Yeni demokrasi paketinde ne var, ne yok?!

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, yeni bir demokrasi (onun ifadesiyle ileri demokrasi) paketi üzerinde çalışıldığını açıklaması, kamuoyunda değişik tartışmalara ve birtakım beklentilere yol açtı...
Acaba hazırlanmakta olduğu söylenen pakette, demokrasi ve hukuk devletinin işleyişi ile ilgili ne gibi yenilikler; moda tabiriyle ne gibi yeni AÇILIMLAR yer alıyor?.. Öteden beri telkin edilen ölçüde kapsamlı ve beklentileri karşılayacak çapta olacak mı? Yoksa pansuman kabilinden, birkaç küçük değişiklik ve esasen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde çok sayıda dava konusu olan; Türkiye’yi sıkıntıya sokan tutukluluk süreleri ve adil yargılanma gibi, belli başlı konularda mevzuatı gözden geçirmek midir hepi topu!..
Bu husus işin püf noktası. Çünkü şimdiye kadar, büyük beklentileri karşılamak niyet ve maksadıyla yola çıkıldığı halde, sonunda dağ fare doğurdu. Anayasadan başlayarak, insan hak ve hürriyetleri konusunda; çağdaş çizgiyi yakalayacak köklü değişiklikler yapılamadığından, çoğu kez faydalı ve gerekli olan mevzii düzeltmeler de etkisiz kaldı.
Mesela 1960’lı ve 70’li yıllarda, düşündüğünü başkalarına da açıklamak isteyen insanların başında Demokles’in kılıcı gibi sallanan; TCK 141-142 ve 163. maddeleri, Rahmetli Turgut Özal’ın büyük dirayet ve cesareti sayesinde kaldırıldı. Lakin C. Savcıları ve Yargıçlar, kısa zamanda bu maddelerin yerine ikame edecek başka hükümleri bulmakta zorlanmadılar...
Yeni TCK’nın 301. maddesi üzerindeki tartışmalar, ilk günden beri şiddetle devam ediyor ama, netice şu ana kadar değişmedi. Aynı şekilde Terörle Mücadele Kanununun (TMK) 7. maddesi, hali hazırda en fazla eleştirilen, en çok rahatsızlık duyulan bir konu.
Bunların yanında yeni Ceza Muhakemesi Kanununun, tutukluluk sürelerini düzenleyen 102. maddesi ile Özel Yetkili Mahkemelere (ÖYM) dair, 250 ve 252. maddeleri; halen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, aleyhimize sonuçlanan yüzlerce davanın kaynağını teşkil ediyor. Özellikle 252. Md’nin 2. fıkrası hükmünün Yargıtay içtihadıyla birlikte, bazı suçlarda tutukluluk süresini on yıla kadar çıkarması, dava sayısını kabartıyor...
Şu halde yeni açılacak pakette, düşünceyi açıklama hürriyeti, gerçekten ne kadar ‘hür’ olacak? Açıkçası, TCK 301 ve bununla ilintili diğer hükümler ne denli ıslah edilecek? 8. Maddesi daha önce ilga edilen 25 maddelik TMK, ne ölçüde değişikliğe uğrayacak? Bu kanunun, 2003’te değiştirilmiş olan 7. maddesindeki terör örgütü propagandasına dair hükümler, büsbütün kaldırılacak mı, yoksa tekrar değiştirilecek mi? Bu arada bölücü örgüt militanlarının, silah bırakmasını teşvik etmek için, etkili düzenlemeler yapılacak mı?
En önemlisi de bütün bunlar yapılmaya çalışılırken, doğacak mevzuat boşluklarından ötürü yeni problemlerle karşılaşacak mıyız? Mesela CMK’nın tutukluluk süresi ile ilgili maddeleri, iki defa ertelenip seneler sonra yürürlüğe konduğu halde, Hizbullah Örgütü mensuplarının bir anda serbest kalmasıyla ortalık karışmıştı... Benzer bir durumun tekrar yaşanmaması için, yeterince dikkat gösterilecek mi? Bunların hepsi merak konusu.

29.12.2011