BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ağlayan şiirler

Ağlayan şiirler

Üniversitede okurken kitapçılarda nasıl da aramıştım onu... Genel değerlendirme açısından öyle pek fazla ünlü değildi ama ondan ders görüyorduk. Adı "Zemzeme"...



Üniversitede okurken kitapçılarda nasıl da aramıştım onu... Genel değerlendirme açısından öyle pek fazla ünlü değildi ama ondan ders görüyorduk. Adı "Zemzeme"... Recaizade Mahmut Ekrem'in bir kısım şiirleri... Kütüphanedeki nüshaları da bazı öğrencilerin elindeydi, bize sıra gelmiyordu bir türlü. Zemzeme evin baş meselesi olup çıkmış, annem de benimle birlikte Zemzeme kaygısı çekmeye başlamıştı. Zemzeme ne demek diye soranlarınız olabilir. Söyleyeyim: Nağmeli ezgili demek. Recaizade Mahmut Ekrem'in onbeş yaşında ölen oğlu Nijad için yazdığı şiiri lise kitaplarından hatırlayanlarınız vardır. Ben lise öğrenciliğimden bu yana Nijad'ın acısını dile getiren o ağıtlı şiiri hiç unutmadım. Recaizade Mahmut Ekrem'in eserleri arasında herhalde "Araba Sevdası" adlı romanı daha önemli bir yer tutar. O romandaki alafrangalaşma devrinin acınılası, gülünesi yanlarının daha da koyulaşarak bugünlere vardığını söyleyebiliriz. Şiirlerine gelince onlar daha çok hüzün bulutları halinde mezarlık tablolarıyla örülüdür. Kolay değil, şair üç evladını da toprağa vermiş... Recaizade'nin şarkılarla unutulmazlaşmış ve bugün hâlâ dillerdeki dizelerini de hatırlayalım. Mesela Rahmi Bey'in bestesi, Gül hazin...sünbül perişan...Bağzârın şevki yok Derdnâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok.. Diye başlayan eser...Yahut Şekerci Cemil Beyin bestesi Bir nigâh et ne olur halime ey gonce-dehen Göz göz oldu yüreğim gözlerinin derdinden Nijad, evet, onu daima Ekrem'in şiirlerinden hatırlayacağız. Kimi zaman çok sade arı duru sözlerle... Dağda kırda rast getirsem bir dere Gözyaşımı akıtarak çağlarım. Yollardaki ufak ufak izlere Senin sanıp bakar bakar ağlarım. Güneş güler, kuşlar uçar havada Uyanırlar nazlı nazlı çiçekler Yalnız mısın o karanlık yuvada? Yok mu seni bir kayırır, bir bekler? Recaizade'nin bu feryadı ve gözyaşları bana göre Tanzimat döneminden belki Serveti Fünun devrine de o bariz hüznü taşımıştır. Onun "Ah Nijad!" vâveylâsı sosyolojik ve psikolojik bir gözlem sayabileceğimiz çok renkli ve çarpıcı romanı "Araba Sevdası" yanında küçümsenmeyecek şahsi bir çıkış, yaşanmışlıkla örülü bir örnektir. Benim edebiyat birikimlerim arasında hiçbir zaman kaybolmuyor, silinmiyor, "nisyana" karışmıyor nedense.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT