BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bordo-mavi gözlükler

Bordo-mavi gözlükler

Devrim Sağıroğlu, Zeki Çol gibi yılların ustalarıyla aynı şeyleri görmüşüm. Kendime teşekkür veriyorum.



Devrim Sağıroğlu, Zeki Çol gibi yılların ustalarıyla aynı şeyleri görmüşüm. Kendime teşekkür veriyorum. Öcal Uluç usta abiden çeşitli kereler övgü aldım, teşekkür belgemin yanına bir de takdirname koyuyorum. Okul yıllarımda hocalarımın vermediği başarı belgelerini kimse kusura bakmasın hazırladım evimin duvarına astım... Yazdıklarınız doğrudur Devrim abi, Zeki abi... Çok çok teşekkür ediyorum büyük usta Öcal abi... Konu Trabzonspor. Olanlardan yola çıkıp olacakları bilmek, okuyucuya aktarmak. Meslek adına sevinçliyim, Trabzonspor’u sevenler adına üzüntülüyüm, söylediklerimiz çıktı. Bir ben üzülseydim de milyonlar sevinseydi. Gözümde gözlük var, tam göstermiyor. Halini hareketini gösteriyor, tipini seçemiyorum. Ne yaptığını anlıyorum, kim olduğunu çıkaramıyorum. İşimiz yazmak, görebildiklerimizden birşeyler karalıyoruz. Birilerinin hoşuna gitmese de köşeyi dolduruyoruz... Bu gözlük farklı. Sadece doğruyu görüyor. Yapanların isimleri, namları, şanları önemli değil. Olayı gösteriyor, biz de yazıyoruz... Buyrun siz de takın gözünüze, nasıl bordo-mavi oldu her taraf değil mi? Trabzon şehrinin sporu seven insanlarnı görüyorsunuz. Ezikler, üzüntülüler, tepkililer değil mi? Kulak verin konuşanlara... Mehmet Ali Yılmaz diyorlar, duyuyor musunuz? Bu işlerin tek sorumlusu odur diyorlar. Sonra da yanına aldığı kişilerin isimlerinden bahsediyorlar. Hikmet Onur; ne söylediği anlaşılmayan, ne söylediğini kendi bile anlayamayan, nasıl olduysa kendini futbolun içinde bulan adam diyorlar. Muhittin Öztürk için söylenenler kulağınıza geliyor mu? Televizyon ekranına konuştukları yetmemiş gibi şimdi de gazete sayfasına yazıyor. Birilerini eleştiriyor, birilerini haksız buluyor, hoca diyor, futbolcular diyor, sanki onlar kendi başına Trabzonspor’a gelmişler gibi. Kendisi bu işlerden sorumlu değilmiş gibi... Durun durun, şurdan güzel bir ses geliyor. Yurt dışında ekip kurmuşlar, araştırıyorlarmış. Avrupa’dan, Afrika’dan yeni gençler bulmakmış niyetleri. Bir Avrupalı hocayı getirmişler işin başına, yönetici Tuncay Bender organize ediyormuş çalışmayı... Alın size bir güzel konuşma daha... Ali Keml Aktürk, Ahmet Kul yakın zamanda kovulan idareciler. Trabzonspor sahipsiz değildir, 15 arkadaşımızla göreve talibiz diyorlar. Haydi hayırlısı inşallah sesleri uzun soluklu olur. Bırakmak yok, yolculuğumuza devam edeceğiz, esas yere çevirin gözlerinizi. Bakın bakalım çizgilerin içinde neler oluyor. Ne diyor Abdullah. Dilden pek söylemiyor da halinden anlaşılıyor: “Beni bırakın arkadaş, benden size fayda gelmez. Alacağımı aldım bu takımdan. Burada oynamak artık beni tatmin etmiyor.” Vugrinec de aynı şeyleri söylüyor, gideceğim, gitmeliyim diyor. Kalitvintsev’i görüyor musunuz, kafasını sallıyor. Vugrinec haklı, aynı şeyler benim için de geçerli diyor... Hepsi aynı fikirde, acaba bir tanesi Trabzonspor’da kalmak istiyor mu? Bir isteyen olsa, gel kardeşim diyen olsa bir dakika durur mu? Aslında futbolcuları dinlemeye gerek yok, ne söyleyecekleri, ne düşündükleri oynadıkları futboldan belli. Galatasaray karşısnda belki iyi oynarlar, sakın yanılmayın. Trabzonspor için değildir, yakında oturacakları para masasında daha fazla isteme hakkına sahip olmak içindir, bilesiniz. Çevirin gözlükleri, Trabzonspor’un kaybetmesinden en çok kazananın tarafına bakın. Onun için tek kayıp yeni sezonda kovulacak olması. Araştrmış, dünyanın dört bir yanından yeni yıldızlar buldurmuş. Bulduğu futbolcularda dikkat ettiği tek özellik yıldız olması. Tıpkı başkanı gibi yıldız satan yıldız alır, doğrusundan hareketle dünya yıldızlarını tespit ettiriyor. Transfer noktasında sayın başkanıyla paralel hareket ediyor, alınacak futbolcuların kayan yıldız olmasına dikkat ediyor. Varsın olsun, kaymış olsalar da neticede yıldzlar ya... Geçmiş olsun sayın Milne, çok kaybınız olacak. Singapur’dan Avantovski, Malezya’dan Komisyonovski elinizde kalacak... Diyeceksiniz ki Şirin Berber geçenler böyle oldu, gelecekte nasıl olacak? Cevap çok kolay; geçmişte ne olduysa gelecekte de o olacak. Bu yetkililer görevde olduğu sürece farklı bir şey beklemenin mantığı var mı? Yapmadıkları yapmayacaklarının teminatı değil midir? Haber geliyor kulüpten, G.Saray maçından sonra radikal kararlar alacaklarmış. Bir tavsiyem var abiler, alacağınız en radikal karar yönetim olarak hep beraber istifa etmenizdir. İstifa deyince aklıma geldi, bu kulüpte herkesten önce istifa etmesi gerekenler Karabükspor maçında emeği geçenlerdir...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT