BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

NATO güçlü olsun ama Türkiye değil!

Prof. Dr. Mehmet Şahin
Facebook
NATO bir Soğuk Savaş örgütü olmasına rağmen, Soğuk Savaş sonrasında alan ve görev genişlemesine giderek önemini korumayı başarmıştır. Zaman zaman tartışılsa da son Brüksel zirvesinde de görüldüğü üzere önemini koruyacağı açıktır.
NATO’nun konsept değişikliğinin ele alındığı, belli zaman dilimlerini içeren görev ve düşman tanımlarının yenilendiği liderler zirveleri, hem üye ülkeler hem de dünyanın önemli güçleri tarafından yakından takip edilir.
Her zirve toplantısında olduğu gibi son Brüksel Zirvesi’nde de örgütün ana gündemi önceden belirlenmişti. Fakat yaşanan tartışmalara baktığımızda, ana gündemden daha çok, Türkiye-ABD ilişkileri veya Erdoğan-Biden örneğinde olduğu gibi, üye ülkelerin birbirleriyle ilişkileri oldu.
Bir savunma ve güvenlik örgütünün güçlü olması, o örgütün üyeleri tarafından istenir. Bu doğaldır. Olması gerekendir.
Olmaması gereken ise; örgütü güçlü kılmak için toplantılar yapıp, kararlar alıp, politikalar belirlenip yol alırken üye ülkelerden birinin güvenlik kaygılarını hiç hesaba katmamaktır. Hatta o ülkenin hayati çıkarlarını dahi göz ardı ederek, yeni güvenlik sorunları çıkarmamaktır.
 
Türkiye’yi güçsüz kılarak NATO’yu güçlü yapamazsınız
 
Üye ülkeler NATO’yu güçlü kılmak istiyorlar ama bazı önemli NATO üyeleri Türkiye’nin güçlü olmasını istemiyor. Onların tercihleri Türkiye’nin zayıf kalması, kontrolde olmasıdır.
Daha NATO’ya üye olmadan, 1950 Kore Savaşı’nda olduğu gibi, yük alan, maliyet ödeyen, uzun yıllar cephe ülkesi olarak görev icra eden Türkiye’nin, güvenlik kaygılarının daha da artması için önemli NATO üyelerinin yoğun çaba içinde olduğu aşikârdır.
 
Nasıl mı?
 
Başta ABD olmak üzere bazı NATO üyeleri bir taraftan NATO güçlü olsun derken,
Diğer taraftan,
-En azılı terör örgütlerinin kol gezdiği NATO’nun güney kanadını koruyan Türkiye’nin yanında olunmayabiliniyor.
-Bırakın “ortakları” Türkiye’nin yanında olmayı, aksine Türkiye karşıtı dümenlerin merkezinde yer alınabiliniyor.
-PKK/PYD/YPG/SDG örneğinde olduğu gibi NATO üyesi olan Türkiye’nin güvenliğine tehdit oluşturan terör örgütlerine sınırsız destek vermeye devam edip bütçelerinde terör örgütlerine ödenek ayrılabiliyor.
-Orta Doğu’da NATO’nun neredeyse tüm yükünü taşıyan Türkiye değil de, NATO’ya üye olmayan İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’mış gibi davranılıyor.
-NATO dayanışmasını unutup Türkiye’nin güvenlik açığının artması için uğraşılıyor.
-Güvenlik açığını kapatmak için kendi savunma sanayisini geliştirmeye çalışan Türkiye’ye örtülü ve açık ambargo uygulanıyor.
-NATO üyesi Türkiye’ye karşı faaliyet gösteren terör örgütlerine silah başta olmak üzere her alanda destek verilirken Türkiye’nin eli kolu bağlanmak isteniyor.
-Aynı zamanda NATO askeri de olan Türk askerlerine silah sıkan PKK/PYD terör örgütünün ileri gelenlerine “komutan” diye hitap edilebiliyor.
-Türkiye’ye Rusya’dan, özellikle S-400 örneğinde olduğu gibi Rus savunma ürünlerinden uzak dur derken, Suriye örneğinde olduğu gibi Rusya ile iş tutmaktan geri durmuyorlar.
-Irak, Suriye ve Libya gibi yerlerde düzenin tekrar kurulması için, terör örgütleriyle mücadele ederken maliyet ödemeye devam eden Türkiye’ye “Buralardan uzak dur, bizim işimiz var” deniyor.
NATO dayanışmasına aykırı bir şekilde tüm bunlara imza atarken, Türkiye’yi NATO’dan uzaklaşmakla suçlayarak savunma pozisyonuna sokmak istiyorlar.
Siz karar verin:
Kim NATO’dan uzaklaşıyor?
Kim NATO üyesi gibi davranmıyor?
Kim NATO’nun anlaşma metnine aykırı hareket ediyor?
Kim?..
İstekleri belli; NATO güçlü olsun ama Türkiye değil...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619361 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-mehmet-sahin/619361.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT