BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Yabancısıyız buraların evladım!”

“Yabancısıyız buraların evladım!”

Garajın çıkışına doğru yürüdüler. Etrafta bir sürü insan vardı koşuşturup duran. Seyyar satıcılar yollarını kesiyor, mallarını illa ki satmak için inatla ısrar ediyorlardı.



Garajın çıkışına doğru yürüdüler. Etrafta bir sürü insan vardı koşuşturup duran. Seyyar satıcılar yollarını kesiyor, mallarını illa ki satmak için inatla ısrar ediyorlardı. Seyahat acentelerinin önünde çığırtkanlar olanca güçleriyle ve değişik nağmelerle müşteri çağırıyor, yeri göğü inletiyorlardı. Yolcular ise bir an önce kendi otobüslerini bulabilmek, yerlerine yerleşebilmek arzusuyla kimseye aldırmadan koşuşuyordu. Seher hayretle bakındı çevresine: - Anam, ne bu insanların acelesi böyle! Şehnaz gözleri kendi yaşlarında iki genç kıza takılmış bir vaziyette cevap verdi annesine: - Herkes koşuyor bu şehirde. Şunlara bak ana, bir başlarına, kıyafetlerine de bak hele... Genç kızlar şortluydu. Seher başını kızının işaret ettiği yöne çevirdi. İrkildi: - Tövbe tövbe... Bu halde sokağa çıkılır mı hiç? Yürü, bakıp durma... Yola çıktıkları zaman nispeten ferahlamışlardı. Şilteleri bağladığı ipin ucundan tutup ustaca bir hareketle sırtına vurdu. Şehnaz’ın elinde iki hasır sepet içinde kap-kacak vardı. Üç naylon torbaya da giysilerini doldurmuşlardı. Yürümeye başladılar. Önlerine çıkan iyi giyimli bir adama kibarca yaklaştı Seher: - Kusura bakma kardeş, yabancısıyız buranın, hele bir deyiver, şu adrese nasıl gideriz? Elindeki kağıdı uzatmıştı. Adam pahalı güneş gözlüklerini çıkartıp gözlerini kısarak baktı kağıda. Güldü geri uzatırken: - Bir arabaya binin, buradan gidemezsiniz.... - Biz yürürüz beyim, sen tarif et... Adam iyice sırıttı: - Nereye yürüyorsun hanım, sandığın gibi değil, arabayla bile yarım saatten fazla sürer. Bu kadar yükle, bu sıcakta, aklını mı kaçırdın sen? Hem yürünmez oraya buradan. Burası otobana çıkar. Ne dediğini anlamamıştı adamın. Yine de başını salladı: - Yani şimdi biz yürüyerek gidemeyecek miyiz buraya, neye bineceğiz ya? - Bu yüklerle hiçbir şeye binemezsiniz. Ancak bir taksiye... Başkası almaz, götürmez sizi. Eliyle garajın çıkışında bekleyen sıra sıra taksileri göstermişti. - Sağ olasın, ne edelim, biz de bineriz dediğin gibi... Taksilerin olduğu yere yürüdüler. Şoför küçümseyerek baktı kadının sırtındaki şiltelere. - Bunları nereye koyacağız be kadın, bunlar taksiyle gider mi, bir kamyon tut sen... Seher yutkundu, acemi bakışlarını utanarak gezdirdi şoförün yüzünde: - Yabancıyız biz evladım, buranın adetini, örfünü bilmeyiz, yol göster de ona göre gidelim, varalım gideceğimiz yere. Genç şoför tepeden tırnağa süzdü kadını. Arkasında duran Şehnaz’a da göz ucuyla baktı. Başını yana doğru çevirdi: - Hay Allah, çattık yahu... Tamam atlayın haydi, getir onları da tepeye bağlayalım bari. Sevindi Seher, heyecanla atıldı: - Allah razı olsun evladım, götür bizi gideceğimiz yere başka bir şey istemem. - Paran var mı paran? Kadın mağrur bir tavırla başını salladı: - Meraklanma, borcum neyse hemen öderim... Şoför umursamaz bir tavırla dudak büktü. Kabadayı tavırlarla geçti direksiyona. Ana kız arkaya kurulmuşlardı. Taksi, bozuk çukurlarla dolu sokağa girince şoför kendi kendine söylenmeye başladı: - Şu hale bak, mahvoluyor araba yahu, sağlam parça kalmadı... Teyze, bak şu karşısı işte aradığın yer, kusura bakma oraya kadar gidemeyeceğim, yürüyüver artık buradan. Arabam mahvoldu. Suratını asıp başını çevirdi. Sinirli hareketlerle direksiyona vuruyordu parmaklarını. Sinirli bir şekilde mırıldandı: - Bedava bulmadık bu arabayı... Bu yollar yüzünden harap oldu be! DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92779
    % -0.98
  • 5.283
    % -0.08
  • 6.0317
    % 0.15
  • 6.6982
    % -0.65
  • 211.885
    % -0.27
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT