BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

AK Parti’yi dışarıdan kimse yıkamaz, siz içeriye bakın

Yücel Koç
Facebook
Ülke olarak, fırtınalı bir hafta geçirdik.
ABD’de, evlere şenlik bir anlaşmayla yargılanmaktan kurtulup, şahit koltuğuna oturan Reza Zarrab’ın ne anlatacağı birileri için çok önemliydi.
Bir de CHP Genel Başkanı’nın, bu dava ile eş zamanlı olarak piyasaya sürdüğü, Erdoğan’ın yakın çevresini hedef alan yurt dışına para kaçırma iddiaları gündemi meşgul etti.
Asla tesadüf olmayan iki hadise, bizi, dejavu gibi, dört yıl öncesine götürdü.
             ***
Çok karmaşık meseleler olduğu için anlamakta güçlük çekmiş olabilirsiniz.
Size, bunlardan çıkardıklarımı özetleyeyim…
Dava ile başlayalım;
  • FETÖ ile ilişkileri deşifre olan ABD’li savcı ve hâkimlerin asıl derdinin, AK Parti ve Erdoğan’ı yıpratmak olduğu net biçimde anlaşıldı.
  • O dönemin FETÖ’cü polis ve savcılarının kullandığı, ABD’nin üstüne vazife olmayan 17/25 Aralık’taki yolsuzluk iddialarının ötesinde, bomba bir belge henüz ortaya konamadı.
  • Reza Zarrab, hapisten kurtulmak için ‘işbirliği’ yapmak ve pasaportunu taşıdığı Türkiye’yi satmak zorunda kaldığını, kendisinden istenenleri söylemezse cezaevinde çürüyeceğini itiraf etti.
  • FBI gözetimindeyken kendisine rüşvet karşılığında içki, kadın ve telefon temin edildiğini anlattı. Ne tuhaftır ki kimse bunun üzerinde durmadı.
  • Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan ve Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’a rüşvet verdiğini, işlerini bu şekilde yürüttüğünü söyledi.
  • Sanık sandalyesine oturtulan Halkbank’ın eski Genel Müdür Yardımcısı Atilla’ya rüşvet vermediğini söylemesi özellikle işbirliği yaptığı kişileri, salondaki FETÖ’cüleri ve ağzı açık bekleyen CHP’lileri hiç memnun etmedi.
  • Kendisinden asıl beklenen performans, Erdoğan’ın ismini kirli tezgâha bulaştırmasıydı ama, beceremedi. “Ziraat ve Vakıfbank’ın da Halkbank gibi İran’a ambargoyu delmek için aracılık etmesi talimatı verdi” cümlesi, başvurulan ucuzluğu ortaya koydu. Çünkü böyle bir ticaret asla olmamıştı. Zarrab, bunu başkasından duyduğunu söyleyerek zaten komediyi ifşa etmiş oldu. Ne var ki, New York Times gibi güya dünya devi medya organları ve Türkiye’deki taşeronları, çok önemli bir şey söylemişçesine pazarlamaya çalıştı. Davayı izleyen Erdoğan karşıtı Cüneyt Özdemir bile bu komediye isyan etti.
             ***
ABD’de bu tiyatro oynanırken, Türkiye ne yaptı?
  • BM ambargosunu asla delmediğini, ABD’nin İran’a koyduğu ambargonun ise kendisini bağlamadığını net biçimde anlattı.
  • “İran’la biz ticaret yapınca ambargoyu delmekle suçluyorsunuz. O zaman kendiniz niye ticaret yapıyorsunuz?” diye çok haklı bir sordu. Son örnek, ABD’nin İran’la yaptığı 60 Boeing anlaşmasıydı, Washington’dan çıt çıkmadı.
  • Türkiye’ye ‘yargı’ üzerinden yapılmak istenen operasyona aynı yöntemle karşılık verildi. Tutuklu FETÖ’cü ve ABD Konsolosluk çalışanı Metin Topuz’un, örgüt üyelerini ABD’de kimlerle görüştürdüğü, irtibatları çözülmeye başlandı.
  • 15 Temmuz darbe gecesi Büyükada’daki toplantıya katılan, başarısız olunca kaçan eski CIA ajanı Henri Barkey’den sonra, CIA eski Ortadoğu Masası Şefi Graham Füller’e de yakalama kararı çıkarıldı.
  • ABD ile ‘işbirliği’ yapıp, Türkiye düşmanı olmaya karar veren Reza’nın mallarına el kondu.
  • "Benim vatandaşımı başka ülke yargılayamaz" teziyle davanın BM'ye taşınması kararlaştırıldı. (ABD'den aynı şekilde muzdarip başka ülkeler destek verebilir)
  • MHP Lideri Devlet Bahçeli ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ‘hedef Türkiye’ deyip, iktidara desteğini açıkladı.
             ***
Muhalefetin CHP kanadına gelince…
Sosyal medya ve gazetelerinde, bir zamanlar nefret ettikleri Zarrab’a alkış koptu.
FETÖ’cülerle birlikte, ‘Kasım’da aşk başkadır’ diyorlardı, herhâlde o sözleri karşılık buldu.
Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu da tıpkı 17/25 Aralık’ta olduğu gibi, eline tutuşturulan belgelerle, daha doğruluğunu bile araştırmadan harekete geçti.
Dört yıl önce uydurma tape’leri yayınladığı grup toplantısında bu defa elindeki kağıtları sallayıp, Erdoğan’ın yakın çevresindeki bazı kişilerin yurt dışına para kaçırdığını öne sürdü.
AK Parti peşini bırakmadı, savcılığa vermesini istedi.
CHP birkaç gün direndi…
Baktı unutturamıyor, savcılık yerine medya mensuplarına verdi.
             ***
Kılıçdaroğlu’nun Man Adası’ndaki şirkete para transferi olduğunu söylediği belgelerde, yurt dışına giden değil, şirkete gelen para olduğu görüldü.
Yani sınır ötesi para transferi değil, bahsettiği Bellway Limited’in Halkbank’taki hesabından, alıcının Albaraka’daki hesabına dolar cinsi ödeme vardı.
İşlem dolarla olduğu için transfer onayı ABD’den yapılmıştı.
Zaten gönderen hesaptaki IBAN numarasının TR ile başlaması her şeyi anlatıyordu ama, hesap uzmanı Kılıçdaroğlu belli ki mevzuyu anlamamıştı.
Hoş, ‘Hayır’ kampanyasına soyunduğu referandum değişikliğini bile okumayıp, “Ya Başbakan başka partiden olursa” diyen Kılıçdaroğlu, o belgeleri nasıl anlasındı?
             ***
Sadede gelecek olursak…
ABD’deki dava, Türkiye’de olsa olsa AK Parti oylarının tekrar kenetlenmesini sağlar, başka da hiçbir işe yaramaz.
Ayrıca, Türkiye argümanlarında son derece haklı…
Erdoğan hem şahsı, hem İran’la ticaret açısından kendinden emin…
“Çiğ yemedim ki karnım ağrısın” diyor.
Keza, ABD dâhil onlarca ülke İran’la ticaret yapıyor, hiçbirinin yolu yöntemi Türkiye’ninkinden farklı değil.
Ceza mevzu ise o zaman herkese kesilmesi gerekiyor.
Yalancı çobana dönen Kılıçdaroğlu’nun ne dediği, ne gösterdiğinin de artık anlamı kalmadı.
Bundan sonrası CHP’lilerin bileceği iş…
Fakaaat!
Asıl vazife, AK Partililere düşüyor.
             ***
Şunu artık çok iyi anlamış olmaları lazım ki, vatandaş her şeyi görüyor, biliyor.
Dışarıdan hiçbir güce, kendisinin iktidara getirdiği Erdoğan’ı ve hükûmeti yedirmiyor…
“Ceza kesilecekse, onu ben keserim” diyor.
Umarım bu hadiseler, devletin bütün kademelerinde, teşkilatlarda ve yerel yönetimlerde, "Beyefendi böyle istiyor" diye iş çevirenlerin kulağına bu defa küpe olmuştur.
 
 
 
 
       Merak ettiklerim…
 
  • Türkiye’yi hedef alan her saldırıda karşı tarafın teknesine su taşıyan CHP; FETÖ, PKK/PYD ve DEAŞ’la açık iş birliği ortaya çıkan ülkelere ne zaman bir çift laf söyleyecek?
  • Türkiye’nin kasasından para çalmayıp, aksine milyarlarca dolar kazandırırken Zarrab’a demediğini bırakmayanlar, hapiste çürüme korkusundan Türkiye düşmanlığına soyunduğunda Zarrab’ı alkışlamalarına nasıl bir açıklama getirecek?
  • Zarrab Türkiye’ye ihanet ettiğinde kahraman oluyorsa Kılıçdaroğlu’nun Zarrab’dan farkı neyle açıklanacak?
  • Eğer 17/25 Aralık iddialarının tekrarlandığı ABD’deki ifadelere inanırsak, sıra 15 Temmuz’un ‘kontrollü darbe’ olduğuna inanmamıza mı gelecek?
  • Almanya, Türkiye’ye jest olarak sunduğu 15 Temmuz’un iki numarası Adil Öksüz’e yakalama kararını, ülkeden kaçtıktan sonra mı çıkardı?
  • Beyaz Saray eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ın Rusya ile görüşme itirafları, Trump’ın Erdoğan’a ilettiği ‘PYD’ye silah vermeme’ sözünün intikamı mı?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
599546 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/599546.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT