BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki örnek

İki örnek



Balkonumuzun hizasındaki elektrik direğinin tepesinde çalı çırpıdan bir yuva var. Yakında yapılmış olan o yuvanın içinde ise bir güvercin yatıyor... Yağmurda, fırtınada, geceleri ve gündüz... Soğuk olduğunda, sıcakta... Bir hafta kadar önce, ayağa kalkıp yönünü değiştirirken gördüm; altında cevizden küçük yavrular vardı. Kafalarını bile seçemiyordum... * * * Fedakârlık kolay değil... Bedeller bazen bir ömür bile olabiliyor. * * * Ve en iyi bilen; güvercinin kendisi... İnanıyor ve hayatının uzun bir dilimini o iğreti yuvanın üzerine seriyor. Herkes; “soğuk” derken... Herkes; “sıcak” derken... Herkes; “yağmur, fırtına, karanlık” derken... Veya herkes; “hava çok güzel” derken... Güvercin inanıyor ki; o yuvadan “kendisine benzeyen” yeni güvercinler uçacak! * * * Her ödül bir bedel istiyor. * * * Bu yazıyı siyasî gözlükle okuyanlar olacak... Olsun, iyidir. Çünkü siyaset de hayatımızın bir parçası... Ve hayatımız için siyasetten de alabileceğimiz çok dersler var... * * * Günün birinde, hem de yakın bir ayda, bütün kurt yavrularına haber salınıyor... Deniyor ki: “Artık bu dağların bizden sorulmasının zamanı geldi... Biz, otuzbeş yıllık bir yuvanın yavrularıyız... Ve yaklaşık bir milyon canız. İnanıyoruz ki; yeni bir kanız... Artık günü geldi, hazırız. Şimdi yapmamız gereken; çevreye yayılmak... Üzgün, bezgin ve yorgun kişilerin arasına dağılmak...İnanıyoruz ve inanın ki; her birimiz dokuz ayrı gönülde dokuz ışık yaktığımızda, dokuz milyondan fazla gönüldaşla ipi göğüsleriz...” İşte bu da paylaşmanın, ağırlığı dağıtmanın sırrı!.. * * * Ne kadar büyük olursa olsun, bir damla düştüğü yerde kurumaya mahkûm... Ama damlalar sel olursa önünde durulamıyor! * * * Verdiğim, daha doğrusu önümüze çıkmış olan bu iki tablo hepimizin, hayatımız boyunca uygulayabileceğimiz, kullanabileceğimiz örnekler. Ama doğru bakmasını bilmek lazım. * * * Ben, kendi adıma Bülent Ecevit’in dürüstlüğüne ve samimiyetine güveniyorum. Memleketin onun tecrübelerine ihtiyacı var. Ben, kendi adıma Bülent Ecevit’in; hepimizin gözü önünde “çalı-çırpıdan” kurmuş olduğu... Sessizce ve sabırla (kendisiyle birlikte) çeki düzen vermiş olduğu “yuvasına” ibretle ve takdirle bakıyorum. Zaten o yuvadan uçmuş olan güvercinleri de görüyor şimdi herkes... * * * Fakat şu an takvimin kaydedeceği “en gerçek” siyasî gerçek Milliyetçi Hareket’in hareketidir... Çünkü burdaki kıpırtı, tavanda değil tabandaydı... Lider, en güzel yönlendirmeyle korunmuş oldu, yıpratılmadı. (Öyle ki; seçmenler arasında hâlâ MHP Genel Başkanı’nın adını bile bilmeyenler var!..) Elbette bilerek yapılmış olan bu strateji son derece zekî bir plânlamaydı. Yük, bir milyona bölündü! Ve her “bir”e, kendini dokuza katlaması telkin edildi. Milliyetçi Hareket’in genç ve dinamik mekanizması bu seçim öncesinde (ülkenin tamamında) hakkıyla çalışmış ve bu inancı alıp aşılayabilmiş olsaydı, sonuç çok daha farklı olurdu. Çünkü on milyonun altındaki her oy bu plânın kaybıydı. * * * Demin de söylemiştik: Bu seçimlerden, kendimiz için çıkaracağımız büyük dersler var.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT