BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Nimetlere şükür gerekir...

İstikamet
Prof. Dr. Ramazan Ayvallı
Facebook
 
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Allahü teâlâ bir kulunu nimetlendirirse, o nimetinin eserini, kulunun üzerinde görmek ister.”
 
“Nimet”: “İyilik, rızık, saâdet” demektir. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde buyuruyor ki (meâlen): “Her nimetin şükründen muhakkak sorulacaksınız.” (Tekâsür sûresi, 8)
“Bir kimsenin saçının sakalının siyahlığını îmân ile ve ibâdetler ile ağartması, ne büyük nimettir. Nimet ne kadar çok ise, şükretmek lüzumu da o kadar çok olur. Zenginlerin zenginlik derecelerine göre, fakîrlerden daha çok şükretmeleri lâzımdır.” (İmâm-ı Rabbânî)
İmâm-ı Rabbânî (kuddise sirruh) buyurmuştur ki:
“Vücûdumun her kılı, gelse de dile,
Şükretmiş olamam, nîmetlerine.”
Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Allahü teâlâ bir kulunu nimetlendirirse, o nimetinin eserini, kulunun üzerinde görmek ister.” (Kenzül-Ummâl)
Yine Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki: “Bir Müslümânda şu üç şey bulunursa, Allahü teâlâ onu muhâfaza ve himâye eder, onu sever, merhamet eder. Nimete şükretmek, zâlimi affetmek, gazaba gelince gazabını yenmek.” (Berîka)
Hanefî mezhebindeki büyük âlimlerden, mezhepteki müctehidlerden İmâm Ebû Yûsuf “Nîmetlerin başı üç nîmettir. Birincisi, bütün iyilikleri içine alan İslâm nîmetidir. İkincisi, hayâta tad veren sıhhat ve âfiyet nîmetidir. Üçüncüsü ise, insana faydalı olan (azdırmayan) zenginliktir” buyurmuştur.
Ali Havvâs Berlîsî (rahmetullahi aleyh) “Çoğunlukla bolluk ve nîmetler içinde bulunanlar, bu nîmetler gitmedikçe, bunların kıymetlerini, değerlerini anlayamazlar” buyurarak ne kadar önemli bir husûsa dikkat çekmektedir.
İslâm âlimleri buyuruyorlar ki:
“Nimetlerin en iyisi çalışarak kazanılandır.” (Ebü'l-Hasen-i Harkânî)
“Sıkıntılara sabretmeyen kimsede rızâ yoktur. Nimetlere şükretmeyen kimsede kemâl (olgunluk, yükseklik) yoktur. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, ârifler (Allah adamları, Allahü teâlânın sevdikleri) Allahü teâlâya muhabbet, takdîrine rızâ (Allah'tan gelenleri hoş karşılayarak) ve O'nun nimetlerine şükrederek maksada kavuşmuşlardır.” (Ebû Ali Sakafî)
“Her nimet bir külfet (zorluk) karşılığıdır.” (Atasözü)
“Şükür” ise: “Verilen nîmetleri yerli yerinde kullanma; Allahü teâlâya, verdiği nimetlerle isyân etmeme; nimetleri kullanırken sâhibini unutmama; görülen iyiliğe karşı teşekkür; Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyma” gibi manâlara gelmektedir.
Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde buyuruyor ki (meâlen):
“İmân eder ve şükrederseniz, Allah size azap yapmaz.” (Nisâ sûresi, 46)
“Nîmetlerime şükrederseniz elbette arttırırım…” (İbrâhim sûresi, 7)
Bir hadîs-i şerifte buyurulmuştur ki:
 “İnsanlara teşekkür etmeyen, Allahü teâlâya da şükretmemiş olur.”
Herhangi bir kimse, herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi bir kimseye, herhangi bir şeyden dolayı, herhangi bir sûretle hamd ve şükrederse; bu medh u senâların ve teşekkürlerin hepsi, Allahü teâlâya mahsûstur. Çünkü, her nimeti yaratan, gönderen hep O'dur. O hâtırlatmazsa, kuvvet ve kolaylık vermezse, hiçbir kimse diğer bir kimseye iyilik ve kötülük yapamaz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
616448 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ramazan-ayvalli/616448.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT