BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anlayana

Anlayana

İnsan hafızası ilginç. Hiç unutmayacağını zannettiği kişi ve olayları bir anda unutuverdiği gibi hemen sileceğini düşündüklerini bir ömür boyu yanında taşıyabiliyor.



İnsan hafızası ilginç. Hiç unutmayacağını zannettiği kişi ve olayları bir anda unutuverdiği gibi hemen sileceğini düşündüklerini bir ömür boyu yanında taşıyabiliyor. Gerçi ben kişileri unutmak konusunda biraz zayıfım. Olayları hatırlayamam ama bir kere selam verdiğim bir insanı hiç unutmam. Bu durum İslam öğretisine uygun. “Size yapılan kötülükleri ve sizin yaptığınız iyilikleri hemen unutun” diyor, biliyorsunuz. Bunu bilinçli olarak başardığımı iddia edemem. Ama yapım gereği hakikaten unutuveriyorum. Hatta yakınlarım bu yüzden bana sık sık söylenirler. “O sana şöyle yapmıştı, sen şimdi nasıl selam veriyorsun” tipi azarları haftada birkaç kere işitirim. Bu yolun uzun bir yol olduğunu ve sonunda kimin ne olacağının belli olmadığını söylerim ben de onlara. Para, şöhret ve güç bir an ellerinizdeyken birdenbire yok olabilir. Etrafınız sayısız insanla doluyken bir de bakarsın ki tek başınıza kalmışsınız. İnsan, içinde bulunduğu hiçbir durumu kendisinden bilmemeli. “Başarılıyım çünkü iyi bir eğitim aldım, gencim, güzelim, zenginim” gibi düşünceler alabildiğince yanlıştır. Bu sayılanlar olsa olsa sebeplerdir ve sebepleri de Allah yaratır. Çevreme baktığımda, genç yaşında şöhrete ve servete kavuşmuş birçok insan görüyorum. Onları takdir ediyorum. Kendimle kıyasladığımda benim yaptığım bazı hataları onların yapmadığını fark ediyorum ve dolayısı ile onları daha akıllı buluyorum. Yalnız bir tane detay var. Her şey geçicidir. Dünyada ve evrende nasıl ki her şey hareket halindedir, insanların hayatında da olaylar hareket eder. İradeniz dahilinde yapabileceğiniz sadece çalışkan ve iyi niyetli olmak ve disiplinli davranmaktır. Onun dışında şartları kaderiniz hazırlar. Ve kader, insanoğlunun müdahale edemeyeceği kadar derin, karmaşık ve dokunulmazdır. Geçenlerde bir gazetenin arka sayfalarından birinde, küçücük bir haber ilişti gözüme. Musalla taşında bir tabut, cemaat cenaze namazına durmuş. Haber ufacık, fotoğraf siyah beyaz. Belli ki sayfa sorumluları “atlamayalım bari” diye düşünmüşler. Resim altı başlık, “Sevim Çağlayan öldü.” Tanır mısınız Sevim Çağlayan’ı? Ben tanırdım. O, bir zamanların “muhteşem kadın”ıydı. Bunu ben söylemiyorum. Lakabı, hakikaten “muhteşem kadın”dı. Gazinoların peşinden koştuğu bir assolistti. Onun kadrosunda yer almak diğer sanatçılar için çok önemliydi. O, güzeldi, yetenekliydi, ünlüydü ve zengindi. Tıpkı Zeki Müren gibi, Sevim Tuna gibi. İsmi herkes tarafından bilinen Safiye Ayla gibi. Bu insanlar bir yere gittiklerinde halk kapıda birikir, onları bir kerecik görebilmek için itişip dururdu. Rahmetli Ayhan Işık bu ülkenin adeta kralıydı. Şimdi hiçbiri yok. Muhteşem kadın öldüğünde renkli bir haber bile olamadı. Çünkü dünya dönmüştü. Yıllar geçmişti ve bir zamanlar ondan yana olan şans şimdi başkaları için parlıyordu. Bütün o şaşaa, küçük bir cenaze töreni, siyah beyaz; o da sayfaya “lütfen” konmuş bir haber içinmiş demek ki. Ben Sevim Çağlayan’ı şahsen tanırdım. Tanıdığımda, geçen yıllar imzasını atmıştı yüzüne çoktan. Hoş bir insandı. Bir diva edasıyla yaşardı. Neşeliydi. Kimbilir belki yalnız kalınca bu maskeleri çıkartıyordu. Ama dışarıya karşı dimdik ayaktaydı. O, bir örnek. Hepimiz için. Saat başı klibi yayınlanan şarkıcılar, her yaptığı olay olan mankenler, genç işadamları... Herkes, hepimiz için bir örnek. Son yolculuğumuzun toprağa olacağını unutmamamız için bir uyarı o küçük haber. Tabii anlayana.. SÖZÜN ÖZÜ En uzun yolculuklar bir adımla başlar. LEVHA Gün olur, devran döner.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT