla, tüm günahlarını affettirmese de, gönülleri almasını bilen takımdı... Bursaspor’un yıllara dayanan “Beşiktaş düşmanlığı” tarafsız kentte bile tüm hızıyla devam etti... Ama bu çirkinliğe çanak tutanlar, yönetici sıfatı taşısalar da, içlerindeki kin ve düşmanlığı, sahadaki futbolcularına aşılayarak, asla düzelmeyecek bir ayrımcılığa ortak oldular... Sen Samet Aybaba... Takımının, eline verilen “İnadına Teksas” pankartını taşımasına nasıl izin verdin? Sınır boylarında her gün şehit verilirken, ele alınacak pankart bu mu olmalıydı? Sen Bursasporlu yönetici... Niyetin ne? Neyse... Ateşe benzinle gidenlerin hesabını federasyona bırakalım... Ve o federasyonda bulunan Bursasporlu eski başkana dikelim gözlerimizi... “Tebdili kıyafetle” Beşiktaş seyircisinin arasına karışıp, sonra da olay çıkartmak bahanesiyle etrafı karıştıranların cezasını merakla bekleyeceğiz... Tribünlerde ortalık karışırken, sahadaki futbolun sıcaklığı ile gurur duyduğumuz bir Adana gecesinde yaşananlar, Beşiktaş açısından tam dört dörtlüktü... Bünyamin Gezer’in mükemmel yönetimiyle ayrı bir güzellik bulan maçta, siyah-beyazlı takımda aksayan tek futbolcu yoktu... Aksine, olduğundan daha olumlu futbollarıyla parlayan yıldızları vardı... Defansta sinek uçurtmayan o dörtlü önünde oynayan Cisse, Tello, Delgado inanılmaz bir uyum içinde hep aynı telden çaldılar... Hele Delgado, o eski “çıtkırıldım” futbolu bırakıp, tekmeye kafa uzatan mücadelesiyle, bir kere daha Beşiktaş’ın en büyük yıldızı olduğunu kanıtladı... Çoğu maçlarda “ayak altında fazla dolaşıyor” diye eleştirdiğimiz Serdar Özkan bile, dün sokacak adam arayan arı gibi tehlikeliydi... Ama dün birisi vardı ki, o “fazla” diye konuşulan parasını helal ettiren; futboluyla, gözlerimizin pasını silen Holosko’ydu... 60 metre, çalımlarla top süren, sonra golü attıran, daha sonra da klas bir gol atan Holosko daha ne yapabilirdi ki? Son sözümüz Bursaspor’a... Eğer her maça böyle hırsla çıksalardı, şimdi başka yerlerde olurlardı... BENİM YILDIZIM Ayağına topu aldığında, rakibin yüreğini ağzına getiren Holosko, Adana’da Beşiktaş’ı alkışlatan, güzel futbolun baş mimarıydı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT