BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihî komedi

Tarihî komedi

Bu sefer yazıma, oyunun yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu’nu kutlayarak başlamak istiyorum.



Bu sefer yazıma, oyunun yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu’nu kutlayarak başlamak istiyorum. İlk güzellik; bir başka deyişle, bugün tamamen göçmüş olan tiyatromuzun çınarlarına karşı gösterdiği saygıdan kaynaklanıyor. Program Dergisi’nin bir sahifesinde “(1931-32 Sezonu İstanbul Şehir Tiyatrosı) başlığı altında “Birinci Temsil 11 Teşrin Evvel Salı Akşamı) duyurusu var. Ve sonra oyunun, bu ilk temsilinde rol alan sanatçıların adları yazılı.. Kimler yoktu ki.. Bugünün gençleri, bu sanatçıların belki de isimlerini bile duymamışlardır.. Tabii bu sanata gönül verenler hariç.. “Hazım Vasfı Rıza, Behzat, Emin Beliğ, Halide, Bedia Muvahhit ve liste uzuyor. Daha evvel ifade ettiğim gibi hepsi bu fâni dünyada, farklı bir isim bırakarak göçmüşler. Ne hazin, Vasfı Bey’le, Bedia Hanım’la 1974 yılında sohbet etmiştik.. Allah rahmet eylesin.. Ayşenil Şamlıoğlu çok yerinde bir davranışla, biraz da geçmişin özlemiyle Karagöz oyunlarından çok yararlanmış. Bu kutlamaya değer bir davranış. Bu hayal oyununda el ve kol hareketleri -zoraki olarak- kesik ve köşelidir. Gene, oyunun başlangıcında, sahne ikiye bölünmüş. Üstte kadınlar, altta erkekler. Hepsi de, “Hayâl Perdesi”nin kahramanları gibi, duruş ve hareket düzeni içindeydi. Bu duruş ve hareket bütün oyun boyunca sürdü. Diğer bir husus, bütün sanatçılara aynı göz makyajı, buna isterseniz maskesi de diyebiliriz. Kadın-erkek herkesin makyajı, gözlerde aynıydı. Çok kalın, biraz abartılı hilâl şeklinde kaşlar, göz ve göz altlarının boyanması.. Güzel ve yerinde bir davranıştı. Ayşenil Şamlıoğlu, oyunu bir hayâl perdesinin görüntüleri, misâli ustaca yönetti.. Ne ufak bir tekrar, bir sürçme... Gelelim oyunun metnine, oyun 1931’de yazıldığına göre, o devrin üslûb ve dilini kullanması doğaldı. Bunlarda, oyunun biraz güç, hatta zaman zaman çok güç anlaşılmasına sebeb oldu. Ancak, gene Şamlıoğlu, pratik bir davranışla bu zorluğu -mümkün olduğu ölçüde- kolaylaştırmış. Zaman zaman Mühmeli rolünü oynayan genç, zaman zaman değişik mekânlarda bazı cümleleri, bazı ibareleri günümüzün diliyle tekrarladı, bir tür çevirmenlik yaptı. Bu da zorunluydu. Müsahipzade Celal Bey’in dili ve üslûbunu aynen bıraksa, günümüz gençliği -hatta orta yaşlısı bile- konuşmaların manasını pek anlamayacak, oyun da sağırlar diyaloğuna dönecekti. Yönetmen bunu da kolayca, hiç yadırganmadan çözmüş.. Rol alan bütün sanatçılar, bütün güç ve yetenekleriyle oyunu, omuzlamışlar, kıyıya kadar getirmişler. Hepsini kutlamak istiyorum. Güzel ve kolay değişebilen dekor, uygun kostümler Gül Emre’nin, Işık: İbrahim Karahan/Dans Düzeni: Cihan Yöntem/Müzik: Kemâl Gününç, Reji Yardımcıları: Tayfun Erarslan, Turan Günay, ADANA DEVLET TİYATROSU SANATÇILARI (TAKSİM SAHNESİ) Oyunun kısa özeti. Bir devlet dairesinde “bugün git yarın gel” tekerlemesi ve yöneticinin çevirdiği dolaplar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT