Ben de uykuda kâbus görüyorum, bunama riskim mi var?

A -
A +
“Feridun Ağabey, ben geceleri sık sık kâbus görerek uyanan birisiyim. Biraz da kilolucayım. Geçen televizyon izlerken dinlediğim bir haber beni korkuttu. Diyordu ki uykuda kâbus görenlerin ileride bunama olabileceği belirtiliyor. Böyle bir risk olabilir mi? Kâbus gören insanlar ileride bunak olabilir mi?” diyen İstanbul’dan Mustafa F. isimli okuyucumuz, bu konuyla ilgili olmadan genel anlamda bir bilgi paylaşımında bulunalım. Televizyonlarda bazı magazin haberlerinin amacı sadece sağlık alanında değil sosyal konularda da izleyiciyi bilgilendirmekten çok reyting almaya yönelik olabilmektedir. Bu anlamda geçmişte insanları ekrana kilitleyen nice programlar yapılmıştı. Genel anlamda bir rahatsızlığın belirtisi bir ampulde elektrik var mı yok mu gibi “yanıyorsa elektrik vardır, yanmıyorsa elektrik yoktur” gibi net değildir ve olamaz. Her insan bambaşka bir dünyadır ve her insanın kendine özel durumları vardır. Bir kimseye dokunan bir yiyecek diğerine dokunmaz, birisinin ağrı eşiği diğerinin ağrı eşiği ile aynı olamaz. Bugün modern tıbbın insanlara ve rahatsızlıklara yaklaşımı bile bütüncül tıp denilen ve tıbbın her alanını ilgilendiren yeni bir yaklaşıma doğru evrilmektedir. Dolayısıyla bir kimsede bir hastalığın onlarca belirtisinden birisi var diye o kimseye teşhis konulamaz ve konulmamıştır da. Bir de magazin türü haberlerde genelde haber kaynağı net verilmemektedir. Uzmanlar diye başlayan haberde hangi uzman, ne kadar araştırma yapmış? Kimlerle paylaşmış, hangi otoriteler bu paylaşım hakkında ne demiş? Devletin resmî kurumları bunlara nasıl bir tutum sergilemiş bunlardan bahsedilmez. Dolayısıyla böylesi ekran başında dinlediğimiz her konuşmada hemen paniklemenin anlamı yoktur. Zaten ülkemizde gerektiğinde herkesin aile hekimi vardır ve gerektiğinde doktorunuzla görüşebilmek gibi bir imkâna sahipsiniz. Sağlığınızı haberlere değil aile hekiminize danışınız efendim. F.A.
 
 
Matruşkanın içinde ne kadar daha var bilinmiyor!
 
Feridun Ağabey, ülkemizde bir bardak suda fırtına kopartıp kendi emellerine yol açmak isteyen bir kısım menfaatperestin pandemi ve sonrasında yaşanan savaş ekonomisinin yansımaları sebebiyle sıkıntıya düşen vatandaşları yanlışa sevk etmeye yönelik hamleleri beni çok üzmektedir. Ama şöyle birazcık dünyayı takip ettiğinizde ülkemizin ne kadar akıllıca stratejik adımlar attığını dünyanın ise ne kadar büyük bir satranç tahtasına dönüştüğünü görürsünüz.
Feridun Ağabey, inanın dünyada müthiş bir strateji savaşı yaşanmaktadır. FED faizi ne kadar artırırsa Putin de doğalgazı o oranda kesmektedir. Bu döngü bu şekilde devam etmekte ve âdeta Putin kendine ambargo uygulamaya çalışan ülkelerle alay etmektedir. Gaz Putin'in tek hamlesi değil tabii ki daha devreye almadığı birkaç hamlesi daha var. Onlara da gerekirse sonra bakarız. Evet çok ilginç. Savaşta olmasına rağmen parası güçlenen nadir ülkelerden biri Rusya’dır... Dolar Ruble karşısında erimektedir. ABD 1 taşla 3-4 kuş vurduğunu sansın... Moskova, doğalgaz oyunlarıyla tüm Avrupa'nın düşük(!) faiz oyunlarını yerle yeksan etti.
Ukrayna-Rusya savaşını çıkaran ABD aslında onları da vurdu. Şimdi kimi Avrupalı vatandaşlar paracıklarını çekme derdine düşmüş. Türkiye’den güya paracıklarını kaçırıp oraya yatıranların da derdi az değil bu anlamda… Moskova yönetimi, doğalgazı keserek, AB'de maliyetleri öyle bir artırdı ki: Demir-çelik fabrikaları kapandı. Bazıları dökümhanelerin birkaçını kapatmaya başladı. Bu arada, dökümhaneyi kapatmak ve tekrar çalıştırmak o demir-çelik fabrikasının 1 haftada harcadığı elektriği sadece dökümhanenin tekrar çalıştırılmasına harcadığını da belirtelim.
Kısacası, Putin doğalgazla 1-0 önde... Daha maçın ilk yarısının bile başında dünya. Rus matruşkasını bilirsiniz… İşte matruşkanın içinde ne kadar olduğunu henüz bilmiyor korona ve savaş lobisi... Putin'in hamleleri gelmeye devam ediyor hem de hiç tahmin edilemeyen cinsten. Saygılarımla…
           Efrahim Gönültaş
 
 
Kimseye zararı yoktur kendi kendine konuşur
 
“Feridun Ağabey, otuz yıllık evli, torun sahibi bir anneanneyim. Eşim de ben de yaşlandık. Çocuklar evlendi gittiler. Önceden işe gidip gelen adam akşamları bir iki saat oturur sonra yatar uyur sabahleyin de işine giderdi. Şimdi evde. Salgın sonrası iyice eve kapandı. Ama olan bana oldu. Nice zamandan sonra şimdi evde bana kafayı taktı… Her şeye karışır oldu. Her şeye kusur bulur oldu. Her konudan bıkmış. Onu izleme, bunu izleme. Buradan soğuk geliyor. Bu lamba niye açık kalmış, bu yemek niye tencerede kalmış, daha neler neler… Şimdi de lokmalarımı saymaya başladı. Ne kadar çok yiyormuşum bak kilo almaya başlamışım. Ay bu adam gençliğinde de böyleydi de yeni mi anlıyorum ben? Bu yaştan sonra ne yapacağım ben bu adamla bilemiyorum” diyen Sabahat Ablamız, siz de bilirsiniz halk arasında “böylelerinin çenesine vurmuş” derler ve çaresi de o durumu bir alil hâli olarak kabul etmektir. Konuşamayan insan nasıl alil yani illet sahibi yani rahatsız ise susmayı bilmeyen de benzer bir durumdadır. Onun kimseye zararı yoktur kendi kendine konuşur. Eğer zarar verme temayülünde olursa o zaman profesyonel destek almanız en sağlıklı yöntemdir. Saygılarımızla. F.A.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.