BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hayal kurduğu
kadar başarılı

Hayal kurduğu
kadar başarılı

Çocuğunuz başarılı olmak için önce kendisine inanmalı, içindeki saklı cevheri keşfetmeli. En önemlisi istemeli. Hayal kurmalı...



> Gülçin Esen Yirmi bir yaşında İstanbul’u fetheden Fatih bir gençti, fakat bugün kendisinin dünyaya gelmesine vesile olan anne ve babasını öldürebilenler de genç, kolay para peşinde olan da, haraç ve rüşvet alan da. Peki, nedir günümüz gencini Mimar Sinan, Einstein, Biruni, Thomas Edison ve diğer, tarihe adını yazdıranlardan ayıran? Belki çocuklarımız İstanbul’u yeniden fethedemeyecek veya penisilini yeniden keşfedemeyecek; fakat kainatta keşfedilmeyi bekleyen yaratılmışlar sadece bunlarla mı sınırlı? Tabii ki hayır! Her geçen gün teknoloji hızla ilerliyor, yeni cihazlar üretiliyor, hastalıklara çareler bulunuyor. Peki ya bizim çocuklarımız? Neden onlar da bu buluşların altına imzasını atamasın. BAŞARIYA İNANSINLAR Tabii çocuğum bir Fatih veya Einstein olmasın da bir meslek sahibi, toplumda saygın bir yere sahip olsun. Sorumluluğunu bilsin. Ben başında her zaman olmayacağım, ben yokken de hayatını idame ettirebilsin de diyebilirsiniz. Ancak bunun için de ona doğru model olacak insanları seçmesinde yardım etmelisiniz. Çocuğunuzdan doktor, mühendis, öğretmen, bilim adamı olmalarını isterken onlara sadece isteklerinizi sıralamakla değil, onlara başarıyı yakalamış olanları daha sık anlatarak (buna kendi başarılarınız da dâhil) onları başarabileceklerine inandırarak yardımcı olmalısınız. KONUŞMUYOR KORKUYORUZ Hiç çocuğunuzu yanınıza alıp hayatta imkânın sınırlarını görmek için imkânsızı dahi denemeleri gerektiğini ve aslında bunu yapabilecek güce sahip olduklarını söylediniz mi? İstikrarlı ve düzenli bir çalışma ile başarıya ulaşabileceklerinden hiç bahsettiniz mi? Çocuklarımızla konuşmuyor, sohbet etmiyoruz. Çünkü korkuyoruz. Eğer konuşursak kendi boşluğumuzun, yoldan çıkışımızın ve kolayı seçişimizin farkındalığını yaşayacağız. Popüler kültürün altında ezilmeyi tercih ediyoruz. Çünkü kolayımıza geliyor, yorulmuyoruz. Kendi gayesizliğimiz veya anlık oluşturduğumuz gayeler bir süre sonra çocuklarımızın da gayesi hâline geliyor. Bir fark ile sizin yetiştiğiniz dönemde değer yargıları; ahlâklı, çalışkan, dürüst, bencil olmayan, yardımsever bireyleri övüp zıttı durumları şiddetle reddederken şimdilerde bir “normaldir”, “tercih meselesi”, “onun hayatı” şeklinde ifadelerle her şey normalleştiriliyor. REHBERLİK ETMEK Çağımızda, hayatına yön vermek isteyen bir çocuğun hedefine odaklanabilmesi, doğru kararlar verebilmesi için iyi bir kılavuza ihtiyacı olduğu kesin. Önce kendine inanmalı çocuk, içindeki saklı cevheri keşfetmeli ve en önemlisi istemeli. Hangi durumda daha değerli olacağını, takdir edileceğini ve mutlu olacağını bilmeli. Bunun için de ona şefkat, sevgi ve sabırla yaklaşan bir ebeveyne ihtiyacı var. Ona başarabileceğinin rüyasını gördürecek, sonra da başarı yolunda ona rehberlik edecek bir ebeveyne. Unutmamalı ki fetih rüyası görülmeden Fatih olunmaz. Çocuklarımız, hayalinde hangi sıfatı kendine yakıştırıp hangi unvanı layık görüyorsa ilerde o sıfatla anılacaktır. PENCERELER Utku Öztürk / Emre Erdoğan utku.ozturk@ihlaskoleji.com PAYLAŞIM MERKEZİ Sosyal medya sayacı Dünyadan sadece 1 dakikada sayaca yansıyanlar: > Facebook’ta 512 bin yorum yapıldı. > Google’da 1.4 milyon arama yapıldı. > Twitter’da 62 bin twit yazıldı. > Youtube’da 1.3 milyon video izlendi. > Skype’ta 274 bin dakikalık konuşma yapıldı. > Flickr’a 1505 tane fotoğraf yüklendi. > Facebook’a 581 kişi daha katıldı. > Twitter’da 208 kişi daha hesap açtı. > LinkedIn’e 60 kişi daha üye oldu. > 11.4 milyon SMS gönderildi. > 602 kişi ilk defa internet kullanmaya başladı. “Tweetçi” twitter.com/twtci gerikafali Hiç kitap okumayan birisi kitaplığınızdaki kitaplara göz dikiyorsa %50 Türk’tür. Kitaplarınızı alıp geri getirmiyorsa %100 Türk’tür. jamforthelamba Dünyanın en güzel yanık kokusu, atari kasetini atariden çıkardıktan sonra atari kasetinden gelen yanık kokusu bence. hkubra Sevgili kadınlar; fal kapatıp boş hayallere dalacağınıza, mantı kapatıp mutluluğu yakalayın daha iyi. metinustundag Ferhat Şirin için dağları deldi / Mecnun Leyla için çölleri aştı / Berke Tuğçe için kontör yüklüyor! GokhanBeter Facebook’ta paylaştığın 10 dakikalık videoyu daha 4 saniye olmadan beğenen kişinin aslında demek istediği “şişt benim farkımda ol bak ben buradayım”dır bilyemicillimi Püsküğüt, pisküvit, büsküüt, püsküü, büsgüğüt, büsküvit, püsküt = ‘’Bisküvi’’ - Türkçe’nin zenginliğini ispatlayayım dedim, teşekkürler. levent_kazak Arkadaşımızın 12 yaşında oğlunun ilk defa gördüğü daktilo ile ilgili yorumu: “Aaa, basmalı online printer!” GokhanBeter Kadınlar duygularını gizlemekte ustadır. Sevgilisinden ayrılan bir erkeğin suratının rengi değişirken, kadının en fazla saçının rengi değişir. DusunenAdam Hayatın dengesi o kadar ilginçtir ki bir çocuğa ilk konuşmayı ve yürümeyi öğretirken, büyüdükçe susmayı ve durmayı öğretiyoruz. HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY KARINCALARIN SIRRI! > Bilindiği kadarıyla dünyada 10 binin üzerinde karınca türü bulunmakta. Meselâ Güney Amerika’da yaşayan Asker Karınca, kolonisinde 700 binden fazla üye barındırabiliyor. Siyah Karınca türü en yaygın olan türdür, diğer karıncalar gibi kıskaçları yoktur; fakat tehlike anında düşmanlarına formik asit püskürtebilir. Köleci Karınca türü başka kolonilere saldırır ve onların pupalarını (yavrularını) çalıp besleyip büyütmek için yuvalarına götürürler. > Bir karıncanın ömrü 45-60 gündür ve bir karınca ağırlığının 20 katını taşıyabilir. Karıncaların gözleri, bir çift göz gibi görünse de bunlar birçok gözcüklerin birleşmesinden oluşmuştur. Kraliçe ve erkek karıncalar, üç normal gözle yaratılmışlardır. Bu yüzden, bunların görmeleri, işçi karıncalardan birkaç kat daha güçlüdür. > Karıncaların karınlarında 2 tane mide bulunmaktadır. Birincisini kendi ihtiyaçları için kullanırlar, ikincisi ise arkadaşlarının ihtiyaç duyması hâlinde kullanılabilecek bir depo konumundadır. YAZILI YOKLAMA Soru: Hayalinizdeki okulu yazınız. Cevap: Dersler 7 boyutlu olsun, içindeymiş gibi olalım, ama gözlüğe falan ihtiyacımız olmasın. Soru: Ülkemizdeki altın madenciliği hakkında bilgi veriniz. Cevap: Türkiye’nin altını en bol yeri İstanbul’dur, çünkü İstanbul’un taşı toprağı altındır. Soru: Ütopya’nın yazarı kimdir? Cevap: Mona Lisa. BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? > Feza (uzay) dünyayı ve bütün gezegenleri saran ve içinde milyarlarca yıldız bulunan boşluğa denir. Yedi kat gökten birinci gökte bulunur. Kâinatta neredeyse 100 milyardan fazla galâksi mevcuttur. En büyük galâksilerde 400 milyar civarında yıldız bulunmaktadır. (Kaynak: Rehber Ansiklopedisi) GOOGLE ARENA arama motorlarına göre karşılaştırma Sevgililer Günü 4.5 milyon Öğretmenler Günü 1.41 milyon IPad 505 milyon Kitap 29 milyon Suşi 184 bin Hamsi buğulama 28 bin SALİH UYAN salih.uyan@ihlaskoleji.com Etkiliyorum Keyifsiz bir yazı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun yeni hazırladığı yönetmelikten sonra oluşan tepkiler hepimizi şaşkına çevirdi. Biz okullarda sigaranın, alkolün, uyuşturucunun ne kadar kötü ve zararlı olduğunu anlatırken Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen naralar sesimizi bastırdı. “Kafa kafaya” verip insanları alkolden nasıl uzaklaştırırız diye düşünmek yerine, “kadeh kadehe” verip gençliği nasıl sarhoş ederizin derdine düşen insanlardan bahsediyorum. Theodor Zeldin İnsanlığın Mahrem Tarihi isimli kitabında diyor ki: “Hayvanlar kendi alanlarını korumak için nasıl kötü kokular saçıyorsa görünüşte aklı başında kimseler de anlayamadıkları şeylerden kendilerini korumak için kibir salgılamayı seçiyor. Özgürlük alanı fazlaca genişlediğinde zihinler o denli serbest kalıyor ki insanlar yollarını kaybediyor.” İşte, yollarını kaybetmiş bir grup insan meydanlarda buluştular ve kibirle besledikleri ideolojilerini meze yapıp demlendiler. “Alkolik hareket engellenemez” diye sloganlar atıp kültürel zehirlenmenin hangi boyutlara geldiğini açıkça gösterdiler. Çocuklarıyla birlikte bu haberi seyreden birçok anne baba kanal değiştirmek zorunda kaldı. Kafalar iyiyken yön bulmak kolay değil belki, ama şişeleri kapıp dışarı fırlamadan önce dönüp Batıya baksalardı bari. Hiçbir Batı ülkesinde bizde olduğu gibi bakkaldan, marketten rahatça içki alınamıyor. Amerika’da 21 yaşından gün almamış olanlar, diskoda meyve suyu yudumlarken Türkiye’de rahatça içebilmek için 18 yaşında gösteriyor olmak kâfi. Ama tüm bu gerçeklere rağmen, dünya görüşleri yere kapaklanmış, fikirleri sendeleyen bu insanlar, başkaldırışlarını milli bir mücadeleye dönüştürme gayreti içindeler. Gören de bayrağımız kırmızı-beyaz renklerini şaraptan almış sanır. Bir de yaş sınırıyla ilgili yeni düzenlemelerden dolayı korku içinde bekleyenler var. Ekranlardan gördüğümüz kadarıyla “biyolojik” yaşınız, içki satın almaya hayli hayli yeter. Hiç endişelenmeyin! Endişelenmesi gereken birileri varsa, onlar da anne babalar olarak bizleriz. Çünkü çocuğumuzu ayakta durmakta zorlanan, çakırkeyif ideolojilerden uzak tutmak istiyoruz. “Kafası güzel” değil “huyu güzel” nesiller yetiştirmek istiyoruz. Yüz binlerce öğretmen, okullarda, genç Türkiye’ye yeni “bir ufuk açmak” için çalışırken siz “bi ufak açıp” meydanlarda kadeh kaldırdınız ya! İşte biz onu kaldıramıyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT