BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korku ve ecel

Korku ve ecel



Yaklaşan yazın habercisi bahar artık iyice hissettiriyor kendini. Uzayan günler, ısınan havalar yüzleri de güldürüyor. Hava güzel olduğunda hayatı daha olumlu görmek kolaylaşıyor. Her ne kadar insanlar içlerini sıkmak için her türlü fırsatı değerlendirmeyi adet haline getirmişlerse de yine de parlak güneşten etkileniyorlar. Nisan ayının güler yüzü, gülmenin güzelliğini de hatırlattı. En negatif olayların bile ironisini çıkartmak, gülerek bakmak kolaylaştı. Zaten bu ülkede yaşıyorsanız gülmek ya da ağlamak gibi iki uç noktadan birisini tercih etmek zorundasınız demektir. Arada kalan yüz ifadeleri daha normal gündem maddelerine alışık halklara mahsus. Sokaklarda ellerinde üçüncü sınıf mikrofonlarla bağıran ve cırtlak sesleriyle insanları oy vermeye davet edenler herhalde baharın sağladığı avantajlardan memnundur. Geri sayımın sonlara yaklaştığı şu günlerde birçok insanın kalbi küt küt atarken, güneş olduğu yerden olayları seyrediyor ve gülümsüyor gibi. Zar zor bebeğini uyutmuş bir anne, bütün yorgunluğu ile kendisini koltuğa atmışken bangır bangır bağıran bir sesin şiddetiyle yerinden sıçrasa ne kadar mutlu olur kim bilir! Tabii aynı sesle uyanan ufaklık korkacağından o da çığlığı basacaktır. Sayılı dakikalarla sınırlı sessizlik böylece tarihe karışacaktır. Tabii kim olsa bu huzursuzluğun sebebi olan partiye oy verir. Duyguların en sevimsizlerinden birisi korku. Birisini korkutarak istediğinizi yaptırabileceğinizi düşünmek ise hayal. Kaybettirmekle baskı kurmak ilk zamanlar işe yarıyor gibi görünse bile sonunda geri tepecektir. Duyguları basınca tabi tutmak ne işe yarayabilir ki? Okullarda bu örneklere sıkça rastlamak mümkün. Bazı öğretmenler öğrencileriyle dostça ilişki kurarlar. Onların sıkıntılarını paylaşırlar, maçlarına giderler ve öğrenmenin not almaktan daha önemli olduğunun altını çizerler. Bazılarıysa katı disiplin kuralları koyarlar. İstedikleri gibi davranmayan öğrencileri sert cezalara çarptırırlar. Kendisinden korkulmasının işleri kolaylaştıracağını düşünürler. Sonuçta çocuklarla arkadaş olmayı tercih eden öğretmenler daha çok sevilir ve daha başarılı olurlar. İlk zamanlar iyi netice alır gibi görünen baskıcı öğretmen ise alay edilen ve kaçılan bir eğitmen durumuna düşer. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu onun dersinden zevk almaz ve neticede hiçbir şey öğrenemez. Bu durumda korkutmayı iş zanneden öğretmen de başarısız olur, onun yüzünden dersten soğuyan öğrenciler de. Nereden çıktı korkmak diyeceksiniz. Geçenlerde biraz gecikmeyle de olsa İtalyan Roberto Benigni’nin Hayat Güzeldir filmine gittim. Anlatıldığı kadar güzel buldum. Koskoca İkinci Dünya Savaşı’nın ve Nazilerin iğrenç çalışma kamplarını beş yaşındaki oğluna oyunmuş gibi anlatan İtalyan Yahudisi babanın hikayesini seyretmek hatırlattı bana korkuyu. “Üstün ırk” masalını uyduran ve buna önce kendileri inanan Nazilerin, zamanında tüm dünyayı nasıl huzursuz ettiklerini herkes biliyor. Ama yine de perdede görmek başka. Üstelik benim gözümde Nazi vahşeti bitmiş değil. Balkanlarda Sırpların bunca yıldır zulmettiği Bosna ve Kosova’yı düşününce korkutma ve sindirme ideolojisinin Naziler’de son bulmadığını görüyorum. Bizler rahat hayatlarımızı sürdürürken burnumuzun dibinde yine insanlar ölüyor, yine toplu mezarlar kazılıyor. Akıl sağlığını kaybetmiş caniler, esirlerinin parmaklarını, gözlerini alıp kavanozların içine koyuyor ve koleksiyon yapıyor. Kontağı çevirince otomobiller, evine girince üzerine atlayıp beynini uçuran gizli servis elemanları vs. sadece senaristlerin hayal ürünleri değil. Bütün bunlar birçok yerde gerçekten yaşandığı için filmlere konu oluyor. Sevgilinizle bir tek günü paylaşmak istediniz diye tehdit edilmeler, dinlenen telefonlar, takip edilmeler, birçok insanın yaşam biçimi olduğu için edebiyatta, sinemada ve diğer sanat dallarında konu olarak karşımıza çıkıyor. Birtakım güçlerin korkutmaya dayalı baskıcı tavırları çok insanın mutsuz olmasına sebep oluyor. İnsanın tipik içgüdülerinden birisi olan yaptırımcılık yazık ki sevgiyi de ürkütmeye niyetlenebiliyor. Ama ne olursa olsun sonuçta güneş parlıyor, seçimler yaklaşıyor, hayat denen komedi sürüyor. Seven kalp ise tehditten falan anlamıyor. Korkmak elbette mümkün, mantık aksini iddia etse bile vazgeçmek mümkün mü?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92124
    % 1.15
  • 5.2909
    % -1.01
  • 6.044
    % -0.52
  • 6.6919
    % -0.87
  • 213.346
    % -0.57
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT