BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Beni anlayacağını ümit ediyorum!..”

“Beni anlayacağını ümit ediyorum!..”

Genç kadın gözlerinden yaşlar akmasına aldırmadan hızlı adımlarla yürüdü caddede. Bir taksi çevirip evinin adresini verdi.



Genç kadın gözlerinden yaşlar akmasına aldırmadan hızlı adımlarla yürüdü caddede. Bir taksi çevirip evinin adresini verdi. Eve gelir gelmez bavulunu aldı, bir defa daha baktı çok sevdiği yuvasına. Başına yine o korkunç ağrı saplanmıştı. Aceleyle bir kağıt buldu ve mutfak masasının üzerinde yazmaya başladı: “Zafer, biliyorum hiçbir anlam veremeyeceksin ama beni anlayacağını ümit ediyorum. Ben gidiyorum. Hem de temelli, artık bu hayata tahammül edemeyeceğimi anladım. Sebebini sorma bana, çünkü bilmiyorum. Uzun uzun düşündüm ve seni sevmediğime karar verdim. Kızıma iyi bakacağını biliyorum. Bir gün sorarsa eğer ona istediğin şeyi söyleyebilirsin. Umarım ikiniz de beni affedersiniz, hoşça kal! Kendime yeni ve kendi istediğim gibi bir hayat çizmek için sizi terk ediyorum... Serpil!” Kağıdı katlayıp masanın üzerindeki vazoya yasladı. Kendini tutmayı başaramadığı takdirde bağıra bağıra ağlayacağını biliyordu. Dudaklarını ısırdı ve kapıyı kapattı. Koşar adımlarla indi aşağıya. Taksiye beklemesini söylemişti. Şoför arabadan inmiş, ön kaportaya yaslanmış bir vaziyette bekliyordu.. Serpil’in geldiğini görünce hemen hareketlendi ve valizi alıp bagaja yerleştirdi. Yerine oturup motoru çalıştırdı. Dikiz aynasından Serpil’e baktı: - Nereye gidiyoruz hanımefendi? - Otobüs terminaline... Bundan sonra hayatının geri kalan kısacık kısmını yalnız başına bir türlü kabullenemediği sonu bekleyerek geçirecekti. Yaptığı plan bu kadardı. Biraz ilerledikten sonra şoföre seslendi: - Bankanın önünde duralım biraz lütfen. Adam hemen sinyalini verip yanaştı kaldırıma. Serpil yıldırım hızıyla indi arabadan, koşar adımlarla içeri girdi. On dakika sonra bankadaki bütün parasını çekmişti ve elindeki para onu altı aydan daha fazla idare edebilecek bir miktardaydı. Evlendikten sonra çalıştığı dönemlerdeki bütün maaşını Zafer’in isteğiyle bankada toplamıştı. Öyle arzu etmişti Zafer... Gözlerini kapattı: “Zafer, beni affedebilecek misin canım, bunu beklemiyorum senden ama zaman her şeyi halledecek aşkım! Nefretin zaman içinde törpülenecek. Beni unutup gideceksin...” Terminale geldikleri zaman öğlen olmak üzereydi. Taksinin parasını verip gelişigüzel yürümeye başladı. Nereye gideceğine karar verememişti. Yalnız kalabileceği sakin bir yer istiyordu. Şirketlerin çığırtkanları durmadan bağırıyorlardı: - Ankara, Ankara, Sivas, Sivas, hemen kalkıyor!.. - İzmir, Muğla Bodrum hemen kalkıyor! Duyduğu sese doğru yürüdü: - Bodrum hemen mi kalkıyor, Dalaman’dan geçiyor mu?.. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT