BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Tuluyhan Uğurlu’yu dinlerken

Tuluyhan Uğurlu’yu dinlerken

Siz de zaman zaman ruhunuzun kanatlanma, mana ufuklarında uçma ihtiyacı içinde olduğunu hisseder misiniz?



Siz de zaman zaman ruhunuzun kanatlanma, mana ufuklarında uçma ihtiyacı içinde olduğunu hisseder misiniz? Ben şahsen, öfkelerden, çatışmalardan, karamsarlıklardan ve çirkinliklerden bunaldığım şu son günlerde bu ihtiyacı sık sık hissediyorum. Bunun için, geçen akşam, yağmur ve trafik engeline aldırış etmeden Fevziye Mektepleri Vakfı’nın 114. Yıl etkinlikleri çerçevesinde FMV Özel Işık Lisesinde tertiplediği Tuluyhan Uğurlu’nun piyano resitaline gittim. Tuluyhan Uğurlu, ilk olarak “İstanbul Kanatlarımın Altında “filminin müziğiyle dikkatimi çekmişti. Ondan sonra basında çıkan röportajlarını ilgiyle takip etmiştim. Resital öncesi sunulan dia destekli biyografisinde Uğurlu için şöyle deniyordu: “En büyük şikayeti yalnızlık... En büyük zevki yalnızlık!” Bence deha’nın ve sanatın birinci şartıydı bu. O yalnızlık ki, lütuf gibi bir şeydir. İnsanı “kendini bilme”ye götürür. Kendini bilmek, tefekküre... Tefekkür “tek”e... Dört yaşında piyano çalmaya başlayan, yedi yaşında “Harika Çocuklar “sınavını kazanarak devlet tarafından akademik müzik yapmak üzere yurt dışına gönderilen, Viyana Müzik Akademisinin piyano ve kompozisyon bölümlerini bitirip master ve doktorasını tamamladıktan sonra etnik klasik new age tarzına yönelen Tuluyhan Uğurlu konserlerinde sadece kendi eserlerini çalıyor. Öyle ya, Chopin de kendini çalmıştı, Bach’ da... Uğurlu, bakışları Doğu’ya yönelik özgün bir bestekar. “Işık Doğudan Yükselir” diyor. Mana iklimlerinde dolaşan ruhu ve beyni onu inanç ve kainat konularında eserler vermeğe sevkediyor. O, Doğu’nun, kainatı özünde hisseden, gönlüne bütün yaradılmışları sığdıran harika çocuğu. Belki düşünürü... Belki de dervişi... Farklılığı da buradan geliyor sanırım. Yine biyografisinden öğrendiğimize göre çocuksu bir karakteri varmış, en çok da çocuklarla anlaşırmış. Sahnede düşünceyi notalara dökmenin büyüsünü yaşayan ve yaşatan bu ufak tefek adamda o çocuğu zaten görüyorsunuz. Muzip, şakacı ve masum.... Bir de bakıyorsunuz, sanki ikiyüz yaşında... Düşüncenin derinliğine daldı mı bütün yaşları benliğinde toplayan bir “bilge”ye dönüşüveriyor. Öylesine ilgi çekici yani. Resitalde seslendirdiği Taş Ustaları, Hazreti Süleyman Mabedi, İsa’nın Gözyaşları, Ayasofya, Çölde Ezan Sesleri, Türk Kahvesi, Mimar Sinan, Steplerden Doğan Güneş: Buda, Doğuya Yükselen Ruhlar, Düzce Depremi Belgeseli besteleri beni aldı, mananın ve tefekkürün zirvelerinde dolaştırdı. Ve içimde tatlı bir umut yeşerdi. Uğurlu’nun da resital sonunda dediği gibi sanat adına hüküm süren bütün çirkinlikler, bütün soysuzluklar bitecek ve Türkiye gerçek sanatkarlarına sahip çıkacak... Alnında Işığı İlk Hisseden Tiyatro Sanatçılarımız Sanata ve sanatçıya verdiği desteği kararlılıkla sürdüren Doğuş Otomotiv, bu defa Türk Tiyatrosuna emeği geçen değerli tiyatrocuların biyografilerini, kendileriyle yapılan röportajları, anıları içeren, resimli bir albümle karşımıza çıkıyor. Eseri hazırlayan Vedat Demirci, albümün önsözünde: “Cumhuriyet dönemi Türk Tiyatrosu’nu oluşturan, yaşatan kahramanları tanıtırken, Tiyatro Tarihi’ne de ışık tutmak istedim.” diyen Demirci’yi ve eserin yayınlanmasına imkan sağlayan Doğuş Otomotiv yöneticilerini kutluyorum. (Alnında Işığı İlk Hisseden Tiyatro Sanatçılarımız, Grafo Ltd. İst,1999)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT