BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vicdani rahatlama

Vicdani rahatlama

28 Şubat’ın kepazelikleri ortaya dökülmeye başladı. Mağduru kadar günahkârı da çok ‘post-modern darbe’ denilen karanlık dönemin... Darbe ve muhtıraların olağan şüphelileri olan generaller malum...



28 Şubat’ın kepazelikleri ortaya dökülmeye başladı. Mağduru kadar günahkârı da çok ‘post-modern darbe’ denilen karanlık dönemin... Darbe ve muhtıraların olağan şüphelileri olan generaller malum... Ancak; en az onlar kadar, hatta daha fazla müsebbip olan üniversitesi, medyası, iş âlemi, barosu, odası, sendikası ile bütün bir kurulu düzen taşıyor 28 Şubat’ın günahlarını... İftiranın, tehdidin, baskının ayyuka çıktığı, o baskı ile hükümetler devrilip kurulurken servetlerin el değiştirdiği, mütegallibe’nin gücünü ve imtiyazını pekiştirdiği bir felaketler dönemiydi 28 Şubat... Gencecik kızların, başları örtülü okula girmesinler diye başlarına silahlı timlerin dikildiği, ikna odalarında kişilik ve gururlarının parça parça edildiği bir karanlık dönemdi. Tehdit altındaki insanların ‘can korkusuyla’ ülkeyi terk etmek zorunda kaldıkları bir zulüm dönemi... Bu zulmün, bu baskı ve karanlığın failleri kadar, onların değirmenine su taşıyanlar da müsebbip değiller mi? ‘İntikam duygusu ile hareket etmeyin’ diye korumacılık yapanlar, anaç bir eda ile ‘yapmışlar bir hata işte, siz de affediverin’ diyenler, bu kadar basit mi görüyorlar 28 Şubat’ın tahribatını? O dönemde bu zulüm ve baskı değirmenine su taşıyanlar sayıca çok olunca, işin içinde gazete yöneticisinden şirket sahibine, sendika başkanına ‘büyük isimler’ olunca, hesabını versinler diyenler ‘intikamcı’ mı oluyor? Bu işin iki boyutu var: Kanuni ve vicdani. Kanuni tarafını bilemem. O dönemdeki hak ihlalleri, iftira ve tehditler vs. soruşturulur mu, sorumluluk ve dahli olanlar yargılanır mı faslı, başka bir fasıl... Lakin 28 Şubat’ta zulmün, baskının altında hayatları cehenneme dönen, gelecekleri kararan insanların ve o zulümleri hatırlayan,bilen insanların vicdanlarının da rahatlamaya ihtiyacı yok mu? 28 Şubat döneminde yaşananlar, yapılanlar, tehditler, baskılar ve müsebbipleri, failleri, çanak tutucuları konuşulmalı, ifşa olmalı... Vicdani ve toplumsal arınma, toplumsal günahlarla yüzleşmekten geçer deniyor. Öyle ise, en çok yüzleşilmesi gereken, en yakındaki günah değil midir?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT