BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İnsanın değeri, değer verdikleridir

Osman Ünlü
Facebook
İnsanın kıymeti, muhabbet ettiği, sevdiği, değer verdiği şeylerle belli olur. İnsan ne ile meşgul olursa, gönlü ona kayar. Bunun için Din Büyükleri; "Dünyâ işleri ile çok uğraşmakta, dünyâ işlerine gönül bağlamak korkusu vardır" buyurmuşlardır. Ebû Bekr-i Ebherî hazretleri buyuruyor ki: "Her sınıf insanın, ulaşmak için gayret ettiği bir gâyesi, himmeti vardır. Sâlihlerin himmeti, Allahü teâlâya isyân etmeden, O'nun râzı olduğu işleri yapmaktır. Âlimlerin himmeti, sevâbın artmasına gayret etmektir. Âriflerin himmeti, kalplerinde Allahü teâlânın büyüklüğünü bulundurmak, Allahü teâlâyı hatırlamaya mâni olan şeyleri terk etmektir." Mimşâd ed-Dîneverî hazretleri anlatır: Bir yolculuğumda, yaşlı bir zât gördüm. Salih bir kimse olduğu yüzünden okunuyordu. Kendisinden nasîhat isteyince buyurdu ki; "Himmetini koru. Himmet, niyet; bütün işlerin başlangıcıdır. Himmeti temiz, gayreti iyiye yönelen kimsenin, yaptığı işleri de temiz olur. Halleri ve amelleri de düzelir" Onu elde etmek için çalışır Himmet; gayret, emek, çalışmak, çabalamak, yardım gibi anlamlara gelmektedir. İnsanın kıymeti, kıymet, değer verdiği şeylerle ölçülür. Bir kimse neye değer vermiş ise, onu elde etmek için çalışır. Bu kimsenin bütün gayreti, çalışması hep bu yönde olur. Sadece yeme ve içmeye kıymet verenin değeri de, o kadar olur. Kim neye kıymet veriyorsa, kendi kıymetini de ortaya çıkarmış oluyor. Kutbüddîn Kâki hazreleri buyuruyor ki: "Çok yemek yiyen, nefsinin kölesi olur. Bedeni ayakta tutacak kadar ve ibâdette kuvvetli olacak kadar yemek ile yetinmelidir. Normal ve basit giyinmeli, süsten, gösterişten uzak olmalıdır. Süslü elbiseleri gösteriş için giyen, kendini aşağılamak yolunda silâhlı bir soyguncu gibi olur. Az uyumalıdır. Değersiz ve kıymetsiz dünyâ işlerine gönül vermek şöyle dursun, bunları konuşmaktan, böyle şeylerden bahsetmekten bile çok sakınmalıdır. Böyle dünyâlık şeylerin yanında bulunmasını bile, kendisi için kusûr ve bu yolda ilerlemeye mâni bilmelidir. Dînin emirlerini yerine getirmekte çok gayretli olmalıdır. Zîrâ gayret olmayınca, ilerlemek de olmaz. Bu yolda ilerlediğini söyleyen fakat dînin emir ve yasaklarına uymakta gevşek davranan kimse, yalancıdır." Her mahlukun, kendi yaratılışı ile alakalı olarak bir himmeti, gayreti olur. Nefsin de himmeti, gayreti, yaratılanların en cahili olması sebebi ile, kendini mahvetmek üzerinedir. Bir kimse, nefsine tabi olursa, kadir ve kıymeti de nefsi kadar yani nefsinin kıymet verdikleri kadar olur. Bunun için insan, nefsine ve nefsinin himmet ettiklerine tabi olmayıp, himmetini yani isteklerini, arzularını, taleplerini çok yüksek, kıymetli şeylere çevirmelidir. Sebeblere yapışır Allahü teâlâ, herşeyi bir sebeple yaratıp, göndermektedir. Yüksek, kıymetli şeylere kavuşmak isteyen kimse, bunlara kavuşturan sebeplere yapışır, himmetini bu yöne kullanır. Cenâb-ı Hakkın rızâsına talib olan bir kimse, kötü şeylere ve nefsine tabi olmaktan kendini korur. Abdullah bin Hubeyk hazretleri buyuruyor ki: "Yarın sana zarar verecek şeyler için keder ve gam içinde bulun. Âhiret saâdetini harâb eden şeyler için üzül. Yarın sana fayda vermeyecek şey için sevinme!" Bir gün Ömer bin Abdülazîz hazretleri cemâate hitâben buyurdu ki: "Ey insanlar! Sizler, ölüm için hedefler durumundasınız. Ölüm sizden dilediğini seçer. Size yeni bir nîmet verildiği zaman, önceki nîmet orada sona erer. Ağıza bir lokma alınmasın, bir yudum su içilmesin ki, onunla berâber bir keder ve bir üzüntü olmasın. Dün geçti. O, sizin hakkınızda iyi bir şâhittir. Bugün mühim bir emânettir. Onun kıymetini bilmek ve iyi değerlendirmek lâzımdır. Yârın, içinde hâdiselerle berâber gelmektedir. Sizi almak için gelen ölümün elinden kaçış nereye olacak. Sizler şu dünyâda, eşyâlarını bineklerine yüklemiş, yolcularsınız. Yüklerinizi, buradan başka bir âlemde çözeceksiniz. Sizler, şu dünyâda sizden önce gelenlerin yerine geçtiniz. Fakat siz de yerinizi, sizden sonra gelenlere vereceksiniz. Sizin aslınız ve dünyâya gelmenize vesile olanlar kalmadı. Sizler, onlardan dünyâya gelen kimseler olarak, nasıl bâkî, devamlı kalabilirsiniz. Sizler de bu dünyâdan göçeceksiniz." Netice olarak, Akşemseddîn hazretlerinin buyurduğu gibi: "Kişinin kadrinin ve kıymetinin varlığı, mihnetlere, belâ ve musîbetlere sıkıntılara sabretmesiyle ortaya çıkar. Bu mihnet, dünyâlığın olmaması veya eksilmesi, elden çıkması ile olur. Sabredenlerin, sabırdaki sebatları sebebiyle, sabır, tevekkül, kanâat ve yumuşaklık gibi güzel hasletleri artar. Böylece olgunlaşan insanın kalb aynasındaki kirler, cevherin hâlis hâle getirilmesi gibi temizlenir."
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
304846 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/osman-unlu/304846.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT