Anasayfa | SAĞLIK | Kaya Tuzunun faydaları

Kaya Tuzunun faydaları
Facebook'ta paylaş!

Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Selim Yurtsever, şifa kaynağı olan kaya tuzunun kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.

Kaya tuzunda insan vücudundaki gibi 84 farklı element bulunduğunu, bunun vücudun ihtiyacı olan elementlerin kaya tuzundan karşılanabileceği anlamına geldiğini vurgulayan Yurtsever, “Kaya tuzu astım, bronşit gibi alt solunum yolları hastalıklarına iyi geliyor. Ayrıca cildin güzelleştirilmesi, yüzlerde bulunan aknelerin giderilmesi, antidepresan özelliğinin yanında stres alıcı yanıda var. Evde tuz kristalini eriterek içerisinde 20 dakika kadar durulursa bacaklarda ve kollardaki ağrıların gitmesinin yanında ferahlamayı da sağlar. Tansiyon hastalarında ekseriyetle tuz kısıtlanır. Fakat bazı hastaların vücudunda sodyum seviyesi düşükse tuz kısıtlandığında farklı sorunlar olabilir. Bu hastaların özellikle kaya tuzu tüketmelerini tavsiye ediyorum." dedi. Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) konuşan Dr. Selim Yurtsever, kaya tuzunun aksine rafine edilmiş tuzun böbreklerde ciddi yük oluşturduğuna dikkati çekerek, "Böbrek bu yükü karşılayamayınca vücutta ödem olur, ileri ki dönemde kalp yetmezliği gelişir. Eklemlerde birikerek çeşitli rahatsızlıklara neden olur. Böbrek ve safra kesesi taşı oluşmasına katkı yapar. Hipertansiyona neden olur. Doğal tuzun anti ödem özelliği var. Başbakanımızın sofralarda kaya tuzu kullanılmasına dair açıklaması oldu. Sağlık Bakanlığı'ndan beklentimiz, sofralarda sağlıklı kaya tuzunu kullanmaya yönelik çalışma yapmasıdır.” diye konuştu. Medikal şirketlerin suni olarak tuz odaları kurmaya başladığını belirten Yurtsever “ Azerbaycan'da tuz mağaraları 1979 yılından bu yana tuz otelleri olarak kullanılıyor. Bulunma yolu da Polonya'da tuz madeni işçilerinin alt solunum yolları hastalıklarına yakalanmaması üzerine yapılan bilimsel araştırma sonrasında ortaya çıkarılmış. Ayrıca 1992 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Teksas eyaletinde yapılan bir araştırmada doğal kaynak suyunda lityum oranı düşük olan bir bölge seçiliyor. Suç oranı açısından araştırıldığında lityum oranı normal olan bölgedeki insanlara nazaran gasp, cinayet, tecavüz gibi olayların fazla olduğu ortaya konuyor.” şeklinde konuştu. Tuz lambalarının da son dönemde yaygınlaşmış bir yöntem olarak kullanılmaya başlandığını ifade eden Yurtsever şöyle konuştu: “ İnsanlar yatak odalarında tuz kristalinin içerisinde lamba yakıyorlar. Isı ve ışıkla ortaya çıkan iyonlar psikolojik rahatlık yanında havadan tozu, poleni temizliyor. Evlerde kullanılan LCD televizyonlar 100- 200 hatta daha fazla Herz civarında frekansa sahip. İnsan beyninin elektriksel akımı ise 8 Herz civarında ölçülmüş. Yani televizyon insan vücudundaki normal elektriğinin 10 - 20 katı fazlasını veriyor. Bunlar vücuda ciddi zarar veriyor. Büyük tuz kristalleri sayesinde bu zararlar da önlenebiliyor.”  Rafine tuzun endüstriyel amaçlı üretildiğine işaret eden Yurtsever şu bilgileri verdi: "Üretimin yüzde 95'i endüstride kullanılıyor. Plastik, yağ, deterjan sanayinde kullanılıyor. Artan yüzde 5'lik kısımda sofralara alınıyor.” Doğal tuzun evde yapılacak kolay bir testle de anlaşılabileceğini belirten Dr. Yurtsever yöntemi şöyle anlattı:"Evde bir bardak sirkenin içerisine tuz kristali atılıp bir süre beklenince 10 dakika sonra alttan üste doğru gaz kabarcıkları çıkar. Bu çıkıyorsa tuz doğal değildir.” Öz Bilgin Tuz Yönetim Kurulu Başkanı Suat Bilgin ise, Nevşehir'in Gülşehir ilçesine bağlı Tuzköy beldesinde bulunan Hacıbektaş kaya tuzu havzasında bir milyar tonluk kaya tuzu rezervinin Türkiye'nin en az bin yıllık ihtiyacını karşılayabileceğini belirtti. Bilgin, ekonomik değeri yüksek bu rezervin imkansızlıklar sebebiyle yeterince ekonomiye kazandırılamadığını da ifade etti. Türkiye'de yaygın olarak Tuzköy Hacıbektaş Havzasının dışında, Çankırı, Yozgat Sekili, Kırşehir Tepesidelik, Kars Kağızman ve Iğdır Tuzluca'da üretim yapıldığını belirten Bilgin, dünya genelinde de kaya tuzu rezervi açısından en şanslı ülkenin Türkiye olduğunu ifade etti. Bilgin, yurt dışından özellikle Avrupa ve Arap ülkelerinden ciddi talep gelmesine rağmen üretim kapasitelerinin azlığından dolayı karşılayamadıklarını da kaydetti

Kaynak: CHA