Bir musibet, bin nasihatten iyi mi?

A -
A +

Göz göre göre, bile bile “lades” denilerek, “kılavuza gerek kalmadan” işte nihayet olan oldu. “Şiddet” köyüne geldik ve dünya önünde “unutulması zor” tam bir mahcubiyet kuyusuna yuvarlandık!..

 

Elbette şimdi, “İçişleri Bakanlığı, polis, savcılar, hâkimler, TFF, ceza kurulları” devreye girecek, gözaltılar, tutuklamalar, mahkûmiyetler olacak, “çok ağır ‘seyircisiz oynama’ cezaları” verilecek…

 

Aylardan beri yazıp geldim, çok arkadaşımız da yazdılar; “Gidiş kötü… Saha mücadelesinin kürsü / mikrofon / ekran / sayfa / tiraj / reyting savaşları hâline getirilmesi durdurulamazsa, ileride felaket görünüyor!..”

 

Kulüp başkan ve yöneticileri, “takımlarının aldığı kötü sonuçlarının büyük çoğunlukla, futbolcularının, hocalarının ve kendilerinin hatalarından kaynaklandığının gündeme düşmemesi için ‘hedefe rakip kulüp başkan ve yöneticilerini, hatta hocalarını, hakemleri, MHK’ı ve Federasyonu koyarak” kürsülerden, ekranlardan, birbirlerine hakaretler yağdırırlarken, durmadan “gerilim ateşini” körüklediler… 

 

Üstelik hemen hemen her büyük maç sonucu, ekranlarda, “kulüpçülüğün zirve yaptığı” tartışmalarla, “hakemlere hakaretlerin yağdırıldığı” infaz masalarında korundular… 
Hakemler, federasyon kurullarının üyeleri ve federasyon yöneticileri, “görevde iken ‘kamu görevlisi’ sayılırlarken” onlar için söylenen “belgesiz, şahitsiz” sadece “duyuma dayalı” iddialar yarışı, gün be gün daha da ağırlaştırılırken…

 

Tribünlerdekilerin, taraftarların hem birbirlerine, hem de futbolu yönetenlere karşı “kıyasıya doldurulduğu” üzerinde hiç durulmadı… Saha rekabetini “düşmanlığa dönüştürecek” bir yola girildiği ortada iken, “önlemenin gerekleri” yapılmadı… 

 

Şimdi ve hemen yapılacak ilk iş; öncelikle “adil ve tarafsız bir soruşturma ile ‘bu felaketin suçlularına’ hak ettikleri cezalar” verilmeli…

 

Ve de, hiç vakit kaybedilmeden, “disiplin talimatlarında değişiklik” yapılarak, “saha dışı söz savaşlarının artarak devamına âdeta yeşil ışık yakan ve ‘sinek ısırığı kadar’ acı veren’ kurumsal ve kişisel cezalar” tam anlamıyla “caydırıcı” hâle getirilmeli… 

 

Dahası, “asıl sonlandırılması gereken sorunlardan biri” de, “ekranlardaki infaz masalarının” susturulması olmalı…  Başkanından, hakemine, “futbolu, sahasında ve masa başında yönetenler” kanunen “kamu görevlisi” sayılırlarken… İnfaz masalarında “bitmek bilmeyen ve giderek şiddetlendirilen” hakaret yarışında “hem kurumsal, hem de kişisel olarak” yerden yere vurulurlarken…

 

Camiaların, taraftarın ve tribündekilerin hedefi hâline getiriliyorlardı… Felaket “Geliyorum” derken, RTÜK, nedense “olan yetkisini” kullanmıyordu… 

 

Dünya medyasının olaya bakışı manşetlere atılan “Türk futbolunda skandal / Futbol değil felaket” başlıkları ile ortaya konurken, FIFA Başkanı Gianni İnfantino’nun sosyal medya hesabından yaptığı açıklama, “futbolumuz adına” yüz kızartıcı idi.

 

Dünya futbolunun başkanı “Trabzonspor-Fenerbahçe karşılaşması sonrasında yaşanan şiddet kesinlikle kabul edilemez; saha içinde veya saha dışında, bunun sporumuzda veya toplumumuzda yeri yoktur… İlgili makamları buna her düzeyde saygı gösterilmesini sağlamaya ve Trabzon’daki şok edici olayların faillerinin yaptıklarının hesabını vermeye çağırıyorum” derken… “İlgili makamlar için” ayırdığı son cümle ile dikkat çekici… 

 

“Futbola devletin müdahalesini kesinlikle kabul etmeyen” ve “askıya alma ile cezalandıran” FIFA’nın, “saha içi şiddete nasıl karşı olduğunu ve nasıl önleneceğini” anlatıyordu! Bir atasözümüz, “Bir musibet, bin nasihatten iyidir” der; tabii, “gereği yapılır” ve sonuç alınırsa…

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Rüstem Erol 23 Mart 2024 22:16

FB oyuncularına ceza vermemek için işi uzatıp duruyorlar. Kupa finalini açıklanan tarihide oynanacak denmesi! Kimseyi beklenti içine sokmasın. FB oyuncuları bir şekilde kurtaracaklar. İnşallah yanılmışım olurum.