BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir soylu prens

Bir soylu prens

İki hafta önce vefat eden şair Mehmet Akif İnan’la ilgili yapılan toplantılarda konuşmacılar, sanatçının hayatı, sanatı ve mücadeleci yönü üzerinde durdular.



Bu ayın 6’sında ebediyete uğurladığımız şair, yazar ve Memur-Sen Başkanı Mehmet Akif İnan’la ilgili olarak İstanbul ve Ankara’da yapılan toplantılarda sanatçının hayatı, fikirleri ve şiiri ele alındı. Yakın dostları, “Hicret” şairinin mücadeleci tavrı ve insanî yönü üzerinde durup hatıralarını anlattılar. Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Mustafa Çelik’in yönettiği toplantıda Erdem Beyazıt, Ersin Nazif Gürdoğan, İsmail Kıllıoğlu ve Zübeyir Yetik birer konuşma yaptı. Ankara’da ise Rasim Özdenören, Mehmet Atilla Maraş, Bahri Zengin ve Salim Uslu, İnan’ı anlattılar. Mustafa Çelik’in, Mehmet Akif İnan’ın hayat hikâyesini anlatmasından sonra Zübeyir Yetik, çocukluk ve ilk gençlik arkadaşından bahsetti. Yetik, Akif İnan’la ilk tanışmasını ve üzerindeki ilk te’sirini dile getirdi. O AĞACIN ALTI Ankara’da bir araya gelip sohbet ettikleri söğüt ağacının bir sembol olarak önem taşıdığını ifade eden Yetik, “O ağaç bizim için bir sembol oldu adeta. Düşüncemizin, sanatımızın çıkış noktası oldu. Hatta Erdem Beyazıt, bizim söğüt ağacını, Osmanlı’nın ilk mekânı olan Söğüt ilçesiyle özdeştirirdi” dedi. Yetik şunları söyledi: “Akif İnan 1994’de kadar sadece bir şair ve sanatkâr olarak kaldı. Ama 1994’lü, 95’li yıllarda bir hukuk koruyucusu ve adalet güdücüsü olarak meydana çıktı. Hak savunuculuğu olarak sendikacılığı benimsedi. Türkiye’de memur sendikacılığını gerçekleştiren liderlerin başında ön plâna çıktı. O demokratik zemin üzerine yeni bir anlayışın temsilcisiydi.” ÜSTAD’A SAYGI Daha sonra konuşan Erdem Beyazıt ise ilk olarak çıkardıkları yayın organı “Hamle”den bahsetti. Bu yayınla Büyük Doğu’nun kurucusu üstad Necip Fazıl Kısakürek ve Diriliş’in yöneticisi Sezai Karakoç ile tanıştıklarını anlatan Beyazıt, “O aralar Büyük Doğu’yu düzenli olarak takip ediyorduk. Büyük Doğu’nun kapakları bile bizim ruh dünyamızda büyük ufuklar açıyordu” dedi. Akif İnan’ın “soylu”, “ağa” ve “prens” tabiatlı bir kişiliğe sahip olduğunu vurgulayan Beyazıt, “Akif İnan, üstad Necip Fazıl’ın adeta temsilcisi, sözcüsü gibiydi. Herkese saygı telkin eden, davasını en iyi şekilde temsil eden ve onu her şart ve ortamda koruyan bir şahsiyetti. Herkesi dinler, ama doğru bildiklerinden asla vazgeçmezdi” diye konuştu. Ersin Nazif Gürdoğan ise, İnan ile tanışmasını anlattı. İstanbul’da Fethi Gemuhluoğlu ile görüştüktün sonra tavsiyesi üzerine Ankara’ya gidip hem Akif İnan’la, hem de Nuri Pakdil’le tanıştığını belirttikten sonra ilk intibalarını dile getirdi. MAVERA’YA DİKKAT O sırada yayınlanmaya başlayan Mavera çevresinde romana çok önem verildiğine dikkat çeken Gürdoğan, “Ülke olarak geri kalışımızın sebeplerinden birisi olarak romanımızın zayıflığına işaret edilirdi” şeklinde konuştu. Gürdoğan şunları söyledi, “Edebiyat Dergisi 1969’da çıkmaya başladı. Edebiyat Dergisi, Diriliş’in çıkmadığı dönemde yayınlandı. Akif İnan’ın da kurucuları arasında bulunduğu Mavera, 1976 yılının Aralık ayında neşredildi. Mavera da Edebiyat dergisinin boşluğunu doldurmak için yayınlandı. Son konuşmacı İsmail Kıllıoğlu ise kendisinin Akif İnan-Erdem Beyazıt kuşağından sonra olmasına rağmen bu topluluğu yakından tanıdığını belirterek, “Akif Bey’le Ankara’da görüştüm. Onun iç dünyasına ve şiirine vâkıf oldum” dedi. Kıllıoğlu, İnan’ın şiirini ve sanatını ele aldığı konuşmasında, eserlerinin yeniden tasnif edilerek yayınlanması gerektiğinin altını çizdi. Daha sonra Kahraman Emmioğlu ve Muzaffer Doğan da birer konuşma yaptılar ve Akif İnan’ın şiirlerinden örnekler sundular.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT