BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hesap hatası

Hesap hatası

Çok acayip bir seçim geçirdik.



Çok acayip bir seçim geçirdik. Siyasetbilimciler için çok incelenmesi, irdelenmesi gerekli, gerçekten netameli bir seçim geçirdik. 9 ay gibi uzunca bir süre önceden ilan edilmesine rağmen, son güne kadar seçimlerin yapılıp yapılamayacağı şüpheli idi. Toplum mühendislerinin bütün güçlerini ortaya koyarak çıkardıkları siyasi tablo istikrar getirmemiştir. Türk siyaset geleneğinde yüzde 65-70’lik bir sağ oy kitlesi, yüzde 30-35’lik bir sol oy kitlesi mevcuttur. Meydana gelen Meclis’e bakın ki; sol, sadece yüzde 22’lik bir yapıyla temsil edilmesine karşın, Başbakan’ı aynı partinin çıkaracağı yaklaşımları mevcuttur. Sağın acınacak haline bakın! Bunu, Meclis’i yüzde 75-80 yapılanmayla oluşturan sağ partiler nasıl izah edebilecektir? Bizim varlığımız solu iktidar yapmak içindir mi diyecekler? Bir kere bu seçimlerin sonucunu etkileyen en önemli vakıa, Öcalan’ın yakalanışıdır. Bülent Ecevit, 1974’teki hatasına düşmemiş; önüne konan bu büyük fırsatı, soğukkanlılıkla değerlendirerek, devlet adamlığı vasfını göstermiş, sonucunda da seçimden birinci parti çıkmıştır. Toplum mühendislerinin buradaki isabeti yüzde 100’dür! Yapılması yasak olmasına rağmen, seçim öncesi çarşaf çarşaf kamuoyu yoklamaları yayınlanmış; Tarhan Erdem’in dışındaki bütün araştırmalar yanlış ve yönlendirme amaçlı olmuştur. Zaten Tarhan Erdem’in araştırması da yayınlanamamıştı. Tek amaç güdülüyordu: DSP-ANAP koalisyonu. Fazilet ve HADEP seçmenleri resmen ve alenen ürkütülmüştür. Seçmen; nasılsa bu parti kapatılacak veya partim birinci parti olsa bile ona hükümet etme yetkisi verilecek mi sualiyle iki arada bir derede kalmıştır. Hele, seçimler öncesi Meclis’te oluşturulan sun’i hava çok dikkat çekicidir! Senelerce çıkarılamayan kanunların grup disiplininden çıkmış başıboş milletvekillerinin gayretleri ile, neredeyse bir oldu-bitti ile çıkarılabileceği zannedildi ve zannettirilmeye çalışıldı! Günlerce Meclis oyalandı. Ve partiler gerekli seçim çalışmalarını yapamadı. Burada propagandaya pek ihtiyaç duymayan (!) partilerin dışındakiler epeyce sıkıntıya düşmüştür. Meclis’in dışındaki partiler, aylardan beri sürdürdükleri propagandalarını, seçim öncesi süresince de yürütebilmiş; Meclis içindeki partilerin liderleri bile bütün vilayetlerde miting yapabilme fırsatını bulamamıştır. Meclis’teki oyalama taktiklerine, toplum mühendisleriyle beraber, kendisinin bulunmadığı bir oluşumun başarısını hazmedemeyen Necmettin Erbakan’ın etkisi olmamış mıdır? Ayrıca araştırmaya ve düşünmeye değer... Toplum mühendislerinin Medyayı yönlendirme aracı olarak kullanmaları pek sonuç vermiyor. Bu, biraz da medyanın içine düştüğü güven bunalımından kaynaklanıyor. Mesela seçimler öncesi Medya’da MHP’den tek satır yoktu. (Tabii malum medyada...) Seçimden sonra MHP’yi ikinci parti olarak karşılarında görünce, küçük dillerini neredeyse yutacaklardı. ...Ve şu başlığı atmaktan çekinmedi: “Yağmurdan kaçarken doluya...” Yani Fazilet Partisi’nden kaçarken MHP’ye yakalandık demek istiyorlar. Demek ki hesaplar tutmamıştı! Buradaki niyet bozukluğu kimsenin gözünden kaçmıyor! Ve sanki gizli bir el, toplum mühendisliği adına, niyetini açıkça izhar ediyor; kendi isteklerinin dışındaki bir oluşuma hayat hakkı tanımak istemiyor, kendileri varsa istikrar var, yoksa kaosa prim veriyorlar! Sahi, bunların niyeti üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT