BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öncelik reformlara

Öncelik reformlara

Seçimlere rekor katılım oldu. Vatandaşlar oy kullanmak için sabahın erken saatlerinde itibaren uzun kuyruklar oluşturdu.



Siyasi partilerin tavrı - Parlamentoya girecek olan 5 partinin yetkililerinden gelen açıklamalar, kamuoyundan olumlu not aldı. Her birinin birleştirici, geleceğe yönelik ümit verici sözler sarfetmesi ve birbirleri ile koalisyon kurmada problemlerinin olmadığını ifade etmeleri, iş alemini rahatlattı. - Reformlar ve çıkarılması şart olan kanunlara öncelik veren açıklamalar da piyasaya güven verdi. MHP’li Tunca Toskay’ın, “Bizim programımızda yolsuzluk ve yoksulluk ile mücadele etmek var. - Reformlara bu çerçeve içinde bakacağız” demesi ve diğer parti temsilcilerinin de aynı paralelde konuşması, piyasanın sürpriz seçim sonucunun şokunu kısa sürede atlatacağının işareti olarak görülüyor. İSTANBUL- Türkiye ekonomisi; özelleştirme başta olmak üzere, sosyal güvenlik ve vergi gibi bir çok reform niteliğindeki hukuki düzenlemelerin yapılması beklentisiyle 18 Nisan’a geldi. Seçimden önce iktidar olan merkez sağ partilerin birbirleriyle kavga etmeleri, etraflarını kötülemeleri sonucu, hem özelleştirmenin önü tıkanmış, hem de bürokrasi kilitlenerek; sistem işlemez hale gelmişti. Suistimaller, karşılıklı suçlamalar, yolsuzluk söylentilerinden bıkan vatandaş; sandıkta merkez sağ partileri cezalandırdı. Merkez sağ partilerin en az oy aldığı seçim olarak tarihe geçen 18 Nisan’da, vatandaş; dürüstlüğü ve devletin malını çarçur etmeyecek olan partileri öne çıkardı. İkili koalisyonun mümkün olmadığı biliniyordu ve üçlü koalisyon da piyasalar tarafından satın alınmıştı. Seçimlerden sürpriz sonuç çıkması, Borsa’da ihtiyatla karşılanırken; iş alemi, hükümetin kısa sürede kurulacağını ve gerekli tedbirlerin peş peşe alınacağını tahmin ediyor. DSP’nin Türkiye ekonomisini bildiği söyleniyor ve MHP’nin ılımlı tavrının devam edeceği tahmin ediliyor. Fazilet Partisi’nin de tecrübe kazandığı ve ekonomi ağırlıklı politikalar üretmesi gerektiği ifade ediliyor. DYP ve ANAP’ın ise serbest piyasa ekonomisini savunan partiler olduğu ve vatandaşın isteği doğrultusunda, yanlışa prim vermeden siyaset yapmaları gerektiğine dikkat çekiliyor. Hangi parti, hangi partilerle koalisyon yaparsa yapsın, reformları geciktirmeden mutlaka gerçekleştirmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Güneydoğu yatırımları Terörün başı ezildikten ve bölücübaşı Öcalan yakalandıktan sonra başlatılan, Güneydoğu’da yaraların sarılması projesinin, akılcı politikalarla devam ettirilmesi ve yörenin yatırımlara açılması bekleniyor. Suistimallere fırsat vermemek için uzun vadeli plan yapılması ve bölgenin şartlarının dikkate alınması isteniyor. Vergi Kanunu Zekeriya Temizel’in Maliye Bakanı olduğu dönemde çıkarılan vergi kanunlarının tekrar gözden geçirilmesi ve peşin vergi ile vergi oranları konusunun yeniden ele alınması isteniyor. Türkiye’de faizlerin çok yüksek olduğu bir dönemde tasarrufa getirilen vergilerin yanlış sonuçlara sebep olduğu söyleniyor ve vergilerin bilhassa küçük esnaf ve sanayici üzerindeki baskısının azaltılması bekleniyor. Bankalar Kanunu Bankalardan kredi almak zorlaştı. Global kriz, sanayiciyi etkilediği gibi bankaları da zora soktu. Dış kredi bulmakta ciddi güçlükler var. Bankaların likidite konusunda zorlukları olduğu gibi iyi banka ile kötü banka da birbirine karışmış durumda. Sektöre çekidüzen verecek kanunların kısa sürede çıkarılması ve para piyasasının rahatlatılması isteniyor. Mevduata verilen devlet garantisinin de bir şekilde dünya standartlarına çekilmesi bekleniyor. Özelleştirme Türkiye ekonomisinin en büyük çıkış noktası olarak gösterilen özelleştirmenin tıkanması, kamuyu ciddi şekilde etkiledi. Kamu borçlarının şişmesi ve faizlerin yükselmesinin altındaki esas sebep olarak ortaya çıkan özelleştirmedeki durgunluğun bir an önce aşılması ve kamunun küçülmesinin yanında, yabancı sermaye girişinin de hızlandırılması gerektiği söyleniyor. Şaibelerin ve suistimal söylentilerinin önüne geçmek için ise, özelleştirme programının kamuoyuna detaylı bir şekilde anlatılması isteniyor. Borsa Halka açılmak isteyen şirketlerin, bu kararlarını geciktirmelerinin yanısıra, yatırımcının da Borsa’ya ilgisiz kalması ekonomiyi derinden etkiledi. Yabancı yatırımcıların gelmemesi, işlem hacmini düşürdü. Borsa; sermaye arayan işletmelerin geldiği, yatırımcının tasarrufunu değerlendirdiği yer olmaktan ziyade, loto, toto gibi şans oyunlarına döndü ve spekülasyonlarla yükselip, düşmeye başladı. Borsanın yeni yatırımcıya ihtiyacı var. İşsizlik Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri olan işsizlik, son bir senede daha da ciddi boyutlara ulaştı. Krize giren tekstil sektörü 500 bine yakın işçi çıkardı. Müteahhitler yeni iş alamadığı için istihdama katkı sağlayamıyor. İşsizlik meselesini hafifletmek için yeni yatırımların yapılması gerekiyor. Yatırım için ise, kredi faizlerinin düşürülmesi ve bankaların yatırımcılara kredi verir duruma getirilmesi lâzım. Özel ve kamu bankalarının fonksiyonel hale getirilmesi için de gayret gerekiyor. Yabancı sermaye 1980’li yılların ikinci yarısında, Türkiye’ye odaklanan yabancı sermaye, yapılan yanlışlardan dolayı bir türlü gelemedi. Global krizden sonra da adeta kilitlendi. Başta Alman yatırımcılar olmak üzere, bir çok yabancı, Türk ortak arıyor. Yap-işlet-devret modeli ve ortaklıklarla yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilmesi lâzım. Bunun için de siyasi istikrarın sağlanması ve yabancı sermayeye güven verilmesi gerekiyor. Yeni hükümetin en önemli meselelerinden biri bu olmalı. Sosyal güvenlik reformu Hazine’den her sene 7-8 milyar dolar yutan sosyal güvenlik ile ilgili reformun hemen yapılması ve erken emekliliğe bir çare bulunması gerekiyor. Kadınların 38, erkeklerin 40 yaş gibi çok erken bir dönemde emekli olabilmesi ve 3 çalışanın 2 emekli beslemesi, sistemi çökertti. Kamu bankaları ve Hazine’nin sırtına kambur olan sosyal güvenliğin ıslahı ve sistemin işletilmesi gerekiyor. Sosyal güvenlik reformu, Türkiye’nin olmazsa olmaz reformlarından biri durumunda. Durgunluk Dışarıda global kriz ve içeride yanlış politikalar sonucunda piyasa durgunluğa girdi. İşletmeler, stoktaki mallarını yarı fiyatına satarak stok maliyetinden kurtulmaya çalışıyor. Ancak stoklar şişiyor ve tüketici mal almaktan kaçıyor. Ekonominin durgunluğa girdiği sinyalleri net biçimde görülürken; ciddi tedbirlerin alınmaması, piyasalarda karamsarlığa sebep oluyor. İşlerin durma noktasına geldiğini vurgulayan işalemi, ciddi tebdirler alınmasını istiyor. Yüksek faiz Türkiye’deki tasarrufların talebi karşılamaması ve Hazine’nin dış borç bulmakta zorlanmasından dolayı faizler enflasyonun 2-3 katına kadar çıktı. Reel olarak yüzde 40 kazandıran faizi, ancak kamu borç olarak alıyor ve sonuçta kamu borçları şişiyor. Enflasyonun iki katını aşan faizleri sanayicinin ve esnafın alıp, yatırım yapması imkânsızlaştı. “Kamu açıkları azaltılır ve Hazine’nin borçlanma ihtiyacı azaltılırsa, faizler düşer” deniliyor. Enflasyon 25 senedir ülkenin bir numaralı meselesi haline gelen, ancak, hükümet politikası olarak devamlı körüklenen enlasyon, ülkede dengeleri bozduğu gibi ortadireği de eritti. Son bir senedir enflasyonun inişe geçtiği görülüyor. Durgunluğa sebep olmadan enflasyonun düşürülmesi ve 2 sene sonra tek haneli hale getirilmesi için gerekli politikaların devam ettirilmesi isteniyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon beklentilerini bozuyor. Globalleşme Bütün dünyada dev işletmelerin birleştiği, pazarın önem kazandığı, dünyanın küçüldüğü bir dönemde Türkiye ekonomisinin içine kapanmasından korkuluyor. Üretim fazlasının eritilebilmesi için Türk sanayisinin mutlaka dış pazara açılması ve yeni pazarlar bulması gerekiyor. Onun için de ihracatçının teşvik edilmesi ve Eximbank kredilerinin arttırılması isteniyor. Ayrıca, Orta Asya ülkelerine yatırımların teşvik edilmesi bekleniyor. IMF bekliyor Yeni hükümeti sadece Türk kamuoyu değil, IMF ve Dünya Bankası başta olmak üzere, dış finans kaynakları da merakla bekliyor. Seçimlerden önce, mayıs ayında Türkiye ile masaya oturabileceğini ifade eden IMF, sosyal güvenlik reformunu gerçekleştirecek, Bankalar Kanunu’nu çıkaracak, kamu bankalarının görev zararlarını çözüme kavuşturacak ve tarıma verilen desteği düzenleyecek bir hükümet istiyor. Türkiye, IMF ile anlaşma yaparsa, dış kredi bulmakta önemli mesafe alacak. Uzun vadeli ve düşük faizli borç bulmakta zorlanan Türkiye’nin ancak IMF’nin olurunu aldıktan sonra dış piyasaya açılabilecek olması, IMF ile ilişkileri önemli noktaya getiriyor. Türkiye’nin durgunluktan kurtulması, işsizliği önlemek için yeni yatırımlar yapması, faizleri düşürmesi, IMF ile anlaşmasına bağlanıyor. Hükümetin hemen kurulması ve IMF ile masaya oturup, diyalog kurması gerekiyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93699
    % 0.94
  • 5.2716
    % -1.23
  • 6.0028
    % -1.12
  • 6.7306
    % -1.44
  • 211.531
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT