BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suffa

Suffa

Yirmi seneyi geçti, 90’ların başıydı. Gülhane’nin köşesindeki Seyir Köşkü ile karşılıklı duran meşhur “Babıali Kapısı” önünde tramvay yolundan ayrılan... Ve diklemesine, Cağaloğlu’ndaki Üretmen Han’a doğru tırmanan sokağın ortasındaki bir iş hanında odam var.



Yirmi seneyi geçti, 90’ların başıydı. Gülhane’nin köşesindeki Seyir Köşkü ile karşılıklı duran meşhur “Babıali Kapısı” önünde tramvay yolundan ayrılan... Ve diklemesine, Cağaloğlu’ndaki Üretmen Han’a doğru tırmanan sokağın ortasındaki bir iş hanında odam var. Elli santimlik bir kartonun başında çalışıyorum. Hafta içinde“Suffa isimli vakfa amblem olarak Mescid-i Nebevi çizilecek” dediler. “Suffa ne demek” dedim, anlattılar: Hicretten sonra mescidin kuzey duvarında, hurma dallarıyla bir gölgelik ve sundurma yapıldı. Buna “Suffa” denilirdi. Medine’de evi, akrabası olmayan ve burada kalan çoğunluğu genç Müslümanlara da “Eshab-ı Suffa” ismi verildi. Dünyalıkları hiç bulunmadığından genellikle oruçlu olurlardı. Fakat hep mescitteydiler, sürekli ders alırlardı. Aralarından yetişenler, Kur’an okumayı ve sünnet-i Resulullahı öğretmek için çeşitli köy ve kabilelere gönderilirlerdi. Sayıları 500’e yakındır. Bazıları da Ebu Hureyre “radıyallahü anh” gibi hadis ezberleme konusunda zirve olmuşlardı.” * Ben de ilk defa (ama derin de bir saflıkla) bu isimleri ve şekilleri zihnimde bir araya getirmeye çalışıyor; Kâbe resimleriyle birlikte gördüğüm yeşil kubbeli caminin Hazret-i Peygamberimizin (kabrinin de içinde bulunduğu) mescidi olduğunu hissediyor, birkaç görüntü bulup, amblem olarak kullanılabilecek bir kadraj belirliyor ve kurşun halemle hatlarını çiziyorum. Sıra boyamaya geliyor. Geniş zeminlerde fırça izi bırakmamak için pistole yani boya püskürtme makinesi lazım ama bende yok. O yıllarda bunu almam da mümkün değil bulmam da, çünkü makineye sahip olan kişi işi de kendi yapmak istiyor, çaresizim. İyi biliyorum ki günlerden cumartesi. Öğleden sonra çıkmam lazım, çünkü han kapanıyor. Kolumun altında kartonlar, çantamda boya ve fırçalar; Eminönü’ne inip vapurla karşıya geçiyorum... (Yazının devamında o pistoleyi kimin getirdiğini veya kimin gönderdiğini okuyunca çok şaşıracaksınız!)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT