BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başkan, “başkan gibi” olmalı!..

Başkan, “başkan gibi” olmalı!..

Şu Üç Büyükler’in başkanlarının hâline bakın; son aylarda “boksörlerin idman yaptığı kum torbalarına döndüler”; gelen sallıyor, geçen vuruyor, oturan gürlüyor, kalkan gülüyor; vah ki ne vah!.. Aziz Yıldırım’ı, Yıldırım Demirören’i “sonraya bırakarak”, Adnan Polat ile başlayalım “kum torbası” benzetmemizin analizimize!..



Şu Üç Büyükler’in başkanlarının hâline bakın; son aylarda “boksörlerin idman yaptığı kum torbalarına döndüler”; gelen sallıyor, geçen vuruyor, oturan gürlüyor, kalkan gülüyor; vah ki ne vah!.. Aziz Yıldırım’ı, Yıldırım Demirören’i “sonraya bırakarak”, Adnan Polat ile başlayalım “kum torbası” benzetmemizin analizimize!.. Sevgili Polat, giderek güç kaybediyor, yalnızlaşıyor; “genel kurulda yeniden seçilerek daha dün güven tazelemişken”, bıkmış ve bıktırmış bir görüntü veriyor!.. Daha kötüsü, “ipin ucunu kaçırmış”, kendine olan “özgüvenini yitirmiş” ve camiasının da güvenini hızla kaybeden bir başkan durumunda!.. Bu “itibar erozyonu”, onun ve yönetiminin yaptığı “onca güzel ve başarılı işin üstünü” kalın bir “siyah şal” gibi örtüyor; bilmeli ki, “bu böyle gitmez” ve gidemez; “Galatasaray Başkanı”, bu duruma düşmez, düşemez!.. Nedir, “bu durum?..” İşte, “yıllardan beri beklenen” tüzük değişikliğinin yapılacağı genel kuruldaki “acı” tablo!.. O tüzük değişikliği paketine, hem de “son gece değişiklikleri ve ilâveleri yaptığı (ki, yapılan değişiklikler doğru ve haklıdır)” pakete, “bir Galatasaray Başkanı gibi sahip çıkamayan” bir Galatasaray Başkanı olur mu?.. O tüzük paketini, o genel kurulu göz göre göre sabote eden “bir avuç liseci fanatiğe hadlerini Mükerrem Taşçıoğlu kadar bile bildiremeyen” bir Galatasaray Başkanı olur mu?.. Bitmedi; yarın çekip gidecek olan ve futbol tarihimizin en pahalı kadrosuna hiçbir şey vermemiş, verememiş “bir futbolcu ve disiplin kemiricisine ipleri teslim etmek”, sebebi bilinmeyen bir inat ve ısrarla “böyle” birini koruma ve kollama pahasına, kendinin, yönetiminin, futbol takımının geleceğini ortaya koymak, “Arda başta Galatasaray forması için yıllardır her şeylerini ortaya koyan” bir yığın futbolcuyu genciyle, yaşlısıyla “gözden çıkarmak” ve taraftarın önüne “fırlatıp atmak” bir Galatasaray Başkanı’na yakışıyor mu?.. Nedir bu “Adnan Sezgin tutkusuna ilâve edilen” Rijkaard sevdası?.. Bu “hocalığın alfabesinden nasibini almamış”, dahası “pedagoji” denilen hocalık biliminden habersiz olduğunu her zeminde ve fırsatta gösteren zatın, “eline verilen öylesine bir kadroyu darmadağın ettikten sonra”, hâlâ Galatasaray Başkanı tarafından baş tacı edilmesi ne anlama geliyor?.. Bir Galatasaray Başkanı, “fevkalade başarısız ve futbolcular tarafından da, camia tarafından da hiç sevilmeyen” bu iki zatı, eğer “şu veya bu sebepten (Acaba hangi sebepten?), yanında ve yakınında tutmak mecburiyetinde ise”, onlara “kendi holdinginde iş vermek” yerine, kulübünün “en değerli birimlerinin başında tutar” mı ve bu tercihinin maddi ve manevi külfetini kulübüne ödetir mi?.. Dahası; işte Aziz Yıldırım kalktı “günler önce” dedi ki; “Bugüne kadar Seyrantepe ile ilgili tek lâf etmedik. Ama Galatasaray haddini aşıyor. Böyle devam ederlerse, çok ağır şeyler söylerim, altından kalkamazlar!..” Bir Galatasaray Başkanı, “böyle açık bir tehdide ve hakarete karşı susup oturabilir” mi; günlerdir Galatasaray’ın resmi sitesine bakıyorum; “tık” yok!.. Bir Galatasaray Başkanı, “Galatasaray’ı da, kendisini de böylesine ezdirir” mi?.. Hiç olmazsa çık de ki: “Biz stadımızı yasaların amir hükümlerini hiçe sayarak, izinsiz, ruhsatsız yapmıyoruz!..” Hiç olmazsa çık de ki; “Biz Kalamış tesislerimizi, Sit kurullarının kararlarını pas pas ederek, izinsiz, ruhsatsız yapmadık!..” Hiç olmazsa çık de ki; “Biz vatanî görevimizi tam olarak yaptık, yapmamak için aldığımız raporları devlet sırrı gibi saklamadık!..” Hiç olmazsa çık de ki; “Biz tüzüğümüze aykırı şekilde, kulübümüzle ticaret yapmadık, villa satmadık, yakınlarımıza da yaptırmadık!..” “Bunları bile söyleyemedikten sonra”, bir Galatasaray Başkanı’nın, “tarafsız ve cesur olduklarını” hemen her yazılarında yazmak zorunluluğunu hisseden ama “iş”, bu konulara gelince, “Görmedim, duymadım, ilgilenmiyorum” diyerek “kulağının üzerine yatan” anlı ve de şanlı spor yazarlarımızdan ne farkı kalır?.. Sevgili Adnan Polat, ya “Galatasaray Başkanı gibi” ol, ya da “bir Galatasaray Başkanı’na yakışacak” şekilde git; tabii camiana da, kulübüne de, kendine de saygın varsa!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT