BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kestane kebap devri bitti

Kestane kebap devri bitti

Günlük spor gazetelerinin aynı anda piyasaya çıktığı günlerde, büyük sıkıntılar yaşamıştık. İlk problem, televizyon reklamlarında çıktı.



Günlük spor gazetelerinin aynı anda piyasaya çıktığı günlerde, büyük sıkıntılar yaşamıştık. İlk problem, televizyon reklamlarında çıktı. Külhanbeyi tavırlı, bıçkın ve yırtık türdeki yüzü-gözü boyalı fanatik tipler; spor gazetesi okuyucusunun en belirgin ve hatta tek kimliği olarak sunuldu. Ekranlardaki tanıtımlarda; yayvan bir üslupla, “Sokak çocuğu Türkçesi” kullanıldı. Abicim, annadın mı, kıyak çekmek ve bunun gibi yığınla argo kelimeler; genç kuşağın değerleri olarak sunuldu. 3 günlük spor gazetesinin stratejisi aynıydı... Hiçbiri; bir üniversite öğrencisini, bir mühendisi, bir devlet memurunu, bir sanatçıyı, potansiyel bir spor okuyucusu olarak görmedi. Reklamlarında onlara yer vermediler. Yaygaracı, kavgacı ve rekabeti düşmanlıkta arayan, şiddet yüklü gençleri tek model olarak seçtiler. Hedef kitle, sorunlu taraftarlardı. * * * Gazeteler çıkmaya başladığında ise; onların duygularını ajite eden bir yayın politikası izlediler. 3 büyüklerin galibiyetleri; OYDU, KOYDU, GÖMDÜ gibi cinsel sapmalar içeren manşetlerle veriliyordu. Oynanacak maçlar için ise; Anadolu takımlarını ciddi şekilde rencide eden tanımlamalar yapılıyordu. “F.Bahçe şeftaliyi yaracak... Galatasaray kestaneyi çizecek... Beşiktaş, hamsiyi tava yapacak... Cim-Bom horozu kesecek” türünden başlıklar; huzursuzluğa neden olmuştu. Anlayacağınız; günlük spor gazeteleri, yanlış stratejilerle yayın hayatına girmişti. * * * Televizyon reklamlarında, futbolun önemli bir unsuru olarak kullanılan aşırı fanatik tipler; ilk kez bir “Değer” olarak algılanmanın sonucu olarak, kendinde medya tarafından “Onanmış” resmi bir kimlik buldu. Argoyu argüman olarak ele alan TV reklamları, duvarlardaki Bill-Board’lar, gazete ilanları; pipisi bile doğuştan fanatik gösterilen tiplerin, çığ gibi büyümesine neden oldu. Eğitimsiz, huzursuz ve kavgacı kimlikler; “Onanmış” bir değer olmanın cüretiyle, Türk futbolunun hakim unsurları haline geldi. Stadlar, kullanılmış ve ajite edilmiş bu yeni kimliklerle doldu. Değişen seyirci prototipi; değişen bir amigo sürecini de beraberinde getirdi. Kolay kanalize edilen gruplar; yöneticilerin karşısına bir tehdit unsuru olarak dikilmeye başlayınca; bunların şerrinden korkanların onları beslemesi sonucu, MİLYARDER AMİGOLAR dönemi başladı. Lider konumundaki amigoların altında son model BMW’ler görülmeye, banka hesapları kabarmaya başladı. Bugün Maliye müfettişleri onları toplayıp; “Bunca serveti nerden yaptın?” diye sorsa; işsiz-güçsüzlerin ulaştığı mali değerler karşısında, küçük dilini yutar. * * * Günlük spor gazetelerinin, Türkiye’nin bugünkü kaosa karışmasındaki olumsuz etkileri; görüldüğü gibi, işi nereye kadar vardırdı. Ama çok şükür bunlar geride kaldı. 3 spor gazetesinden bugün ayakta kalan 2 tanesi olan FANATİK ve FOTO MAÇ; geçmişteki yanlışlarından büyük ölçüde arındı... Eski vahim hatalardan eser yok. Sayfa mizampajlarından haber değerlendirmesine... Attıkları manşetten, uyguladıkları yayın politikasına kadar; çok geniş bir yelpazede doğruyu seçtiler. Foto Maç’ın Genel Yayın Müdürlüğü’ne getirilen Altan Tanrıkulu; zaten genç kuşağın umut veren bir ismiydi... Meslekte edindiği saygın konumunu; yayın politikasına da yansıtıyor. Foto Maç doyurucu bir gazete oldu. Artık bir sürü şey öğreniyorum. * * * Necil Ülgen de, FANATİK’in epeydir başında... Ama o da, hamurunda zaten var olan iyi yetişmişlik, saygınlık ve gazetecilik fonksiyonlarını, yüksek randımanla devreye sokmaya başladı. Önce mizampajla başlayan değişiklik, yayın politikasında da devrim nitelikli farklılığa ulaşınca; FANATİK, sadece fanatiklerin değil, tüm spor kamuoyunun gazetesi oldu. Daha iyi, daha kaliteli, daha tutarlı olacaklarından artık kuşkum yok. Babıali adına seviniyoruz..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT