BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeni bir devletin kuruluşu: 23 Nisan 1920

Yeni bir devletin kuruluşu: 23 Nisan 1920

Millî Mücadele, Mondros Mütarekesi’nin haksız ve tek taraflı uygulanmasına karşı dünya kamuoyunu uyandırmak maksadıyla başlamıştı.



Millî Mücadele, Mondros Mütarekesi’nin haksız ve tek taraflı uygulanmasına karşı dünya kamuoyunu uyandırmak maksadıyla başlamıştı. Kongreler, beyannamelerle bu uyarma yapılmak isteniyordu. Fakat İtilaf Devletleri dünya kamuoyuna önem vermeden üstelik İstanbul’u işgal ettiler. Artık Osmanlı İmparatorluğu, fiilen tarihe göçmüştü, kurtuluş ümidi yoktu. Anadolu’da başlayan direnmenin hukuki ve siyasi bir yapıya dönüştürülmesi gerekliydi. Yeni kuruluşun Meclisi Ankara’da toplanacaktı. Mustafa Kemal 19 Mart’ta bu hususta bir talimat yazdı. Buradaki esaslar şunlardı: 1- Ankara’da millet işlerini görmek üzere olağanüstü yetkileri haiz bir meclis toplanacaktır. 2- Bu Meclise seçilecekler, milletvekilliği hakkındaki kanuni şartları haiz olanlar arasından olacaktır. 3- Seçim bölgeleri livalar olacaktır. 4- Her livadan beş milletvekili seçilecektir. 5- Seçim, kaza ve liva ikinci seçmenleriyle idare ve belediye müdafaai hukuk heyetlerinden mürekkep birer Meclis tarafından yapılacaktır. 6- Her fırka ve zümre aday gösterebilir. Mukaddes mücadeleye iştirak için herkes resen de adaylığını koyabilir. 7- Seçimlere mahallin en büyük mülkiye memuru riyaset edecek ve mesul olacaktır. Bu talimat gerçek bir demokrasi anlayışı içinde ilk meclis üyelerinin seçim biçimini gösteren değerli bir belgedir. Bu seçimler dışında ayrıca İstanbul Mebusan Meclisi üyelerinden katılanlar da Meclisin üyesi olacaklardı. Anadolu kurtuluş için subayların, memurların, milletvekillerinin her türlü tehlikeleri göze alarak koştukları yer olmuştu. İstanbul’daki ve diğer işgal altındaki yerlerden silah depoları kahramanlar tarafından binbir tehlikeye göğüs gerilerek boşaltılıyor ve silahlar Anadolu’ya takalarla, gemilerle, kağnılarla kaçırılıyordu. Burada bilhassa M.M. teşkilatının ve Karakol Cemiyeti’nin gayretlerini belirtmek yerinde olacaktır! “Fena zannedilen hadiseler iyi neticeler verebilir” hükmü ile Mustafa Kemal’in “Felaketler insanları ve akılları başında milletleri daima azimkar ve çetin hamlelere sevkeder. Fikir, cebir ve şiddetle top ve tüfekle asla yürütülemez. Hassas bir millete karşı irtikap edilen zalimane muamelelerin onu daha ziyade teşvik ettiği denenmiştir” sözü gerçekleşme anlamına girmişti. Artık milletin iradesini temsil edecek ve yürütecek, milletin kudretini toplayacak ve işletecek, milletin mukadderatını düşünecek ve tayin edecek milli bir teşkilata ve otoriteye ihtiyaç vardı. Bu teşkilat, İstanbul hükümetinin zaten çürük olduğu malum siyasetinden uzak olacaktı. Bu siyasetin Mustafa Kemal’in “Nısfet ve merhamet niyaz etmekle millet işleri, devlet işleri görülmez. Millet ve devletin şeref ve istiklali temin edilemez, nısfet ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur” vecizesini teyit edecek, “bir devletin istinat ettiği esaslar, istiklali tam ve bila kaydışart hakimiyeti milliyeden ibarettir” ve “İlhak ve kuvvet menbaı milletin kendisidir” vecizelerini tahakkuk ettirecek mahiyet ve otorite taşıması lazım geliyordu.. Ankara’ya gelen milletvekilleri üç grupta toplanabilir: 1) Mustafa Kemal’in talimatına göre seçilen 232 milletvekili, 2) İstanbul Meclisi’nden gelen 92 milletvekili, 3) Sürgünden dönen 14 milletvekili. Meclise seçilen 338 milletvekili 66 seçim bölgesinden gelmekte idiler. TBMM, tam üye sayısı 390 kişidir. Ancak ölüm, istifa gibi sebeplerle Mecliste hiçbir zaman bu kadar milletvekili toplanmamıştır. Ankara’da toplanan meclis bir Kurucu Meclis idi. Devletin esaslarını tespit edecekti. Mustafa Kemal Ankara’dan, İsmet Bey ise Edirne’den milletvekili seçilmişlerdi. 23 Nisan 1920 Cuma günü Mustafa Kemal ve sayıları o gün 120 olan milletvekilleri asker saflarını selamlayarak Meclis binasına geldiler. Vatan ve milletin kurtuluşu, selameti ve bağımsızlığı için dua edildi. En yaşlı (75 yaşında) üye Sinop milletvekili Şerif Beydi. Geçici başkanlığa seçildi ve Meclis “milletimizin dahili ve harici istiklali tam dahilinde mukadderatını bizzat deruhte ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilan ederek” görevine başladı. Mustafa Kemal 22 Nisan 1920’de bir tamim yollayarak “Bilumum mülki ve askeri makamların ve umum milletin” yegane merciinin meclis olduğunu belirtmişti. Mustafa Kemal açılış nutkunda şunları söylemiştir: “Hayat demek mücadele ve müsademe (vuruşma) demektir. Hayatta muvaffakiyet (başarı) mutlaka mücadelede muvaffakiyetle mümkündür. Bu da manen ve maddeten kuvvete ve kudrete istinat eden (dayanan) bir keyfiyettir. Bizim vuzuh ve tatbik kabiliyeti gördüğümüz siyasi meslek milli siyasettir.” Bu siyaseti de Ulu Önder şöyle anlattı: “Harici siyasetin en çok alakadar olduğu ve istinat ettiği husus devletin dahili teşkilatıdır... Garpta ve Şarkta başka başka temayüle (eğilime) ve harsa (kültüre) emele malik muhtelif unsurları cem’eden (toplayan) bir devletin dahili teşkilatı elbette asılsız ve çürük olur. O halde harici siyasette esaslı bir metin olamaz. Böyle bir devletin teşkilatı dahiliyesi (iç örgütü) bilhassa milli olmaktan uzak olduğu gibi, mesleki, siyasi ve milli değil fakat şahsi, gayri vazıh ve gayri müstekar (istikrarsız) idi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT