BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kişiye özel

Kişiye özel

Eskilerin “Zata mahsus” diye tanımladıkları bu deyim, son günlerin modası... “Şeffaf”lıktan başlayıp, gelebildiğimiz yer, hususi pazarlıkların umumi kurallara tercih edildiği günler oldu.



Eskilerin “Zata mahsus” diye tanımladıkları bu deyim, son günlerin modası... “Şeffaf”lıktan başlayıp, gelebildiğimiz yer, hususi pazarlıkların umumi kurallara tercih edildiği günler oldu. İyi de biz bunu mu istiyor ve bekliyorduk? Zannetmiyoruz... Vatandaş, kapalı kapılar arkasında neler olup bittiğini bilmek ve kendisi ile ilgili alınacak kararlara katkı sağlamak istiyor. Cumhuriyet dediğimiz siyasi yapının da temelinde olan bu anlayışın giderek terkedildiğini görüyoruz. Pazarlıklarla oluşmuş resmi rapor ve kararların ısrarla halktan gizlenilmesini anlıyamıyoruz. Başbakan talihsiz Rusya gezisinde; heyetinde bulunan “MHP”li bakanları saf dışı bırakarak, koalisyon ortağı olduğu hükümet adına pazarlıklar yapmış; sözleşmeler imzalamıştır. İmzalanan bu anlaşmalar uluslararası düzeyde olmasına rağmen halen Meclis onayının alınmaması bir eksikliktir. Bu durumda peşpeşe yapılan “zirve”ler değil, bu zirveleri zorunlu hale getiren, önceden alınmış ve gizli tutulan haber, bilgi ve belgelerdir. Daha da önemlisi “yasama”dan habersiz bir şekilde ortaya çıkan “Zata ve duruma mahsus” anlaşmalardır!.. Bu anlaşmaların bir kısmı hukuki kural ve kılıflara uydurulmuş olsa bile “Gizli” tutulmakta, sadece halktan değil, sorumlu ve yetkililerden de saklanmaktadır. Türkiye’yi ilgilendiren meselelerin koalisyon ortakları ile sınırlı tutulması, bir yönetim tarzı ve tercihi olarak sergilense de, Meclis çatısı altındaki diğer parti lider ve üyelerine yaygınlaştırılamadığı için; demokratik bir yaklaşım sayılamaz!.. Son günlerde “AİHM” kararları arkasına saklananlar, bu kararların ne ölçüde hukukî ne ölçüde siyasî olduğu konusunda, hiç de açık davranmamaktadırlar. Bir taraftan hukukun üstünlüğünü savunmak, diğer taraftan da siyasi görüş ve kararların “hukuk”a tercih edilmesi hiç de samimi bir durum sergilememektedir. Dikkat edilirse “zirve” öncesi artan Avrupalı trafiği ve baskısının; hukuktan çok siyasi bir kimlik ve ağırlık taşıdığı görülecektir. Bazı şeylere “İlke olarak karşı olmak” ayrı şey, mevcut hukukun uygulanması ise tamamen ayrı bir şeydir. Bu ikisinin birbiri yerine kullanılması kargaşa doğurmaktadır. Tıpkı “içimize sindirip, sindirememe” durumunda olduğu gibi inandırıcı da olmamaktadır. Öcveren’in yargılanması sırasında tarafsız mahkemelerin, esas ve usul açısından çok hassas davranarak karar verdiğini savunanlar, şimdi her nedense bu kararların uygulanmasına karşı çıkmaktadırlar. “Perhiz ve lahana turşusu” gibi bir açmazla karşı karşıyayız! Gerçekleri söylemek, doğruları istemek, “radikal söylem” olmakta, hiçbir şey söylemeyip lafı geveleyip, mugalata yapmak da, “siyaset” olarak değerlendirilmektedir. Biz Ankara’da detaylara boğulduğumuz için Tunceli’de ikisi subay altı askerimiz acımasızca şehit edilmekte, resmi ağızlar tarafından hâlâ terörün bitmediği söylenmektedir!.. Bu “zata mahsus” davranışların bize pek hayrı olmayacağı görülmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT