BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Roman [Sahipsizler]

Roman [Sahipsizler]



“İnsan biraz nazlanır kız!” Selma, Zerrin’in sözlerine gülüyordu. - Ama Tarık, Sermet değil ki!.. - Haydi kızım, sen de! diye Zerrin onu azarladı. Ha Sermet, ha Tarık, ha Ahmet, ha Mehmet!.. Bir şey farketmez ki... Erkek milleti değil mi, illallah! Hepsi aynı bela! Hepsinin aklında fikrinde aynı şey... - Yanlış düşünüyorsun, dedi Selma. İnançlı insandan zarar gelmeyeceğine inandım. Hem ne olursa olsun; sen ne dersen de, ben Tarık’ı seviyorum işte! Hem o da beni seviyor. Bana, bilmediğim öyle güzel şeyler söylüyor ki... Bir yandan da bir insan olarak yaşamanın gayesini öğretti... Evlenince Allah’ın emrettiği gibi ve Tarık’ın istediği gibi müslüman bir kadın olmaya çalışacağım; her yönden ona uyum sağlayacağım... Neden bize iyi şeyler öğretmediler? Tarık’ın bu yönde konuşmaları beni öylesine bir huzura uçuruyor ki... Şu anda ülkemizdeki anarşi huzursuzluğunun da bu eksikliklerden kaynaklandığı yolundaki Tarık’ın düşüncelerine katılıyorum. - Ne yani kız, sanki biz inançlı insanlar değil miyiz? Bu adam senin aklını iyi çelmiş? - Alman hemşire arkadaşlarımdan görüp, hep gıpta ediyordum. Dinlerine karşı öyle saygılılar ki... Biz neden kendi dinimize karşı uzağız diye, zaten kafam hep kurcalanır dururdu. Bu durumda karşıma Tarık’ın çıkışı Allah’ın bir lütfu galiba?.. Zerrin ağzındaki sakızı arada bir şişirip patlatarak, şapırtıyla çiğniyordu. - Sen delisin Selma! İyi; madem seviyorsun, seviliyorsun diyelim. Sevgini hemen açığa vermenin ne âlemi var? Biraz edalanmalısın! O da kıvır kıvır peşinde kıvranmalı. Ya sen ne yapmışsın?!. O, seni seviyorum deyince; tutmuşsun sen de, ben de seni... demişsin. Kız, insan ıh falan der önce; olmaz diye nazlanır! - A, canım! Neden? Neden nazlanayım? Belki de ondan önce onu ben sevdim; ne biliyorsun! O açılmadan ben bir şey diyemedim, o başka... - Selmacığım, beni dinle... Aşk maceraları yaşamış, aldatılmış ve artık tecrübeli bir kızdan; yani benden sana abla nasihati: Tarık dediğin genç ne kadar yakışıklı olursa olsun, ne kadar güvenilir ve terbiyeli gösterirse göstersin; sakın ha kanayım deme. Sonra senin de benim gibi elin ayağın birbirine dolaşır... - Ah, hayatım! dedi Selma gülerek. O güzel öğütlerin için çok teşekkür ederim! Ben ne yaptığımı, ne yapacağımı biliyorum. Hem ben senin gibi saf, enayi ve aklı havada değilim. - Aaa!.. diye Zerrin bir çığlık kopardı. Ayol, şimdi de bilgiçlik taslıyor karşımda!.. Peki, teyzeme falan bahsettin mi ondan? - Henüz hayır!.. O sırada balkona yaklaşan ayak sesleriyle konuşmlarını kestiler. Evin camla kapalı balkonunda oturan iki teyze kızı, gözlerini sokağa çevirdiler. Hava puslu ve nemliydi. Ortalıkta kar ya da yağmur yoktu, ama gökyüzü bozbulanıktı ve gri bulutlarla kaplıydı. Selmaların balkonunun baktığı sokak işlek olmadığından, gürültülü değildi. Böyle sakin yöreler, Almanya’da işçi olarak bulunanlardan kalabalık yerlerde oturanların özlem duyduğu yerlerdi. Kalabalık yerlerde değil gündüz, gece bile uyuyup kafa dinlemek güçtü. Balkonun salona açılan kapısı, Selma’nın on yaşındaki kendine benzer kız kardeşi Hülya tarafından açıldı. Kapıyı açan Hülya, arkasına dönerek tatlı tatlı gülümsedi. Salonun sonunda da Zerrin’in altı yaşındaki erkek kardeşi Hüdaverdi duruyordu. Sağ elinin baş parmağı ağzında, emiyordu. - Ablacığım, ablacığım... diye Hülya gülerek ve bir sır açıklarcasına konuştu. Hüdaverdi bana ne dedi biliyor musun? Başını kız kardeşine çeviren Selma da gülümsedi. - Hayır, bilmiyorum! dedi. Ne dedi? - Biz neden büyümüyoruz, ben evlenmek istiyorum, dedi! Selma başını uzatıp Hüdaverdi’ye baktı. Selma’nın kendisine baktığını anlayan afacan çocuk, bir utanma duygusuyla suçlanmışçasına, badi adımlarla oturma odasındaki annesinin yanına kaçtı. Hülya da gülerek onun ardından koştu. * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99503
    % -0.33
  • 5.6393
    % -1.83
  • 6.3819
    % -1.56
  • 7.4307
    % -2.03
  • 239.303
    % -1.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT