Memleketten HABER VAR
Behçet FAKİHOĞLU - 30 
Denize 124 kilometre kıyısı, 131 koy, 25 marinası bulunan ve yüzde 24'ü SİT alanı olan tabiat harikası, tarih hazinesi Muğla'yı adım adım dolaşmak ve yazmak elbette mümkün değil.
Bırakın bütün Muğla'yı, Fethiye'yi bile birkaç günde dolaşmak imkansız. Türkiye'nin en etkileyici ören yerleri, en iyi koyları, en iyi yamaç paraşütü alanı bu ilçemizde. Yüksek katlı binalar görülmüyor, belli ki isabetli bir kararla sınırlama getirilmiş. Başımı kaldırıp Fethiye'nin sırtını dayadığı dağa bakıyorum, kaya mezarlarını görüyorum. Anıtsal bu lahit mezarların en önemlisi Likya dönemine ait. Lahit, savaşçıları simgeleyen kabartmalarla bezenmiş. Kıyısı, marinası ve arkadaki dağlar Fethiye'yi daha da şirin kılmış.
Ölüdeniz'e doğru, ormanlar arasında geçen yola koyuluyoruz. Babadağ ve Mendes dağları ile çevrelenmiş Hisarönü'ne geliyoruz. Neredeyse bütün tabelaların İngilizce olması dikkatimi çekiyor. Buraya İngilizlerin yerleştiği söyleniyor.
Çamlar arasında geçen 14 kilometrelik yolun sonunda, önümüze müthiş mavisiyle Belcekız Koyu çıkıyor. Koyun içinde, uzun kumsalda yürüyoruz, bu defa önümüze dünyaca ünlü Ölüdeniz çıkıyor, büyülü gibi, kıpırtısız duruyor. Dibi de beyaz kumla kaplı, yosun yok. Suyun ve dibindeki kumun kırdığı ışık, başka hiçbir yerde görülemeyecek güzellikte turkuaz rengi veriyor. Hem yeşil, hem mavi... Denize düşen çam gölgeleri de turkuaz güzelliğini daha da etkileyici kılıyor.
YAMAÇ PARAŞÜTÜ PARKURU BABADAĞ
Babadağ bütün ihtişamıyla duruyor. Ölüdeniz'de çeket bile fazla geliyor, sıcak bir bahar günü, hemen yanda yükselen Babadağ ve Mendes'in zirvelerinde kar var...
Babadağ'dan Ölüdeniz'e yamaç paraşütü yapılıyor. Dünyanın en önemli parkurlarından. Ölüdeniz'i 1969 metre yükseklikten, yavaş yavaş alçalarak görebiliyorsunuz. Bu yükseklikte sadece Patara ve Dalaman'ı değil, hava açık ise Rodos'u bile görebiliyorsunuz....
Babadağ'a, Faralya köyü'ne doğru gidiyoruz. Bu koylara yüksekten bir daha bakıyor, hayran kalıyoruz. "Kelebekler Vadisi de burası" denince, koydan gözlerimi ayırıyorum. Birinci derecede doğal SİT ilan edilmiş, her türlü yapılaşmaya kapalı kayalık ve çamlık bir vadi. Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi; rüya gibi... Tekrar Hisarönü Köyünü geçip, çamlar arasından 5 kilometre gidiyoruz, bu defa karşımıza bir hayal köy çıkıyor, Karaköy imiş. Dağın yamacında, birbirlerinin önünü kapatmayacak şekilde yapılmış, mübadeleden sonra terkedilmiş 3500'e yakın Rum evi. 1927'ye kadar bu köyde 25 bin kişi yaşıyormuş.
Antalya yolu istikametine gidiyoruz, Kemer yönüne sapıyoruz, Sağlı-sollu zeytin ağaçları. Saklıkent'e varıyoruz, dar ve yüksek kanyonda, kenarda tutturulmuş tahta köprüde 100 metre ilerliyoruz. Suyun yeryüzüne patlayarak çıktığı o müthiş manzara ile karşılaşıyoruz. Derin kanyonun dibindeki kayaların altından fışkıran su, ırmak olup büyük bir hışırtıyla deli deli akıyor...
Yatlar ve mavi yolculuk teknelerinin en gözde yeri olan Göcek'te her türlü hizmetin verildiği 4 marina bulunurken, Göcek koy ve adalarında birbirlerinden lüks tekneler boy gösterir. Patara kumsalları deniz kaplumbağalarının yumurta bıraktığı yerler arasında olduğu için koruma alıtında.
Fethiye'nin tabii güzelliklerinin ve tarihi eserlerinin tamamını vermek ne yazık ki sayfamıza sığmıyor.
DALAMAN'A HAREKET GETİRMİŞ
Muğla'nın iki havaalanından birisinin bulunduğu Dalaman da yöreye has güzelliklerin tamamından bol bol nasiplenmiş. Özellikle Kapıdağ Yarımadası çevresinde olağanüstü güzellikte koylar bulunuyor. Bunların bir kısmına sadece denizden ulaşılabiliyor.
Muğla istikametine doğru devam ediyor, Ortaca'ya uğruyoruz. Dalyan ve Sarıgerme gibi iki önemli turizm merkezi Ortanca'ya bağlı. Dalyan, Köyceğiz Gölü'nü denize bağlayan kanalın kıyısında şirin bir tatil beldesi. Adını bu kanallarda yapılan dalyan balıkçılığından almış. Kanalın karşı kıyısında Çandır ve Sultaniye köylerinin birçok yerinden kaplıca suyu çıkıyor. Dalyana 15 dakikalık uzaklıkta bulunan çamur banyoları da turistlerin gözdesi. İztuzu sahili ise dev kaplumbağalar Caretta Carettalarıyla dünya çapında ün yapmış.
Muğla'ya doğru devam ederken; denizin, güzel kumsalların, çok güzel bir gölün, tabii ve tarihi zenginliklerin hepsinin bir arada bulunduğu Köyceğiz çıkıyor karşımıza. Köyceğiz gölü, çamur banyoları, Ekincik koyu, antik kentler ve Sandras Dağı...
Marmaris, yatak sayısı 60 bini aşmış en popüler tatil merkezlerimizden birisi. Yaz aylarında nüfusu 100 bini aşan devasa bir tatil şehri. Kanuni Sultan Süleyman Han, Rodos seferine Marmaris'ten çıkmış.
Armutalan, İçmeler, Nimara, Sedir Adası, Turunç, Kumlubük, Bozburun, Orhaniye, Kızkumu, Bozukkale, Hisarönü ve başka birçok koy, tatil bölgesi bulunmakta; Mavi Turlar, günübirlik Rodos seferleri yapılıyor.
Marmaris'ten batıya uzanan Datça, Ege ile Akdeniz'in buluşma noktasıdır. Yarımadanın bir yüzü Akdeniz'e, diğer yüzü Ege'ye bakar. 2700 yıl önce yarımadanın nüfusunun 70 binin üzerine çıktığı söyleniyor.
YATAĞAN'IN DUMANI KORKUTUYOR
Termik santralı ile bilinen Yatağan'da, santralin üç bacasından yükselen dumanlar dikkati çekiyor. Her bacada günde 5 ton kömürün dumanı çıktığı düşünülünce, çevre için daha çok tedbir alınması gerektiği ortaya çıkıyor. Çam ormanları ile kaplı Yatağan çok sayıda tabii ve tarihi zenginliği barındırıyor.
Yatağan'dan 7 Km. mesafede Stratonikeia antik kenti bulunuyor. Burada antik kalıntılar etkili bir manzara oluştururken, Selçuklu ve Osmanlı eserleri de bu manzarayı tamamlamakta, değişik medeniyetleri bir arada görmek mümkün olmaktadır. Restore edilmiş tarihi cami namaz kılınacak durumdayken, hemen yanıbaşındaki köy evi, tarihi köy kahvesi ve diğer eserler, turisti iç kesimlere çekmek için birer hazine gibi. Lagina antik kenti ve diğer tarihi kalıntıları da unutmamak gerek.
Bodoma gidilirken içinden geçilen Milas sınırları içinde 27 antik kent bulunuyor. Menteşe Beyliğine de başkentlik yapmış bu şirin ilçe tarihi camiler ve diğer eserlerle donatılmış. Milas'a tepeden bakan Beçin Kalesi, Menteşeoğulları Beyliğinin adeta canlı tarihi. Güllük, Boğaziçi Köyü, Tuzla sulak alanı, Bafa Gölü, Uyku Vadisi ve diğer tarihi, tabii güzellikleriyle Milas, Havaalanının da yapılmasıyla turizmimiz açısından daha büyük önem kazanmış.
Turizmimizin marka merkezlerinden biri olan Bodrum, 12 antik kenti ve koylarıyla meşhur. Bodrum Kalesi ve sualtı müzesi görülmeye değer. Bardakçı, Gümbet, Turgutreis, Türkbükü, Güvercinlik, İçmeler ve diğer turizm merkezleri, koylar, antik kentlerle Bodrum da mutlaka görülmesi gereken bir ilçe.
Kavaklıdere'nin güzellikleri ve el sanatlarını, Ula'nın evleri'ni de hatırlatmak gerek.
Milaslılar atadan dededen kalma desenleri hâlâ yaşatıyor. Milas halıları dünyaca meşhur
Türkmen boylarının en eski yerleşim yerlerinden biri olan Milas yöresinde, kendine has karakteristik özellikler taşıyan halılar dokunuyor.
Milas'tan Bodrum'a giderken sağa sapıp Mumcular köyüne gidiyor, halı dokuyan hanımları buluyoruz. Ayşe Günay, Hatice Orhan, Ümmühan Işık, Emine Çengel ve Ayşe Koca başladılar anlatmaya.
Her evde mutlaka halı tezgahı varmış. Mutlaka halı dokunur. Hele çeyizlerin vazgeçilmezi. Tamamen yünden ve bazen diğer boyalar katılsa da genellikle kök boya.
Atadan, dededen görülen desenler ve motifler devam ettiriliyor. Mazısuyu, Kabuksuz, Çifte Güllü, Sandıklı, Lale Köşeli gibi isimlerle bilinen desenler var.
Ama şimdi işler durgun, makina halısıyla rekabet edememekten şikayetçiler. Oysa kalite mukayese bile kabul etmez diyorlar.
Zaten geçtiğimiz seneki orman yangınından arıları yanmış, bir de halı piyasası durgun olunca hayat zor geçiyor...


Günlük Ağaçları
Günlük ağaçları, dünyada eşine az rastlanan, sadece Köyceğiz, Marmara gibi sulak alanlarda yetişen bir ağaç türüdür. Koruma altına alınmış bu ağaçların yağı mide hastalıkları için kullanılmakta, balla karıştırılıp içildiğinde ülsere birebir geldiği söylenmektedir.