BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hoşgelişler ola!

Hoşgelişler ola!

“Seçime iki gün kala” başlıklı yazımda belirtmiştim. Bu sadece benim özel görüşüm değil, bir bakıma halk değerlendirmesinin de bir göstergesiydi.



“Seçime iki gün kala” başlıklı yazımda belirtmiştim. Bu sadece benim özel görüşüm değil, bir bakıma halk değerlendirmesinin de bir göstergesiydi. “Sonuçlarıyla sürprizler taşıyan bir seçim olacak... Kendisini baştan ayağa yenileyen, lükse ihtişama kaçmamış, yolsuzluktan eksi puan almamış olanlar sesi gür, tuttuğunu koparır, türkülü destanlı sesler kazanacak. En güçlü ve gerçekçi sloganları seçenler, fazla iddialı değil, gücünden emin fakat övünmeyen, şefkat tablosu çizebilenler kazanacak” demiştim. Evet halk bu kutsal görevi yerine getirirken bunları dikkate aldı. Siz halka bakın, aydın fantezilerine değil, İngiliz, Fransız ağzıyla konuşanlara değil! Halk nicedir seyretmek mecburiyetinde olduğu orta oyunundan bıkmıştı. ANAP, DYP ve CHP üçlüsünün atışmalarından “kargış” ve karalamalarından usanmıştı. Yeni bir rüzgar yeni bir mevsim bekliyordu. Siz halka bakın! ANAP gücünü kendi sloganlarından kendi potansiyelinden değil, Mahsun konserlerinden tedarik ediyordu. DYP’nin kısılmış sesli cümle tekrarlamaları, yeni bir şeyler getirmiyordu. Tansu Çiller’in kırmızı atkısı, beyaz ceketi eski çekiciliğinde değildi. CHP kayboluş sürecinde son çağrılarını birkaç bilinen sloganıyla tekrarlıyordu. Aslında CHP’lilik kan bağı gibi süre gelen bir felsefe, hayata bakış biçimidir. Partinin barajı aşamayışına üzülen bir partilinin bu durumu kabullenemeyip ağlamasına duyarsız kalamadım doğrusu. Ne de olsa cumhuriyetin ilk dinamik partisidir. Fazilet Partisi’ne gelince, Refah’tan doğan yeni bir parti olarak yeni başkanı ve elemanlarıyla ulaştığı nokta pek de çizginin aşağısında sayılamaz. Fazilet’in özellikle mahalli seçimlerde ulaştığı noktada Recep Tayyip Erdoğan’ın mahpusluğunun payı olmalı. Bir süredir TV kanallarında sıkça yer alan klip de kitleler üzerinde etkili olmuştur. Necip Fazıl’ın o güzelim şiiri “Canım İstanbul”u Tayyip Erdoğan doğrusu gönül doluluğu ile seslendirmiş. Seçimin galipleri DSP ve MHP’ye gelince halkın nabzını tutmada başarılı olmuşlardır. Bülent Ecevit’in özellikle dış ve iç işlerindeki duyarlılığı, şairliğine yaraşır gönül adamlığıyla devlet adamlığını kaynaştırması, tevazuu, kırıcı olmayan, sağduyuya dayalı konuşmaları, Rahşan Hanım’la birlikte gösterişten, lüksten uzak görüntüsü, hele hele PKK ve Kosova meselelerinde tutarlı görüşleri ve kararları Ecevit nostaljisini ortaya çıkarmıştır. Ecevit, kısır çekişmelere girmemiş, kimse için atıp tutmamış, sevgi ve barış kavramlarını elden bırakmamıştır. Güvercin daha çok Karadeniz, Marmara, Ege bölgelerinde etkili olmuş, Ecevit’e sağcısı da, solcusu da, ortadaki de oy vermiştir. Dikkat ederseniz en fazla kadın milletvekili DSP’den çıkmıştır. MHP’nin seçim başarısında oy verme çağına gelmiş gençlik kesiminin payı olduğu bir gerçek. Fakat bu oy patlamasında MHP’nin durmuş oturmuş bir parti olarak ülke realitesine yerleşmişliği de kabul edilmelidir. MHP şimdi olaylara sadece vatan sevgisi açısından bakmakla yetinmiyor ekonomik görüşlerini geliştirmiş, çözümler getiren bir parti... İki kavram üzerinde ısrarla duruyor; biri yoksulluk, diğeri yolsuzluk yani ekonomi ve ahlak ikilisi... Devlet Bahçeli’nin sakin fakat toparlayıcı kişiliği, fazla süslü, esnek olmasa da ikna edici konuşmaları, geleneklerden gelme bir Türk Efendisi imajını çizmesi bu gelişmeyi gerçekleştiren etkenlerdir. Şimdi seçim galibi partilerin asıl sınavı başlıyor. Her iki partiye de “hoşgelişler ola!” diyelim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT