BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 28 Şubat

28 Şubat

28 Şubat’ın üçüncü yılına giriliyor. Eskiden olsaydı 28 Şubat mesela “Ulusun Kurtuluş Bayramı” gibi bir ad verilerek bayram yapılırdı. Öyle olmadı. İsmi bile bir anlamda eksik. 28 Şubat ihtilali, darbesi yahut muhtırası denmedi.



28 Şubat’ın üçüncü yılına giriliyor. Eskiden olsaydı 28 Şubat mesela “Ulusun Kurtuluş Bayramı” gibi bir ad verilerek bayram yapılırdı. Öyle olmadı. İsmi bile bir anlamda eksik. 28 Şubat ihtilali, darbesi yahut muhtırası denmedi. Sadece nitelendi, ‘Post modern darbe.’ Bu da resmen yapılmadı, 28 Şubatçılardan biri bir konuşmasında öyle dedi. Belki de o ân aklına gelmişti. En fazla tutan da bu oldu. Demek ki 28 Şubat, şekli ön plana çıkarmadı. Çünkü 28 Şubat savunmaya dönük ideolojik bir tavırdı. Hakîkaten O’nu doğruya en yakın tarif edecek ifade ‘Postmodern Darbe’ kavramıdır. 28 Şubatçıların akşamdan sabaha ihtilal heveslisi maceracılar olmadığı yaşanarak görüldü. Esaslı bir hazırlık yapıldıktan sonra sahnelenmişti. Önceki darbelerle kıyaslandığında benzeyen ve ayrılan yanları görülüyor... 27 Mayıs kanlı olmuştu. Anayasa ve meclis ilga edildi. Gençlerin kıyma makinalarından geçirildiği gibi yalanlar uyduruldu. Yassıada Mahkemesi benzeri yüz kızartıcı ayıplar yaşandı. 12 Mart 1971 Muhtırasında meclis yerinde kalmış fakat hükûmet istifaya zorlanmıştı. 12 Eylül’de de 12 Mart’ta oduğu gibi kan akmadıysa da liderler hapse kondu. Caddelerde tanklar yürüdü, radyo ve televizyonlarda yine kahramanlık türküleri çalındı. Anayasa değiştirildi. TBMM feshedildi. 28 Şubat’ta kan akmadı, hapishaneler, siyasilerle dolmadı. Anayasa, meclis ilga edilmedi. Halk uykusundan gece yarılarında marşlarla uyanmadı. Marşlar, türküler çalınmadı. 27 Mayıs’ın Yassıadası, 12 Mart’ın Örfî İdaresi ve 12 Eylül’ün Sıkıyönetim Mahkemeleri gibi mahkemeler kurulmadı. İdamlar olmadı. Belediye başkanlıklarına varıncaya kadar idari kademelere subaylar oturtulmadı. Bu subaylar, otopark değnekçilerine karışmadı. Belki hepsinin ortak tarafı, asker tarafından yapılması... Hepsinin de Cuma günü olması idi. Bir başka ortak taraf da şu: Süleyman Demirel’in bu dört darbede de taraf olması. 27 Mayıs’ta darbeye muhatap olan Adnan Menderes’in bürokratıydı. 12 Martta muhtıra ile, 12 Eylül’de ise darbe ile Başbakanlıktan düşürülen politikacıydı. Üç darbede darbeyi dolaylı veya direkt olarak yerken dördüncüde darbe yapanlar safındaydı. Darbelerin tamamında fikir hürriyeti kısıtlandı, demokratik haklar fire verdi. Toplumda kırgınlar kitlesi oluştu... Dediğimiz gibi... 28 Şubat bir ideolojik savunma tavrıdır. Bir kısım subaylar üzerine titizlendikleri değerlerin yok edilmek üzere olduğu gibi bir zanna kapılmışlardı. Buna yanlış tercihler, düzenlemeler sebep oldu. Bir Libya seyahati gereksizdi, oradaki abuk-sabuk konuşma karşısında susmak felaket olmuştu. Birtakım yaşlı adamcağızları tarikat şeyhi diye Başbakanlığa toplamak yersiz bir davranıştı. İHL’leri partilerinin arka bahçesi, subay lojmanlarını oy deposu göstermek, rektörleri, üniversiteli kızlar için selama durdurma iddiaları ölçüsüz davranışlardı. Bunlar ve benzeri ölçüsüzlükler kuşkulara yol açtı, 54. Hükûmetin devrilmesi ile de kalmayarak ifade hürriyetinden demokratik haklara kadar bir çok alanda üstü örtülü ama sert uygulamalara gidildi. Bu defa kan akmamış, fakat kalemlerin mürekkebi kurumuş, mikrofonların sesi kesilmiş veya kısılmıştı. Bugün onbinlerce genç okuma hürriyetinden, binlerce kişi mesleğinden mahrum kalmışsa bunun tek müsebbibi 28 Şubatçılar değildir. Asıl kabahatli 28 Şubata meydan verenler olmuştur. Diğerleri ile yan yana getirildiğinde 28 Şubatçıların daima maşa kullandıkları görülüyor. Tavizsiz bir şekilde planlarını uygulamaya koydular. Tehlikeli gördükleri siyasiler bir anda zirveden uçuruma düştüler... Genelkurmaydaki Brifinglerle mesajlar verildi. Her fevkalade dönemde olduğu gibi bu dönemde de dalkavuklar türedi. 28 Şubat cemiyet hayatının her alanında etkilerini gösterdi. Kişiler, kurumlar, bilerek bilmeyerek, isteyerek istemeyerek dini alandan ticarete, kılık kıyafete her sahada bir değişime gittiler. 28 Şubat, sosyal, psikolojik, gündelik hayatla alakalı neticeleri itibariyle ancak 1839 ve 1923 devrimleri ile karşılaştırılabilir. 27 Mayıslar ve diğerleri sıradan kalır... 28 Şubat, her kesimde çok büyük değişikliklere yol açmıştır. Onu yapanlar dahi bugün hayrette olabilirler. Bu post modern darbe, artık tarihçi, araştırmacı ve sosyologların malzemesidir. Eksi ve artıları ile tarihteki yerini almıştır. Bin yıl vs. de sürmez. Darbelerin de ömrü vardır. Yakışanı ilgili tarafların bağnaz tutumlara kapılmadan soğukkanlı bir değerlendirmeye gitmeleridir. Bir taraf, nerede hangi dünyada, hangi şartlarda yaşadığını bilmeli, diğerleri de ‘Cumhuriyet elden gidiyor’ gibi lüzumsuz bir kaygıya düşmekten kurtulmalılar. Kim kazanırsa kazansın; her darbede Türkiye kaydebiyor; her darbede bu ülke insanı, bu ülke aydını kaybediyor, yarınlarımız kaybediyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93476
    % -1.16
  • 5.3199
    % -0.31
  • 6.0828
    % -0.43
  • 6.8352
    % 0.04
  • 209.725
    % 0.29
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT