BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öyleyse bizi kim kandırıyor?

Öyleyse bizi kim kandırıyor?

“Ne derler, sözüm sana mı inanayım, gözüm sana mı? Bunları niçin mi söylüyorum? Yaşayıp anlattıklarıma kimse yanlış mana vermeyi asla düşünmesin.”



Müslüman bir Türk evladı olarak rızkımın peşindeyim otuz yıldır... Gitmediğim ülke çalışmadığım firma kalmadı. Bizim de kaderimize gurbet çıkmış... Zordur gurbet... Ama çoluk çocuğumuzun rızkını kazanmak için bu zorluğa katlanıyoruz... Anadolu’mda doğmuş ve büyümüş, bu toprakların sevdasıyla yetişmiş bir kimseyim. Dinimi, devletimi, milletimi, bayrağımı seven biriyim. Ülkemin barış ve kardeşliğine olan inancım hiç bitmedi. Bitmez... Şu an ben Erbil’de çalışıyorum... Evet, Irak’ın kuzeyindeki Erbil’de... İnşaatçılık mesleğim... Müteahhit falan değilim. Bir ustayım sadece... Elim ekmek tuttuğu sürece yevmiyemi alıyorum. Alnımın teriyle çalışıyorum. Çok şükür şimdiye kadar bilerek kursağımdan haram para geçmedi. Çoluk çocuğuma da haram yedirmedim. Rabbim bundan sonra da nasip etmesin. Ben bu bölgede yaşanan olayların siyasi yorumlarından anlamam. Siyasi gelişmeler de beni alakadar etmiyor. Ben sadece ne gördüm biliyor musunuz? Müslümanların birbirini sevmesi, birbirine kardeş olması gerektiğini vaazlarda hep dinlerdim. Ama burada yeni kavradım. Bu coğrafyanın insanlarının kendilerini “Sen şu millettensin, sen bu milletten” diye ayrıştırmaya çalışanlara inanmaması gerektiğini biliyordum ama burada bizzat şahit oldum. Doğrusu buradaki insanların bu kadar misafirperver, bu kadar işlerine samimi, bu kadar dürüst olduklarını hiç ama hiç tahmin etmiyordum. Orada gördüm ki biz aynı kültürün aynı inancın insanlarıyız ve biz kardeşiz... İnşaatta mesai sonrası herkes şantiyesine çekilirken her şey olduğu gibi bırakılıp gidiliyor... Şaşırmadım desem yalan olur. Hırsızlık, alıp götürmek vb. yok öyle bir şey... Bir seferinde duvar malası lazım olmuştu. Bir ticari taksi çevirip bir nalbura gittim. Burada herkes Türkçe de anlıyor. Ben de Kur’an Kursu eğitimim var, az buçuk Arapça biliyorum ve zorlanmıyordum. Malayı aldım. Nalbur bana eşantiyon alarak bir çift eldiven verdi. Ucuz üç kuruşluk bir şey... Bindim taksiye geldim inşaata... Verdim parasını gitti adam. Ben de işime kaldığım yerden devam ettim. Aradan iki saat mi ne geçti. Baktım o taksici... -Ustaaa... Arabada eldivenini unutmuşun, diyor. Adam o eldiveni bana getirmek için o kadar yoldan benzin yakıp geri gelip beni buluyor. Böyle bir şey olabilir mi? Oluyordu işte. E peki bizim ecdadımız da böyle değil miydi? Biz aynı kültürün, aynı inancın insanları değil miydik? E öyleyse biz niye birbirimizi ötekileştirdik. Ya da niye bizi kim veya kimler kandırıyor? A.C.-Erbil/Irak > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT