BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kalli ve G.Saray!..

Kalli ve G.Saray!..



“Herşey yalan, bu sahi!.” Tabii, Feldkamp için!!.. “Toshack’ın kovulmasını isteyen” bir grup Beşiktaşlı’nın, yöneticisi, yorumcusu ve futbolcusuyla beraber “açtığı yoldan” siyah-beyazlı ekibin başına gelen “ünlü teknik adam”, belki de bu görevinde “ilk defa”, rakibini iyi tanıyarak, kendi takımına da “tamı tamına hakim olarak” bir büyük maça çıkıyor!. Hem de başında “kurt” bir teknik direktör bulunan ligin ve kupanın en iddialı takımlarından birinin, hatta birincisinin karşısına çıkıyor!. Ne denli “taktik üstadı”, ne denli “sihirbaz” olduğunu “yeniden geldiği Türkiye’de” ispatlayabilmesi için “ilk sınavı” bu Kalli’nin. “Högh gafının kazandırdığı” Fenerbahçe derbisinin “bir sınav olduğunu söylememiz” çok güç olduğu için, bunları yazıyoruz! Kalli ile “iyi bir hava yakalayan”, form - fizik - moral üçgeninde “yükselen değer” haline gelen Beşiktaş takımı için, bu gecenin bir başka avantajı daha var: “Galatasaray kendi sahasında kazanabilmek için oynayacak, Beşiktaş ise bir beraberlik için sahaya çıkıp, rakibinin hatalarını değerlendirerek kazanmaya kadar uzanabilecek daha kolay bir taktiğin uygulayıcısı olacak!.” Yani, bu gece Fatih Terim’in işi daha zor!. Ve, üstelik Galatasaray, “son haftalarda” iyi oynamıyor!. “Kart ve doping cezaları”, sakatlıklar ve ondan da önemlisi “içerde birşeyler olması sebebiyle” 18 kişilik kadroya dahi alınmayan “ünlüler” yüzünden, Galatasaray’da “oyun bazında” gözle görülen değişiklikler oldu. Takım hemen hemen her maçta “çok kısa sürelerde” o tempolu, presli, rakibini hücum olarak ezen futbolunu oynayabiliyor, sonra adeta “yürüye yürüye dinleniyor!.” Ve bu “dinlenme süreleri” çok uzadığı içindir ki, rakibe nefes aldırıyor, rakibi kendine getiriyor, rakibe etkili hücumlar yapma fırsatı veriyor, rakibi ümitlendiriyor!. Terim ve “bazı” yorumcular diyorlar ki: “Bu tablo, bilinçli bir uygulamanın sonucudur!.” Hımmm!. Bu gece anlaşılacak; “bilinçli bir uygulama” mı, yoksa.. Yoksa, “bahar yorgunluğunun getirdiği” bir düşüş mü? Kupa finalinin ilk ayağı, gerçekten “çok ilginç bir mücadeleye sahne olacak!.” Hem Galatasaray ile Beşiktaş için “futbol kantarında!.” Hem de Fatih Terim ile Feldkamp için “taktik kantarında!.” Galatasaray’ı yazarken, bir konuya da değinmeden geçemeyeceğim!. “Maazallah”, Ankaragüçlü Adnan “o hatalı dört golü” bir Galatasaray maçında yeseydi ya da Gençlerbirlikli Ümit Özat “o penaltıyı” ligin bu döneminde bir Galatasaray maçında kaçırsaydı, “acaba” neler olurdu, neler söylenirdi, neler yazılırdı? İnsaf ile, vicdan ile, iz’an ile söylemek gerekirse, hem Adnan’a, hem Ümit’e, bu pırıl pırıl iki çocuğa “çok yazık edecek” çirkin dedikodular ayyuka çıkarılır, Galatasaray’ın “liderliğine, şampiyonluğuna leke düşürmek için” bazı kişiler ve çevreler yarışa girişirdi!. Bunun bir örneğini de, son Samsunspor maçından sonra verilen “beyanatlar ve yazılan bazı yorumlarda” görmemiş miydik? Ayıptır ve yazıktır!. İnsanlara, camialara, müesseselere “çamur atmak” çok kolay!. “Kötü niyetli, güzü dönmüş” fanatikler, maalesef önlerine bazı kulüp yöneticilerini ve bazı yorumcuları da alarak, bunu yapıyorlar ve sonra da “keyifle ellerini oğuşturuyorlar!.” “Şampiyonluğu alamadık ama, hiç olmazsa çamura buladık” diyorlar!. Vah spora!.. Daha ne diyeyim?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT