BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hallerini hiç beğenmiyorum!”

“Hallerini hiç beğenmiyorum!”



Ali Cengiz’in keskin gözleri, uzak mesafeye rağmen, her zamandan daha kuvvetli görüyordu. “Böyle şey olur mu?” demeyin. Bu gibi şartlarda öyle bir olur ki... Sermet, hakikaten kaldırıma çıkmıştı. Hemen hemen şirket kapısı hizasında taksi bekler gibi yapıyordu. Kulakları kirişteydi. Basamakları ağır ağır, kızının yardımı ile dikkatli şekilde inen, Ziver beyi farkedecekti. Taksi kollamak için(!) hafif yan dönünce, bakmasa dahi onları görecekti. Evvelki durakta Ali Cengiz, sapsarı kesilmiş, bütün mevcudiyeti ile göz kesilmiş o yana bakıyordu. Aklına gelen düşüncelere zor dayanıyordu. - Yok, dedi: Fazla bekleyemeyeceğim. Ne olursa olsun, o yana doğru yürüyeceğim. Görmem lazım. Zibidinin hallerini hiç beğenmiyorum. Bu sırada duraktan kalkan otobüs, öteki durağa yaklaşılmıştı. Tam bu sırada Ziver bey ile İclal’in yola indiklerini gördü... Kanı donmuş halde: - Yazık! dedi. Geç kaldım. İş işten geçti. Ama en ümitsiz hallerde bile vazgeçmeyen, elinden geleni yapan biri idi. Durmadı. O tarafa doğru hızla yürüdü. - Mümkün mertebe en kısa mesafeden bakmalıyım, dedi: İsterse on adım olsun. Şirket çıkışını tekrar tarif edelim. Üst kata çıkan merdivenin alt sahanlığından birkaç basamakla camlı kapının olduğu sahanlığa, buradan çıkılınca da tekrar beş, altı merdivenle sokak kaldırımına iniliyordu. İclâl bütün dikkatini babasına vermişti. Ziver bey de bastonuna dayanmakla beraber, emniyet içinde kaldırıma ayak basmayı düşünüyordu. Bu yüzden kaldırımda kendilerine çeki düzen verene kadar Sermet’i farketmediler. Genç adam, soğuk dolayısiyle otobüse binileceğini düşünerek, azıcık durağa yaklaşmış, orada duruyordu. Bütün antenleri en hassas haldeydi: - Evvela onlar beni görmeli, diyordu. Bu sırada bir taksi geçti. Genç adam taksinin dolu olduğunu farketmemişçesine onu durdurmak ister gibi yaptı. Bu bahaneyle başını çevirerek gözüyle, taksiyi sanki takip etti. Bu hareket dikkati çekmişti. Sermet onların, kendisini gördüğünü anladı. Numarasını yaptı. Başını aksi yöne döndürecekken, ansızın baba ile kızını farketti(?) Eh... Apaçık şekilde görmezden gelmesi fena halde ayıp kaçmaz mıydı? Büyük bir nezakette Ziver beyi selamladı. Ardından İclal’e hitab etti. - İyi akşamlar efendim. - Hayırlı akşamlar. Sonra tekrar Ziver beye hitap etti: - Hele bu zamanda, sıcak, soğuk demeden babasını hiçbir yerde yalnız bırakmayan bir evlada sahip bulunduğunuz için sizi tebrik ederim. Ne kadar şanslısınız. Kızının, bu yolla medhedilmesi, ister istemez Ziver beyin hoşuna gitmişti. - Çok haklısınız, dedi: Bunun için her zaman şükrederim. Daha önce Ali Cengiz’den bahsederken, zamansız gelen otobüse binmediğini söylemiştik. İşte o otobüs bu sırada durağa gelmek üzereydi Sermet, onlarla beraber vasıtaya binmek için can atıyordu. Fakat taksi bekler gibi yaptığı için buna teşebbüs etmedi. Gideceği yer belki otobüs güzergahı değildi Ziver bey: - Otobüsümüz geldi. Hayırlı akşamlar. Sermet ona karşılık verdikten sonra İclal’e döndü. Samimi bir şekilde: -Hayırlı bir evlat olarak, sizi bilhassa tekrar tekrar tebrik ederim. Tekrar hayırlı akşamlar işte. Otobüsünüz geldi. İclâl bu karşılaşma sırasında tahmin edileceği gibi Sermet’e düpedüz bakmamış, nazik bir ciddiyet içinde gözükmüştü. Hele babasının çalıştığı yerin patronuna hoş görünmek gibi bir tavır almasına imkan ve ihtimal yoktu. Sadece belli belirsiz bir baş hareketi ile hayırlı akşamlar dileyerek yürüdü. * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT