BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Türk toplum ve aile yapısı hakkında...

Yetenekli Kalemler
Facebook
Türk toplum ve aile yapısı tarihî geçmişe ve köklü değerlere sahiptir. Türk toplumunda, aile; yeri geldiği zamana ataerkil yeri geldiği zaman anaerkil yapıya sahip olmuş ve ordu-millet kültürüne dayanmıştır.
“Ordu millet” kültüründen anlaşılması gereken, aileyi oluşturan her kadın ve erkeğin her an savaşmaya hazır olmasıdır. Buna sebep olan ise Türk devletlerinin her zaman etraflarının düşmanla çevrilmiş olmasıdır.
Tanzimat’a kadar Türk toplum ve aile yapısının dinî köklerinin tarihten gelen güçlü değerlere sahip olduğu bilinmektedir. Türk toplum yapısında aile, dinî hayatın merkezi konumunda olmuştur.
Tanzimat Dönemi, 3 Kasım 1839’da Tanzimat Fermanı'nın ilanı ile başlayıp 1876’da Kanun-i Esasi’nin ilanına kadar olan dönemdir. Tanzimat Dönemi, Türk toplumunda Batılılaşmanın başladığı asıl dönemdir. Bu dönemle başlayan Batılılaşma hareketleri toplumun sosyokültürel yapısıyla birlikte manevi kültürünü de etkilemiştir. Bu süreçte Türk toplumunda ister istemez gelenek ve modernite arasında ciddi çekişme yaşanmıştır. Bu süreçte din kaynaklı geleneksel yapı, Batı’nın seküler değişim modeline mukavemet göstermiştir. Fakat toplumdaki dinî ahengin bozulmasının önüne geçilememiştir.
Dolayısıyla Tanzimat’tan itibaren Batılılaşmanın ve modernleşmenin etkisiyle Türk toplum yapısının özellikleri, ciddi bir aşınmaya maruz kalmıştır. Bu değişim sürecinde Türk aile yapısında farklılaşmalar baş göstermiştir. Aile ilişkilerinde davranış değişimleri görülmüş, aile içi ilişkilerde dinî bağlar zayıflamıştır.
Modernleşme süreci, sosyokültürel aile yapılarına da etki etmiş, ailelerin geleneksel yapıları çözülmüştür. Bu süreçte, diğer kurumlarla kıyaslandığında en çok etkilenen sosyal kurumun aile olduğu görülmektedir. Tanzimat’la birlikte dinî bakımdan ailede bir dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Türk toplumunda dinî bağlar sekülerleşme ve rasyonelleşmeyle beraber zayıflamıştır fakat evlilik gibi sahalarda önemini muhafaza etmektedir.
          Ahmet Mahmut Yuyucu-Sakarya Üniversitesi/Sakarya
 
 
 
ŞİİR
 
                Yâ Allah
 
Çalsın davullar, kösler haydi coştur Mehteran;
KAŞ’ımızın önünde bize diklenir Yunan!
Meis adası sözde (!) onlarınmış duydun mu?
Sana aldırmam ordan bir avuç deniz kumu!
Antalya-Kaş neresi, nerededir Atina?
İnsan utanır yahu, çok mu susadın kana?
Kaş’ımın önündesin, burnumun dibindesin,
Hemen burayı terk et, yüksek çıkmasın sesin!
Yunan, aç haritayı, karşıma geç, dur selâm,
Bir çizgi var orada, yirmi beşinci boylam;
Doğudaki adanın hepsine el koyarız,
Buna mâni olanın, gözlerini oyarız!..
Pişman ederiz sonra, bulandırırsan suyu,
Adalar bize ait, teslim et, rahat uyu!..
Girit dâhil bizimdir, hiç çırpınma boşuna,
Oralar boşalacak gitmese de hoşuna!..
“Kimsenin toprağında gözümüz yok” hep deriz;
Ama adalar bizim, bunu böyle biliriz…
Mavi Vatan’ımızda dolanıp durma çekil!
Buralara çok bedel ödedik, şaka değil!
“Küfür tek millet” derler, nasıl toplanırlar bak,
Bu sefer başlarında patlayacak bu kabak!..
Sözde Müslümanlar da bunlara destek verir,
Unutmak yok, hesaplar görülecektir bir bir!..
Önümüzü keserek bizi durduracaklar(!),
Hesap çarşıya uymaz, bunlar kuduracaklar!
Lâkin keskin sirkeler, küpüne zarar verir,
Kalpleri simsiyahtır, yüzlerine vurur kir!..
Haçlı menfaatçidir, hak-hukuktan anlamaz
Mülteciler ne oldu? Hiç mi içleri yanmaz?
Mazlumun âhı tutar, tacı tahtı devirir
Hesaplar altüst olur, her şeyi ters çevirir!.
Fransa’nın, Alman’ın kapımızda işi ne?
Akbabalar üşüşsün topunuzun leşine!
Hakkımızı savunur ve asla yedirmeyiz,
Garipleri ezdiniz, daha da ezdirmeyiz!..
Onların duasıyla zulüm boğulur gider,
Zalimler, yaptığının bedeli neyse öder!
Ağustoslar, halkımın zaferle süslü ayı,
Yerde süründü bu ay, kaç sahte kabadayı?!.
Kim Hakk’a inandıysa O’na yakındır zafer,
Rabbim, inandık sana, bizi eyle muzaffer!..
                                     Ramazan Çetin
 
 
 
BURAM BURAM ANADOLU
 
MANİSA: Bugün Manisa’nın kurtuluş yıl dönümü… Manisa’nın bilinen tarihi, Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran Hititlerle başlar. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu Fâtihi Süleyman Şah, 1076’da Türkiye Selçukluları Devletini kurmuştur ve Manisa’yı İzmir Fâtihi Çaka Bey fethetmiştir. 1390 senesinde Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid Manisa’yı Osmanlı topraklarına katmıştır.
17. asır başına kadar sakin olan Manisa, dış güçlerin teşvik ve tahriki ile 1600’lü yıllarda eşkıyaların yatağı olmuş ve sık sık ayaklanmalar ve eşkıya hareketleri meydana gelmeye başlamıştır. Birinci Dünya Savaşından sonra Avrupalı ülkelerin teşviki ile Anadolu’ya çıkan Yunan birlikleri, Manisa’yı işgal etmişler ve Manisa, 3 yıl 3 ay 12 gün (26 Mayıs 1919-8 Eylül 1922) Yunan işgalinde kalmıştır. Türklerin çoğu Manisa’yı terk etmiştir. Yunan ordusu bozguna uğrayıp geri çekilirken, Manisa’da bulunan 12 bin binanın 8 binini yakıp yıkmıştır. 
Cumhuriyetin ilanından sonra sancaklara (vilâyet) il ismi verilince Saruhan da il olmuş, 1927’de şehrin adı Manisa olarak değiştirilmiştir.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
615206 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/615206.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT