BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Eşek hoşaftan anlar!

Eşek hoşaftan anlar!

Kimse onu, sadece sevmek için yanında tutmaz...Ağır işlerin bir numarasıdır o... Ona olan sevgi menfaat sevgisidir... Dünyanın en güzel gözlü hayvanlarından biri olan eşeğe, bu güne kadar kimse boşuna ot vermemiştir... Ya yük taşınacaktır, ya süt...



Kimse onu, sadece sevmek için yanında tutmaz...Ağır işlerin bir numarasıdır o... Ona olan sevgi menfaat sevgisidir... Dünyanın en güzel gözlü hayvanlarından biri olan eşeğe, bu güne kadar kimse boşuna ot vermemiştir... Ya yük taşınacaktır, ya süt... Ya dik yokuşların “Ferrari’si” diye anılan bu sevimli hayvanın zirvelere taşınacak işlerin hamalı olması istenir... Ya da, köy yerlerinde otomobil sevdasının köreltilmesine vesile olur... Eşek eşektir ama kimse bu hayvanı boşuna beslemez, hele önüne ot koymaz... *** Eşeğin şakası da bir başkadır aslında... En olmadık ağır şakaların topuna birden “Eşek şakası” denir... Bu sevimli hayvanın inadından başka, biraz tekmesi, biraz da anırması dışında kimselere zararı yoktur... Transfer mevsiminde milyon euroları, kuruş gibi harcayanları görünce, hep aklımıza eşek gelir nedense... Borç içinde yüzen “büyükler” alacak verecek hesaplarını öyle bir yaparlar ki kendilerine göre; vergi borçları, bankalara olan kredi borçları, sporculara ve personele ödenecek borçlar, bir de yabancıların CAS‘a gidip kopardıkları paralardan doğan borçlar, yine de bellerini bükmez onların... *** Peki neden? Çünkü bir beklentileri vardır hepsinin... Ferrari’yi getirirler, forma satışı, reklam gelirleri gibi yüklü kârların peşine düşerler... Nasıl olsa ortalıkta “eşek” çoktur! Keita‘ya bu kadar paralar boşuna mı verilir? Mehmet Topuz, hangi Türkiye şartlarında 17 milyon euroluk transfer? İsmail Köybaşı, ne oldu da bir anda 7 milyon euroluk, bulunmaz delikanlı oldu? Merak etmeyin... Yöneticiler boşuna saçmıyor bu paraları... Nasıl olsa birileri bulunur bu yükü taşıyacak... Formaları kapışacak, kombineleri “hava olsun” diye kapatacak, tribünlere, bilet fiyatlarına bakmadan doluşacak çook insan var aramızda... “Eşek hoşaftan anlamaz” demişler ama anlar anlar, hem de iyi anlar bu zamanda! Unutulmasın ki “Eşek çamura bir defa çöker” ey futbol yöneticileri... Eşek gibi durduğumuza bakmayın, bizi de onun yerine koymayın emi... >> Bizim Anadol! Beşiktaş Ferrari‘sini Genao‘da buldu, getirdi... Hem de “Demoklesin Kılıcı” gibi başında duran Venezüellalı sevgilisine rağmen, o Ferrari, artık Türk sporunun otobanında... Beşiktaş‘a nazire yaparcasına G.Saray‘ın da bir ağır markaya ihtiyacı vardı... O da Hollanda’dan Honda‘yı transfer etmek istiyor... Bu sezon ligimiz sanki Formula 1 gibi maşallah... Ferrari var, Honda var... Bir de bizim Anadol tabii... Yâni değeri bir anda 20 milyon euroya çıkan Arda‘dan bahsediyoruz... Yerli malı, yurdun malı... Haydi Arda... Bas gaza... >> Uğur Dündar’a yakışmadı Günlerce, gazete sür manşetlerinde, televizyonların ana haber bültenlerinde anons edilen “3 büyük kulübün başkanının buluşması” olayı gerçekleştiğinde, dağ fare doğurdu resmen... Canlı yayın değil... Can alıcı hiç değil... Kahve muhabbeti gibi, üç başkanın şakalaşmaları ile insanları ekranlara kilitleme yanlışlığına düşen Uğur Dündar, içinden cımbızla bile alınmayacak haber değeri bulunmayan böyle bir oturuma nasıl imza attı anlamış değiliz... Üzüntümüz, mesaj vermeyen başkanlar için değil, sadece Dündar içindir... >> Kansere tur bindiren adam Doktorların yaşama şansını yüzde 40 olarak belirtmesinden sonra, katıldığı yarışlar da dahil Fransa Bisiklet Turu‘nda, üst üste 7 defada hep şampiyonluğu yakalamış olan Lance Armstrong, şu anda devam etmekte olan yeni turun klasmanında 3. sırada... 35 yaşındaki bu unutulmaz bisikletçi, kanserle alay ede ede, kilometreleri iki tekerleğin üzerinde bir bir yutuyor... Tıp dünyası hâlâ arayadursun... O, amansız hastalığın ilâcını çoktan bulmuş bile... O ilacın adı “Bisiklet sevdası...” >> Futbol, erkek oyunu değildir! Türkiye Futbol Federasyonu 8 ilde 640 minik futbolcu ağırlıyor... İçlerinde geleceğin yıldızlarının olduğu bir gerçek... Evlerinden ilk defa ayrılan bu çocuklar, futbolun dışında satrançtan tutun da, çevre bilinci ve kişisel gelişim eğitimleri de alıyor... Gittik, bizzat yerinde de gördük... Trabzon‘daki minik kızların, erkeklere taş çıkartan futbolları ile göğsümüz kabardı... Ve hep bir ağızdan “Futbol erkek oyunu değildir” haykırışlarına alkış tuttuk... Gerçekten onlar, futbolu sadece erkek gibi oynamıyor... Sporu spor gibi yapmanın erkekçesini, öğrenip, kadıncasını sahada uyguluyorlar... Gözümüz aydın...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT