BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İbadetlerin kabulü için

İbadetlerin kabulü için



Her ne kadar bugün, helal lokma, helal kazanç üzerinde duran, haramlardan kaçan pek kalmadı ise de helal lokmanın dinimizde çok özel bir yeri vardır. Çünkü, bütün ibadetlerin kabul olması, va’dolunan sevaplara eksiksiz kavuşulması helal lokmaya bağlıdır. İbadetler on kısımdır. Dokuz kısmı helal kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz bütün ibadetlerdir. Hadis-i şerifte,”Yediği haram, içtiği haram, gıdası hep haram bir kimse, ellerini uzatıp dua ediyor. “Ya Rabbi!” diye yalvarıyor. Bunun duası nasıl kabul olur?” buyuruldu. İmam-ı a’zam hazretlerine birisi sordu: “Vakitlerimi ibadetle geçirmek istiyorum. Bana birşey yaz da, hep onu yapayım!” İmam-ı a’zam hazretleri birkaç gün içinde alış-veriş bilgilerini yazıp o adama verince, “Bu bilgiler tüccârlara lazım olur. Ben evimde oturup ibâdetle meşgul olacağım.” dedi. Cevâbında “Yiyecek ve giyecek lazım olmıyan kimse var mı? Dinin alış-veriş kısmını bilmiyen, harâm lokmadan kurtulamaz ve ibâdetlerin sevâbını bulamaz. Zahmetleri boşa gider ve azâba yakalanır ve çok pişman olur.” buyurdu. İbrahim Edhem hazretlerine, “Falanca yerde bir genç var. Gece-gündüz ibadet ediyor. Vecde gelip kendinden geçiyor.” dediler. Gencin yanına gidip, üç gün misafir kaldı. Dikkat etti, söylediklerinden daha çok şeyler gördü. Kendinin soğuk, halsiz, habersiz, gencin ise, böyle uykusuz ve gayretli haline şaşıp kaldı. HARAM, KALBİ KARARTIR Gençteki bu hallerin şeytandan olup olmadığını anlamak istiyordu. Yediğine dikkat etti. Lokması helalden değildi. “Allahü ekber, bu halleri hep şeytandandır.” dedi. Genci evine davet etti. Kendi yemeğinden yedirince, gencin hali değişip, o aşkı, o arzusu, o gayreti kalmadı. Genç, İbrahim Edhem hazretlerine, - Bana ne oldu? diye sordu. - Yediğin helalden değildi. Yemek yerken, şeytan da midene giriyordu. O haller şeytandan oluyordu. Helal yeyince şeytan giremedi. Asıl doğru halin meydana çıktı, buyurdu. Haram yemek, kalbi karartır, hasta eder. Ebû Süleymân-ı Dârânî hazretleri, “Helâlden bir lokma az yemeği, akşamdan sabaha kadar namaz kılmaktan daha çok severim. Çünkü, mide dolu olunca, kalbe gaflet basar. İnsan Rabbini unutur.” buyurdu. Helâlin fazlası böyle yaparsa, mideyi harâm ile dolduranların hâli acaba nasıl olur? Bu dünya, ahıret yolcularının bir konak yeridir. İnsana burada yiyecek ve giyecek lazımdır. Bunlar ise çalışmadan ele geçmez. Hem ahıret için hazırlanmalı, hem de dünya ihtiyaçlarını kazanmalıdır. Fakat bunları da ahıret yolculuğunda lazım olduğunu düşünerek kazanmalıdır. Kendinin ve çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını helalden kazanmak, birçok ibadetlerden daha sevabdır. Resulullah efendimiz, bir sabah Eshabı ile konuşurken, gencin biri erkenden işine gidiyordu. Oradakiler, “Buraya gelip birkaç şey öğrenseydi ne kadar iyi olurdu. deyince, Resulullah, “Öyle söylemeyiniz! Eğer kimseye muhtaç olmamak ve ana, baba, çoluk-çocuğunu da muhtaç etmemek için gidiyorsa, her adımı ibadettir. Eğer herkese övünmek, keyif sürmek niyetinde ise, şeytanla beraberdir.” buyurdu. HAKİKİ İMANA KAVUŞMAK Binada temel ne ise, dinde de lokma odur. Temel sağlam olunca, üzerindeki binalar sağlam olur. Dini ayakta tutan da helal lokmadır. Temel çürük olunca, bina çöktüğü gibi, lokma haramdan olduğu zaman din de çöker. Sehl bin Abdüllah-ı Tüstürî hazretleri buyuruyor ki: “Yolumuzun esası üç şeydir: Helal yemek ahlâk ve amelde Resul aleyhisselâma tâbi olmak, her işi yalnız Allah rızası için yapmaktır.” Başka bir zaman da şöyle buyurdu : “Hakiki imana kavuşmak için, dört şey lazımdır: Bütün farzları edeble yapmak, helal yemek, görünen ve görünmeyen bütün haramlardan sakınmak ve bu üçüne ölünceye kadar devam etmeğe sabretmek. “ İbrahim bin Edhem hazretleri buyurdu ki: “Yüksek derecelere kavuşanlar, ancak midelerine girenleri kontrol etmekle kemale ermişlerdir.” Hazret-i Ebû Bekr, hizmetçisinin getirdiği sütü içti. Sonra helâlden olmadığını anlayınca, parmağını bozağına sokarak kay etti. O kadar zahmetle çıkardı ki, ölüyor sandılar. Sonra “Yâ Rabbî! Elimden geleni yaptım. Midemde ve damarlarımda kalan zerrelerden sana sığınırım.” diye yalvardı. Hazret-i Ömer de, Beytülmale yâni devlete ait zekât develerinin sütünden, kendisine yanlışlıkla verilip içtiği zaman, böyle yapmıştı. HELAL KAZANMAK FARZDIR Abdullah bin Ömer hazretleri buyuruyor ki: “Beliniz bükülünceye kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, haramdan kaçınmadıkça, kabul edilmez, istenilen fayda hasıl olmaz.” Yahyâ bin Mu’âz hazretleri buyuruyor ki: “Allahü teâlâya itâ’at etmek, bir hazîneye benzer. Bu hazînenin anahtarı duâ, anahtarın dişleri de helâl lokmadır.” Yine buyurdu ki: “Haram yiyenlerin yedi azası, istese de, istemese de günah işler. Helal yiyenlerin a’zası, ibadet eder. Hayır işlemesi kolay ve tatlı gelir.” Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Bir kimse, hiç haram karıştırmadan, kırk gün helal yerse, Allahü teâlâ, onun kalbini nur ile doldurur. Kalbine, nehirler gibi hikmet akıtır. Dünyaya düşkün olmağı kalbinden giderir.” “Haram ile beslenen vücudun, ateşte yanması daha iyidir.” “Helal kazanmak için yorulup, evine dönen kimse, günahsız olarak yatar. Allahü teâlânın sevdiği kimse olarak kalkar.” “Bazı günahlar vardır ki, onlara ancak, helal kazanmak için çekilen üzüntü ve yorgunluklar keffaret olur.” “Beş vakit namazı kıldıktan sonra, çalışıp helal kazanmak, her müslümana farzdır.” ŞÜPHELİLERDEN KAÇINMALI Harama düşme tehlikesi varsa şüphelilerden de kaçınmalıdır. Hadîs-i şerîfte “Helâl meydanda, harâm meydandadır. Şüpheliler ikisi arasındadır.” buyuruldu. O hâlde şüphelilerden uzak durmak lâzımdır. Yine hadîs-i şerîfte “Bir kimse, tehlikeli olan şeyin korkusundan dolayı, tehlikesiz şeyden sakınmadıkça, müttekî olamaz.” buyuruldu. Onun için Hazret-i Ömer, “Bizler harâma düşmek korkusu ile, helâllerin onda dokuzundan kaçındık.” buyurdu. Helal lokma istiyen şu beş şeye dikkat etmelidir. 1- Rızık peşinde koşarken Allah’ın farz kıldığı ibadetlerin hiçbirini terk etmemeli, hiç birini noksan yapmamalıdır. 2- Kazanç için hiç kimseyi üzmemelidir. 3- Çalışmak ile, kendisinin ve aile efradının iffetini korumaya niyyet etmelidir. 4- Çalışırken kendini haddinden fazla yormamalıdır. 5- Çalışmayı rızık için bir sebep bilmelidir. Fakat rızkı çalışmaktan bilmemeli, Allahü teâlânın bir ihsan olarak görmelidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT