BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Büyüklerimiz hep “Zalim olma mazlum ol” demezler miydi?..

"Zalim hesap verecek o mahkeme-i kübrada, mazlum hakkını alacak biiznillah!"
 
Hasan, hâlâ hadiseyi yaşar gibi anlatıyordu:
- Bizim bölükten birkaç arkadaşımız birliğe su getirmeye gitmişlerdi katırlarla. Bekledik bekledik, dönmediler. Komutanımız benimle silahlı bir manga asker gönderdi. Çeşmeye vardık, sular doldurulmuş, sahipsiz katırlar, sağda solda otluyorlardı. Aradık taradık arkadaşlarımız ortalıkta yok... Çukurları, kuyuları, dereleri, çalı diplerini aramaya başladık. Birkaçımız hâkim bir yerde mavzeri dolu nöbet tutarken diğerlerimiz de dedektif gibi mekânları araştırıyorduk. Sonra Ahmet ismindeki arkadaşımızı bir mağarada bulduk, anlatılacak gibi değil! Gözlerini oyduktan sonra “Kalk bak, Osmanlı askeri geliyor mu?” diye dalga geçerken yakaladık.
- Yani canlı!
- He, ya! Gözüm döndü, aklım başımdan geçti! Kendimi kaybetmişim! Mavzerimdeki kurşunları üzerlerine boşalttım! Anında canlarını Cehenneme gönderdik, işlerini bitirdik! Bitirdik ama arkadaşımız da bitmişti. Onun ellerini, ayaklarını çözdük, ilk yardımı yaptık, yaralarını sardık öyle bırakıp diğerlerini aramaya başladık! Bir başka kaya dibinde; ikincisinin sağ tarafından derisinin bir kısmını yüzüp çanta hâline getirdiklerini, ellerini bu çantaya sokmaya çalıştıklarını gördük; ona da “Bu çantada Padişahınızın size gönderdiği altınlar var mı?” dediklerini kulağımla duydum. Gözüm döndü! Üç zalimi de Cehenneme gönderdim! Arkadaşımız ölmemişti ama sanki yaşamıyordu!.. Onu da çözdük, yaralarını pansuman yapıp sardık, bizi beklemesi için öylece bıraktık…
- Kalabalıklar! Demek ayrı ayrı yerlere götürüp işkence ediyorlar zalimler!
- Hınzır sürüsü gibi kalabalıklar! Ne fikirdeler, bilmek imkânsız!
- Rabbim, nihayetsiz mislini onlara tattırsın! İşkence görmeden, acı çektirmenin ne demek olduğunu anlamadan gebermesinler! Tek dileğim bu…
- Ebedi Cehennemlik olmuşlar! Daha beter ne ola ki?
- Öte tarafta görecekler!
- Elbette görecekler! “Zulüm payidar olmaz” ata, ecdat sözü... Büyüklerimiz de hep “Zalim olma, mazlum ol” demezler miydi? Çünkü zalim hesap verecek o mahkeme-i kübrada, mazlum hakkını alacak biiznillah! Mahşer günü herkes yaptıklarından utanacak! Yüzleri kızaracak! O gün de pek yakındır!
- Zalime de bu dünya kalmamış abim!
- Nene bacım, elbette!
- Sultan Süleyman’a, (aleyhisselâm) kalmayan dünya; bize mi kalacak? “İster yüz sene yaşa, ister yüz elli; ahirin ölümdür, ne hayaldesin” derdi rahmetli pederim, kime kalmış ki, bizlere kalsın a evladım!
- Evet anacığım, biz de bâki değiliz! Bir diğer arkadaşımı anlatmayacağım! Utanılacak bir vaziyette Rus askerleri bulmuş! Dördüncü askeri, tüfek şişlerini kızdırarak dağlamaya başlamışlar. Yakarak haç çiziyorlarmış derisine. Bu askeri ölümden, o sırada oraya tesadüfen gelen Rus askerleri kurtarmışlar. Ermeniler birçok Türk’ün ayağına taş bağlayarak Aras Nehri’ne atarak boğmuşlar. Boğulanların ayaklarının altında çakılı nallar gördüm.
- Allah Allah! “Çıldırmışlar” desek yine az!
DEVAMI YARIN
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617557 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ragip-karadayi/617557.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT