BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Filistin tek başına masaya oturuyor...

Prof. Dr. Çağrı Erhan
Facebook
Suriye'de iki yılı aşkın bir süredir devam eden iç savaşta 100 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon 25 Temmuz'da açıkladı. Baas rejimine bağlı birlikler, baştan itibaren bir türlü gerçek anlamda koordine olamayan muhaliflerin elindeki stratejik mevkileri bir bir geri alıyorlar. Ülkenin kuzeyinde, Türkiye'de de yakından takip edilen PYD-El Nusra çatışması zaten karmaşık olan Suriye denklemini daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Lübnan'da konuşlu Hizbullah militanlarının ve İran'dan gelen silahlı grupların çatışmalara katılması ve Rusya'nın Şam'a yeni silah sistemleri göndermesi çatışmaların şiddetini artırıyor.
Mısır'da ise 3 Temmuz'da gerçekleştirilen darbenin üzerinden bir aydan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen ülkenin siyasi geleceği belirsizliğini koruyor. ABD ve AB ülkelerinin darbeyi meşrulaştıran açıklamalarına ve Körfez emirliklerinin darbeyle iktidara gelen yönetime ciddi miktarlarda ekonomik yardım yapmasına rağmen, seçilmiş cumhurbaşkanı Mursi'nin taraftarları bu oldu-bittiye onay vermeyeceklerini aralıksız devam eden gösterilerle dünyaya ilan ediyorlar. Önümüzdeki günlerde Mısır'da suların durulacağına dair hiçbir somut emare yok.
1948'de İsrail devletinin kurulmasının ardından bu ülkeyle Araplar arasında yaşanan dört savaşı ve sayısız silahlı çatışmayı inceleyen bölge uzmanları, Orta Doğu dengelerine dair önemli bir tespiti dile getiriyorlardı: "Orta Doğu'da Suriyesiz savaş, Mısırsız barış olmaz..." Bugün itibariyle Suriye yaşamakta olduğu iç savaş sebebiyle paralize olmuş durumda. Mısır, en kalabalık nüfusa sahip Arap demokrasisi olma fırsatını kendi elleriyle yok ederek, belirsizliğe yelken açıyor. Bölge gelişmelerinin son 60 yıllık tarihinde her zaman kilit rol oynamış bu iki ülkenin -şimdilik- saf dışı edildiği bir ortamda, ABD'nin "hakemliğinde" Filistin ile İsrail arasında nihai statü görüşmeleri yeniden başlıyor.
ABD Başkanı Obama'nın mart ayında gerçekleştirdiği Filistin, İsrail ve Ürdün'ü kapsayan bölge gezisi ve ardından Dışişleri Bakanı Kerry'nin mekik diplomasisi sırasında temelleri atılan yeni sürecin ilk işaretini, bazıları 20 yılı aşkın süredir hapishanede bulunan Filistinli 104 tutuklunun serbest bırakılacağını 29 Temmuz'da açıklayan İsrail Başbakanı Netanyahu verdi. Filistin Devlet Başkanı Abbas'ın İsraillilerle ön şartsız olarak masaya oturmaya hazır olduğunu açıklaması da ABD tarafından memnuniyetle karşılandı. Washington'da geçtiğimiz hafta ön görüşme için bir araya gelen Filistin Başmüzakerecisi Saib Erakat ve İsrail Başmüzakerecisi Tzipi Livni, dokuz ay sürmesi planlanan müzakerelerin iki hafta içinde Filistin veya İsrail'de resmen başlatılması konusunda mutabık kaldılar.
Böylece, yıllarca destek aldıkları Suriye'nin "kilitlendiği", Filistin davasına, kendisinden önceki yönetimlerden çok daha samimi biçimde destek veren Mısır Cumhurbaşkanı Mursi'nin ise sahanın dışına itildiği bir dönemde, Filistinliler kendi geleceklerini ABD'nin insafına ve İsrail'in merhametine emanet ederek, çetin bir yola kendi başlarına çıkmış oldular.
Filistin'in barış masasına daha güçlü bir şekilde oturabilmesi için Hamas ile El Fetih arasındaki buzları eritmeyi amaçlayan yoğun bir diplomasiyi özellikle son üç yılda sergileyen Ankara da, Washington'dan gelen ikazlar çerçevesinde, yeni barış sürecini sadece uzaktan seyreden bir pozisyon aldı. Başbakan Erdoğan'ın daha önce ramazan başlamadan yapacağı açıklanan Gazze gezisinin akıbeti hâlâ meçhulken, böyle bir ziyaret gerçekleşse bile Washington yönetiminin Türkiye'nin bu süreçte aktif bir rol üstlenmesini istemediği gün gibi ortada. Filistin halkının onlarca yıldır süren çilesinin, adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasıyla sona ermesi için bugüne kadar söylemlerinde ve eylemlerinde en ufak bir sapma sergilemeyen Türkiye'nin de hareketsizleştirilmiş olması, dokuz aylık sürenin sonunda Filistinlilerin içine sinecek bir çözüm tablosunun ortaya çıkmasını kolaylaştırmıyor.
Ağustos 2000'de ABD'de yürütülen nihai statü müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açan, Kudüs'ün statüsü, Yahudi yerleşimleri, Filistinli mültecilerin durumu ve su kaynaklarının paylaşımı gibi problemlerin çözümünde son 13 yıldır hiçbir ilerleme sağlanamamışken, yeni süreçte bu konularda nasıl bir ilerleme hedeflendiği kuşkusuz büyük bir merak konusu. Hele bir de, son aylarda dillendirilen toprak değiş tokuşu konusu var ki, bazı Filistinli grupların buna "evet" demeyeceklerini şimdiden açıklamış olmaları, müzakerelerin başarı şansını peşinen azaltıyor.
 Ramazan Bayramınızı tebrik eder, huzurun evlerinizden hiç eksik olmamasını temenni ederim.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
575158 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-cagri-erhan/575158.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT