BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sorulması gereken sorular

Sorulması gereken sorular

Yarın Ramazan Bayramı. Ne çabuk geçiverdi koskoca Ramazan ayı. Zaten artık zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyoruz bile. Malum, kıyamet alameti...



Yarın Ramazan Bayramı. Ne çabuk geçiverdi koskoca Ramazan ayı. Zaten artık zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyoruz bile. Malum, kıyamet alameti... "Eskiden" diye başlayan hiçbir cümle kurmayacağım bu yazıda. Çünkü bu nostalji edebiyatı herkesin içine fenalık getirdi artık. Bir zamanlar şartlar farklıydı, şimdi daha farklı. Yapacak bir şey yok. Dünya dönüyor, yaşam biçimleri değişiyor. Değişmeyen bazı karakteristik özellikler tamamen insanın insan olmasından kaynaklanan davranışlar. Nefes alıp veren her ademoğlu sevilmek, beğenilmek ister. Bu, yemek yemek ve su içmek gibi bir ihtiyaçtır. Takdir edilmek, özenilmek, örnek gösterilmek hep güç verir kişiye. Bunları yeteri kadar alamazsa ortaya bazı psikolojik sorunlar çıkmaya başlar. Son yaşadığımız korkunç olaylarda bu eksikliğin faturasını ödedik farkında olmadan. Cezaevlerinde meydana gelen ürkütücü başkaldırı bence sevgisizlikten kaynaklandı. Televizyon ekranlarına yansıyan telefon görüşmesini izlemişsinizdir mutlaka. Terör örgütüne mensup bir erkek, başka bir cezaevindeki sözde dava arkadaşı bayanı arıyor. Gayet duygusuz bir ses tonuyla "arkadaşlardan birisi kendisini yaksın" diyor. Sanki "iki paket sigara alsın" der gibi. İşin tuhafı muhatabı konumundaki kız ondan daha da tepkisiz. "Olur" diyor. "Arkadaşlardan birisi kendisini yakacak!" Ne kadar kolay böyle meşale gibi tutuşmak! Kız o kadar robotlaşmış vaziyette ki, onu arayan terörist bile şaşırıyor. Bu şaşkınlık sesine ve konuşmayı uzatmaya çalışmasına yansıyor. Kendince açıklamalar yaparak işi garantiye alma çabasında. Halbuki gereksiz bir hareket içinde. Kız talimatı alır almaz belli ki hiç düşünmeden arkadaşlarından birisini yakacak! Bu insanlar hasta! Psikiyatrlar ne teşhis koyarlar, tedavi etmek mümkün müdür orasını bilemem. Ama net anladığım gerçek şu ki, hiçbir sağlıklı insan ölüm kararını bu denli rahat alamaz. Halk arasında bu duruma beyin yıkanması deniyor. Bana sorarsanız yıkanma tabiri pek doğru değil. Tam tersine beyin kirletilmesi ortaya çıkan sonuç. Peki bu gencecik insanlar nasıl oldu da bu hale geldi? Asıl sorulması gereken soru bu artık. Ailelerinden almak istedikleri ve alamadıkları neydi? Bir topluluğa ait olma duygusu, önemli işler yapma isteği, kahramanlık taslama vesaire gibi eğilimler neden onlarda ortaya çıktı? Dışlanmışlık ya da kalabalığa karışacak herhangi bir insan olmaktan mı korktular acaba? Galiba cevap biraz önce sorduğum soruda saklı. Bu saf korku olabilir mi? Hayattan korkmak, gelecekten korkmak, aileden korkmak, öğretmenden korkmak... Bütün bunlar birleştiğinde "korkmamak için korkutmak gerek" tipinde bir sonuç mu çıkarttılar acaba? Bütün bunlar benim düşüncelerim elbette ve ben bir uzman değilim. Ama ben bir insanım. Ve gencecik yaşında kendisini polis panzerlerinin önüne atan, saçlarından sürüklenen, dayak yiyen öğrencileri görünce içim sızlıyor. Bu çocukların bir şeyleri eksik ki başkaldırıyorlar. İnsan ruhunun yakıtı olan sevgi ve şefkat eksik, kabul edelim. Yanaklarına kondurulacak küçük bir öpücük, saçlarını içten duygularla okşamak, gözlerinin içine sıcacık bakmak bile onları koruyabilir belki bu dehşet verici kabustan. Rahatı, huzuru ve konforu yerinde olan hiç kimse karda kışta sokaklara çıkıp slogan atmaz çünkü. Yarın bayram. Bunca sıkıntı yaşadık ve sonuç sır değil. Eskiden diye diye zaman harcayacağımıza yarınlara bakalım. Şimdi elimizde şartlı salıverme kararı ile bir şans daha yakalamış hükümlüler, ite kaka F tipi cezaevlerine nakledilmiş tutuklular, kapıya dayanmış bir bayram ve hemen ardında sırasını bekleyen bir yeni yıl var. Dengeyi sağlayabiliriz. Eğer hepimiz kendi hatalarımızı gözden geçirirsek hem onlara hem kendimize yardımcı olabiliriz. Kimseyi toplumdan soyutlamadan el ele verebilirsek yarınlara umutla bakabiliriz. Hepinizin Ramazan Bayramını içten dileklerimle kutluyorum. SÖZÜN ÖZÜ Gururla zayıflık ikiz kardeştirler. LEVHA İnsanın en büyük düşmanı kendisidir.
KAPAT