BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Objektif sübjektif’i de bereledi

Objektif sübjektif’i de bereledi

Pazar günü akşamı iki önemli isim Kadir Çelik ve Ahmet Çetinsaya Fenerbahçe’nin galibiyetini içime zehir etti.



Pazar günü akşamı iki önemli isim Kadir Çelik ve Ahmet Çetinsaya Fenerbahçe’nin galibiyetini içime zehir etti. Derbi maçlarda iki yıldır yüzümüz asıktı. Ali Can’ın belirttiği gibi 26 Nisan 1998’den beri yani 402 gündür ne Galatasaray’ı, ne Beşiktaş’ı, ne Trabzonspor’u yenememiştik. Nihayet şeytanın bacağını kırdık Şükrü Saraçoğlu’nda. Moldovan ve Boliç’in kaçırdıkları hariç iki attıkları golle 2-1’in mutluluğunu bile yaşayamadım zaping yaparken. Üstelik Uche de 285 gün sonra yine bir Beşiktaş maçında sakatlanmış, pazar günü takımında ilk defa yerini almıştı. Neşeme diyecek yoktu. Golleri seyretmiştim. Nereden de geçti elime kumanda? Kanal 6’ya gelince takılıp kaldım saatlerce. KİRLENME Baktım Kadir Çelik’in Objektif programı var. Konukları içinde sürekli konuşan ise bir başarılı eski belediye başkanı, Eminönü’nün tarihi konumunu koruyan ve katkıda bulunan Doçent Dr. Ahmet Çetinsaya. Sonra küfürleşmeleri aratmayacak hakaretler birbirini takip etti. Ne “şerefsizler” ithamı kaldı, ne “ispat etmezsen namuzsuzsun”, iddiası. Utandım, yüzüm kızardı. Gerilim de olunca izlettiriyor program kendisini. Neden bu kadar ağır sataşmalar ve saldırılar var’ın cevabını arıyorsunuz. Oysa ben hem yakinen biliyorum, hem dostlarım doğruladı Kadir Çelik ve Ahmet Çetinsaya iki eski dost. Öyle ki Çelik, Çetinsaya’nın Haseki Hastanesi Baştabibi iken orayı nasıl pırıl pırıl işler hale getirdiğini ekranlara bile yansıtmıştı. Peki şimdi? İkisi birbirinin ayıbını arıyor, çamur çalıyor gibi bir halleri vardı. SEPETÇİLER KASRI Kavga ise Eminönü’nde Haliç’e girerken bir biblo gibi Boğaziçi’ne süzülen Sepetçiler Kasrı yüzünden. Kasır Osmanlılar döneminde Kaptan-ı Derya’nın oturduğu ve seferden dönen veya sefere çıkan gemileri izlediği tarihi mekân. Hemen yukarısında da Topkapı Sarayı. Pejmürdeydi. Belki de yıkılmaya doğru gidiyordu bu tarihi yapı. Eminönü’nün önceki Belediye Başkanı Sayın Ahmet Çetinsaya’nın (ANAP) girişimleri, başta Tanıtma Fonu’nun da katkılarıyla Sepetçiler Kasrı kurtuldu. Uluslararası Gazeteciler Merkezi oldu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de etkinliğini üslendi. Çiçek gibi oldu. Alâka her geçen gün arttı. 5 yıldızlı bir turistik tesis gibi hizmet vermeye başladı. Ancak sonunda Sepetçiler Kasrı bir lüks restorant haline getirildi. Amacı ufalandı, gazetecilere de gelmeleri halinde iskonto yapan bir kuruluş oldu! Kadir Çelik programı bunu konu etmiş. Sayın Çetinsaya bunu bile bile gelmiş. Gazeteciler Cemiyeti’nden de o günün başkan yardımcısı Orhan Taşan ile Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan bir akademisyen, konuk. Ancak Hoca, böyle bir kavgayı görünce geldiğine pişman olduğunu söyledi!? Kadir Çelik’in iddiası Çetinsaya’nın başkanı olduğu Eminönü Hizmet Vakfı bölgenin rantını yiyor! Otoparklar çalıştırıyor. Sepetçiler Kasrı sosyetenin nikah yaptığı, yemek yediği bir restorant haline getirilmek için kaçak inşaatlarla yeniden düzenleniyor. Buranın da rantı aynı vakfa gidiyor!? Şimdi Çetinsaya cevap veriyor. “Doğru. Otoparkımız yasal, işletiyoruz. İstanbul’un yarısı kaçak inşaat. Bunu da daha çok kamu kuruluşları yapıyor. Bu da böyle. Devlete kazanç sağladığı için yıkılmıyor. Gerçekte ek inşaat kaçak. Şu an yönetim değişmiştir gücü yeten varsa buyursun yıksın” diyor. Çetinsaya soğukkanlı, belli ki herşeye hazır. Mafya’da adı geçen bazı insanlarla ilgili sorulara bile cevap veriyor. Sonra da sormaya başlıyor Kadir Çelik’e biraz küfürlü, biraz hakaretli de olsa: -Senin Beykoz’daki beş katlı villanın iki katı ve havuzu kaçak. Ben senin iddia ettiğin hataları yaparken, sen yanımda ve dostumdun. Neden uyarmadın. Oysa biz sana kardeşimin otelinde (Beyazıd President Otel) özel oda verdik, konuklarınla birlikte ağırladık, mark olarak borcunu sildik. Yalansa yalan de. KOMPLO MU? Telefonlar gelmeye başlıyor programa. Aynı dönemde SHP’den bir belediye başkanı adayı olan kişi arıyor. Ahmet Çetinsaya “Bakalım nasıl yeni komplolar kurdun” demeye kalmadı, telefondaki SHP’li Kadir Çelik’i hedef alan konuşmalar yaptı. Telefon kesildi Çelik tarafından. Gülen ise Çetinsaya oldu. Sonra Çelik’in aldığı villanın müteahhidi aradı. Herşeyin yasal olduğunu savundu. Aynı durumda 1460 villa bulunduğunu söyledi. Sürekli alt yazı geçiyordu Objektif’in yeni konukları Kamer Genç, Mehmet Gül, Mukadder Başeğmez ve Recep Yazıcıoğlu’yla ilgili. Ancak bu psikolojiyle de tartışmanın bir yenisi gerçekleşemedi. Reklâmlar girdi. Böyle programcılık olur mu Allah billah aşkına. Böyle konuk da. Nerede kaldı yayın etiği, meslek ilkeleri? Ülke yönetiminde sorumluluk almak. Herkes bir kere daha değil, bin kere daha düşünmeli. Yıkılan, çözülen, göçenler çok önemli değerlerimiz. Mesela inanırlığımız, güvenirliğimiz. Bunlar çok konuda ölçü değil mi? Bilgi açığı ve açlığı Yargı-Medya İlişkileri.. Mevzuat Eksiklikleri ve Hukuk Devleti.. Fikir ve Düşünce Özgürlüğü.. Çağdaş Batı Hukuku’nda Bu Konudaki Uygulamalar.. Medya’da Tekelleşme.. Basın Kanunu’nun Yeniden Düzenlenmesi.. Özel Yaşamın Açıklanması.. Manevi Tazminat.. Düzeltme Hakkı.. RTÜK’ün oluşumu ve işleyişi.. Bunların her biri bir tebliğ konusu..uzmanlarınca verildi..tartışıldı Başkentte. Ankara Barosu’nun Bilkent Otel’de 5 gün süren Hukuk Kurultayı gerek teröristbaşı Öcalan hakkındaki infaz kararı tartışmaları, gerek Cumhurbaşkanı seçimi, gerek Terörle Mücadele Kanunu, Seçim ve Siyasi Partiler Yasası ve de medyamızın mevcut durumu açısından harika bir zamanlama. Tesadüf de olsa, tevafuk da olsa müthiş bir zamanlama. İçimizi karartan örnekler artık olmasın. Hep aynı filmleri izlemeyelim, artık. TARTIŞMA DOĞRUYU YAKALATACAK Medya güçleniyor, çeşitleniyor. Doçent Dr. Avukat Hasan Bıyıklı’ya göre Basın Yasası ayıklanmalı. Mesela mahkemelere kameralar girmemeli. Avukat Fikret İlgiz ise gazetecinin özgürce habere ulaşması için korunması gereğini söylüyor. Avukat Osman Ergin de yazıişleri müdürüne verilen cezanın komik olduğunu savunuyor, iddia ediyor! Prof. Dr. Korkmaz Alemdar Hoca ile konuştum. Medya için ABD’li gazeteciler “mesleğimizi artık teknoloji ve ticaret belirliyor” diyorlarmış. Kimse Irak’taki tekelleşmeyi görmüyor ama, Amerika’daki medya birleşmelerini görüyor. Korkmaz Hoca’ya göre böyle bir evlilik güç için gerekli. Basın Türkiye’de bazan bir, bazan iki, bazan üç, çok az da 4. güç olarak hizmet veriyor. Peki RTÜK? -Eleştiri sektörden geliyor. Sonra yasayı çıkartanlar eleştiriyor. RTÜK, MGK gündemine bile girmişti. Ancak hızlı gündem değişikliği gerilere itti. RTÜK üyelerinin nitelikleri tarif edilmeli. İyi çalışan bir RTÜK için de siyasi istikrar şart. Hükümetle barışık bir yönetim olmalı. Şeffaf ve kalite öne çıkmalı. Özerklik getirilmeli. Prof. İlhan Özay programların nitelikli ve ilgi alanları içinde olmasını salık veriyor. Meslek kuruluşlarının da etkisini istiyor. Fikret Bila, Korkmaz Hoca’ya ters. Depremde Kanal 6’nın kapatılması gibi Başbakanlar’ın kanallarla ilgili tasarrufta bulunmamasını, mahkemelerin bu kararı vermesini istiyor. RTÜK’e emredilmemeli. Prof. Arif Esin’in görüşü ise medyada rekabetin önlendiği biçiminde. Oysa Rekabet Kurulu’nun açtığı davaların yarısından fazlası medyaya ait. Cine-5 eksik ve haksız rekabet yaptığından 50 milyar ceza aldı. Kemal Erol, Rekabet Kurulu Başkanvekili. Kurul’un tekelleşmeye ve kartelleşmeye karşı kurulduğunu anlatıyor. Medya soruşturmalarının ise % 55’i bulduğunu söylüyor. Kararların tümü de takip ediliyormuş. BİAR’ın beraatı olayı hatırlatıldığında ise zaman aşımına denk geldiği biçiminde izah ediyor. KURALSIZLIK, İLKESİZLİK Prof. Haluk Burcuoğlu “kamu yararı” ifadesine takmış. Çok çarpık, çok kaypak olduğunu belirtiyor. Tarife ve amaca ihtiyaç bulunduğunu söylüyor. Bir eski Yargıtay mensubu Çetin Aşçıoğlu ahlâk ve hukuksal denetimin karıştırılmaması üzerinde duruyor. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanı Bilal Kartal ise basının öneminin ferde ve topluma yararından kaynaklandığını, haberin bilgiye ve gerçeğe dayanması icabettiğini hatırlatıyor ve dikkat çekiyor “Basınla ilgili davalar % 5 iken, bugün % 35’e yükseldi.” Manevi tazminat da caydırıcı? Prof. Burcuoğlu tazminatın 9 rakamlı sıfırlara ulaşmasından mutlu. Ancak yargılama bir sanat ve yargıç da insan. İlkesizlik ve kuralsızlığın devam etmemesi gerek. Eline güç verilen, bunu kaleşnikof gibi kullanmamalı. Hukuk Kurultayı’nı özleyeceğiz. Tokluğumuz nasıl olsa gidecek. Gelişim ve değişim ile teknoloji ve insanımız çok hızlı. Acıkacağız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT