BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sokakta büyüdü sokak çocuklarına umut oldu

Sokakta büyüdü sokak çocuklarına umut oldu

Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye uzanan film gibi bir hayat hikâyesi... Kimsesiz büyüdü, aç-susuz kaldı ama yılmadı hayatını sokak çocuklarına adadı



Pazar Kahvesi Betül Altınbaşak betul.altinbasak@tg.com.tr Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye uzanan film gibi bir hayat hikâyesi... Kimsesiz büyüdü, aç-susuz kaldı ama yılmadı hayatını sokak çocuklarına adadı Sunuş Kızıl Çin ordusunun istilasından kaçarak öz vatanını terk etmek zorunda kalan bir aile... Bu serüvende Hindistan’da dünyaya gelen bir çocuk; yetiştirme yurtlarında ve sokaklarda geçen yıllar... Ve Türkiye’de sokak çocuklarına adanmış örnek bir hayat... Umut Çocukları Derneği’nin kurucusu ve başkanı, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun danışmanlarından Pedagog Yusuf Ahmet Kulca’dan bahsediyoruz. Onunla sokak çocuklarını konuştuk. Kendimizi, zaman zaman korktuğumuz, acıdığımız, yardım elimizi uzattığımız, çok yakınımızdaki ama asla anlayamadığımız bir dünyanın içinde bulduk. Şimdi o kapıları sizlere de açıyoruz. Dilerim yanı başımızdaki bu dünyayı daha fazla görmezden gelmeyiz. Yusuf Ahmet Kulca, “İnsanlardan bize destek olmalarını istiyorum. Bütün iletişim bilgilerimiz ve hesap numaralarımız derneğimizin web sitesinde mevcut” diyor. Pedagog Yusuf Ahmet Kulca... Umut Çocukları Derneği’nin kurucusu ve başkanı. Aynı zamanda Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun danışmanlarından. Zorluklarla dolu bir hayat mücadelesi içinden zaferle çıkmayı başaran Kulca, sokak çocuklarının çektiği sıkıntıları bizzat yaşayarak öğrenen biri. Kulca ile sokaklardaki hayatı konuştuk. > Sizin hiç de kolay olmayan bir hayatınız olduğunu biliyoruz. Sizi sokak çocuklarına iten şey aslında sizin yaşadıklarınız mıydı? Evet, öyle de denebilir. Ben de kimsesiz büyüdüm. Sokaklarda yattığım günler de oldu, aç-susuz kaldığım günler de... O yüzden sokak çocuklarının ne halde olduklarını çok iyi biliyorum. ASKERLİK KURTULUŞTU > Bize o günleri anlatır mısınız? Ailem Çin Halk Cumhuriyeti’nin sınırları içinde bulunan Sincan-Uygur özerk bölgesinden. Çin ordusunun Doğu Türkistan’ı istilası sebebiyle Hindistan’ın Keşmir bölgesine göç etmek zorunda kalmışlar. Babam orada büyüyüp evlenmiş. Ben ve iki kardeşim de orada dünyaya gelmişiz. Türk hükümetinin yardımlarıyla babam bizi alarak 1969’da Türkiye’ye sığınmış. Annemse Hindistan’da kalmış. Türkiye Cumhuriyeti bizi devlet misafirhanesinde 1 yıl kadar misafir ediyor. Bir yıl sonunda babam, bize bakacak gücü olmaması sebebiyle beni ve kardeşlerimi Çocuk Esirgeme Kurumu’nun farklı yurtlarına yerleştiriyor. Ve benim sokaklarda geçen yıllarım böylece başlıyor. İlkokulu Yakacık Yurdu’nda kalarak bitirebildim. Bu zaman zarfında babamla da görüşebiliyordum. İlkokuldan sonra ortaokulu ve liseyi de aynı zorluklarla bitirdim. Liseden sonra üniversite sınavına girsem de kazanamadım. 18 yaşımı doldurduğumda yurtla ilişiğim kesildi. Askere gidene kadar üç yıl sokaklarda yattım. > Bu çok acımasızca değil mi? Evet acımasızca ama öyle... Sokaklarda yalnızlık hem zordur, hem tehlikelidir. Bu yüzdendir sokak çocuklarının birlikteliği... Biz de benim durumumdaki birkaç arkadaşımla beraber üç yıl nereyi bulsak oraya sığındık. Zaten bir süre yurdun etrafından uzaklaşamadık. Orası bizim bildiğimiz tek yerdi. Orada kalan arkadaşlarımız, çaktırmadan bize yastık-yorgan getirirdi. Yurdun yakınında bir duvarın dibinde yatardık. Sonraları, mezarlıklarda, kullanılmayan evlerde, arabalarda, balıkhanelerde yattık. Halde sebze-meyve kasalarını taşıyarak, araba temizleyerek günü kurtaracak işler yapmaya çalışıyorduk. Derken askerlik çağım geldi. Askerlik benim aklımda hep bir kurtuluştu; çünkü yatacağım bir yatak ve sabah akşam kesin yemeğim olacaktı. Askerlik bitince Hürriyet Gazetesi’nde işe başladım. Üniversite sınavına tekrar girdim ve 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümünü kazandım. Sabahları okuyor, geceleri çalışıyordum. Elele Dergisi’nde staj yapmaya başladım ve gazeteciliğe atıldım diyebilirim. Para biriktirdim, gençlere tanınan “inter-rail” imkanıyla yurt dışına çıkıp 3 ay farklı ülkelerde yaşadım. Bu esnada Avrupa’daki çocuk kamplarını ve köylerini gördüm. > Sokak çocukları için bir şeyler yapmak istiyordunuz ve o bilinçle mi çıktınız yurt dışına? Evet, öyle de denebilir. Aslında yetiştirme yurtlarında kaldığım dönemde buradaki çocuklar için bir şeyler yapmak istiyordum, kendimi onlara adayacaktım. Fakat sokaklarda yattığım 3 yıl içinde anladım ki, sokak çocuklarının durumu yetiştirme yurtlarındakilerden daha kötü... 1992 yılının 14 Temmuz günü ilk derneğimizi kurdum. Barınaklarda Yaşayan Çocuk Ve Gençleri Koruma Ve Geliştirme Derneği... Beyoğlu’nda bir oda bir tuvalet bir yer tuttuk, çalıştıracak kimsemiz de yoktu çünkü bir kazancımız yoktu. Ama bu bir başlangıçtı. Sokaklarda yaşayan çocuk ve gençlerin bir şekilde topluma kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapacaktım. Ve o gün bugündür sokak çocukları için çabalıyorum. MEYVELERİNİ ALIYORUZ > Peki, çalışmalarınız sonucunda sokak çocuklarının kötü şöhretini biraz olsun düzelttiğinizi söyleyebilir misiniz? Elbette ki bir fark var. İlk başlarda zordu tabi. Halktan “bu çocuklar adam olmaz, bunlar balici-tinerci, sokaklarda tehlike saçıyorlar; onlara harcayacağınız emeği ve parayı fakir aile çocuklarının eğitimi için harcayın” şeklinde telkinler geliyordu. Biz yılmadık, bir süre sonra çabalarımız meyvelerini vermeye başladı. Medyaya sunabildiğimiz birkaç iyi örnek, iş sahibi yaptığımız, okumalarını sağladığımız, aileleriyle barıştırdığımız hatta evlenip yuva kurmalarını sağladığımız çocuklar halkın sempatisini kazandı. İlk safhada ‘bu çocuklar iflah olmaz’ diyenler, bizi ve organizasyonumuzu desteklemeye başladı. Pek çok sokak çocuğunu topluma kazandırdık. Sokaklarda yaşayan çocuk ve gençlerin bir şekilde topluma kazandırılması şart. Mazgaldan çıkan ele yardım edin Yeni projeleri hakkında bilgi veren Yusuf Ahmet Kulca, şunları anlattı: “Hazırlanan afişlerimizden birinde, mazgaldan dışarı uzanmış ve yardım isteyen bir çocuk eli var. İstanbul’un farklı yerlerindeki mazgallara o ellerden koymayı planlıyoruz. Belediye izin verirse mazgallardan size uzanan eller göreceksiniz. Belki o zaman halkımız da yardım elini uzatır. Ayrıca 7 Mayıs günü Ali Sami Yen Stadı’nda eski ünlü futbolcularımızla, Formula 1 pilotları maç yapacak ve geliri tamamen Umut Çocukları Derneği ile Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na bırakılacak. Para vermek onlara kötülük > Merak edilen bir diğer konu da bu çocuklara para vs. veriyoruz bu doğru mu? Hayır. Kesinlikle doğru değil. Bizim toplumumuz, çok merhametli ve yardımsever. Bu çocuklara para vererek, onlara bilmeden kötülük etmiş oluyoruz. Birincisi, sokakta kalmalarını kolaylaştırmış oluyoruz ki, istediğimiz bir şey değil bu. İkincisiyse, çocukları kolay yoldan para kazanmaya alıştırıyoruz. > Ailelerine geri dönmelerinin asıl kurtuluş olduğundan bahsettiniz, ailelerin rolü büyük sanırım. En büyük rol ailelerin. Bakın ben sokakları bir havuza benzetiyorum. Ailelerse havuzu dolduran musluk. Su musluktan temiz akıyor, havuza ulaşana kadar biraz pisleniyor ve havuzda da gerçekten pisleniyorlar. Bir de havuzdan taşanlar var; kurtaramadıklarımız! Mesele kaynağı kurutmakta, musluğu kapatmakta, yani ailelerde. > İş, devlete ve ailelere düşüyor. Kesinlikle evet. Bizim aile içine müdahale şansımız çok kısıtlı hatta çoğu zaman hiç yok. Burada eğitim devreye giriyor. Hem çocuğun hem de ailenin eğitimi. Ebeveynleri eğiten kurumlar kurulmalı. Hem devlet hem de aileler çocukları boş zamanlarını değerlendirebilecekleri sosyal faaliyetlere yönlendirmeli. Suça karışanlar aileleri tarafından zorla çalıştırılanlar Yusuf Ahmet Kulca, sokak çocuklarını şöyle tarif ediyor: “Halkımız hep sokakta çalışan çocuklarla, sokakta yaşayan çocukları karıştırır. Öncelikle bunun ayrımına varmak lazım. Sokak çocuğu, 24 saatini sokakta geçirir. Onun bir evi yoktur. İçlerinde çalışanlar bile vardır. Ve tamamına yakını aile içi geçimsizlik, şiddet, baskı vb. sebeplerden dolayı evlerinden kaçmıştır. Sokak çocuğu yasa dışı işlere karışır gibi bir izlenim var halkımızda. Bu tamamen yanlış. Tıpkı bizim sokakta kaldığımız dönemlerde yaptığımız gibi. Anlık işlerle geçimini sağlayan fakat bir evin kirasını ödeyemeyeceği için sokaklarda kalan pek çok çocuk var. Diğer bir grupsa, sokakta çalışan çocuklar. Bu çocuklar kendi rızalarıyla ya da aile zorlamasıyla sokakta bir şeyler satan, ayakkabı boyayan, kırmızı ışıklarda arabanızın camını silmek isteyen çocuklar. Bunların hepsi eninde sonunda evine döner. SUÇ İŞLEYENLER AZ Bir de yanlış işlere karışan çocuklar var. Elimizdeki verilere göre; gasp, kapkaç, hırsızlık gibi olayların sadece yüzde 3’üne sokak çocukları karışıyor. Bu bahsettiklerimiz tamamen profesyonel şekilde yetiştirilmiş bir grubun işi. Suça karışanların çoğunluğunu, çalışmak zorunda kalan çocuklar oluşturuyor. Eve her gün daha çok para götürme mecburiyeti onları kanun dışı işlere iten en önemli sebep.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT