BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Türkiye, NATO’nun nesi oluyor?

Prof. Dr. Mehmet Şahin
Facebook

Rusya-Ukrayna savaşının hızla devam ettiği süreçte İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmak için başvurmaları NATO içinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Yıllardır NATO’nun ikinci gücü Türkiye’ye karşı terör faaliyetinde bulunan PKK ve türevlerinin cirit attığı, destek bulduğu, koruyup kollandığı ülke İsveç (Finlandiya burada biraz ayrılabilir) Rusya korkusundan dolayı NATO’ya üye olmak istiyor.

Başta ABD olmak üzere NATO üyelerinin, birkaç faklı ses dışında hemen hemen hepsi İsveç ve Finlandiya’nın “hızlandırılmış” bir üyelik süreciyle tamamlanmasını istiyorlar.

Doğal olarak Türkiye, NATO’ya üye olmak isteyen İsveç ve Finlandiya’dan tüm uyarılara rağmen yıllardır teröre verdikleri desteği kesmelerini ve bu konuda garanti vermelerini istiyor.

Geçmiş yıllarda olduğu gibi, söze dayalı olarak hareket etmek istemiyor. İşini garantiye almak istiyor. Hem üye olmak isteyen İsveç ve Finlandiya’dan hem de mevcut üyelerden Türkiye’nin güvenlik kaygılarının dikkate alınması ve bu çerçevede teröre destek verilmemesini talep ediyor.

 

NATO’nun “problemli ülkesi”

 

Daha örgüte girmeden 1950 yılında Kore Savaşı’nda büyük bir maliyet ödeyen, üye olduktan sonra NATO ilkelerine harfiyen uyan, misyonlarda önemli görevler yapan örgütün ikinci önemli ülkesi Türkiye, güvenlik örgütü içinde her nedense kendi güvenlik kaygılarını dile getirdiğinde hep sorgulamayla karşılaşıyor.

Hemen devreye, “Türkiye’nin ekseni kayıyor. Batı’dan uzaklaşıyor. Doğu’ya yaklaşıyor. Rusya ile hareket ediyor. Orta Doğululaşıyor. İttifakın dışında hareket ediyor” suçlamaları sokuluyor.

Kendi suçlarını örtmek, Türkiye’yi savunma pozisyonuna sokmak için ne gerekiyorsa yapılıyor.

İşin ilginç yanı, aynı güvenlik ittifakının içinde olmalarına rağmen, önde gelen bazı NATO üyeleri bırakın Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlamayı, aksine “güvenlik tehdit”i oluşturacak faaliyette bulunmaktan geri durmuyorlar.

Ortak güvenlik konusunda taahhütte bulunan ABD gibi bazı üyeler, bir taraftan Türkiye’ye karşı faaliyette olan terör örgütlerinin hamiliğini yaparken diğer taraftan kendi müttefiklerine karşı örtülü ve açık silah ambargosu uyguluyorlar.

Müttefikine karşı terörü destekleyenler NATO’nun “iyi” üyesi, kendi güvenliğini korumak isteyen ve müttefiklerine bunu hatırlatan Türkiye ise “sorunlu” üyesi oluyor.

NATO ilkelerini ihlal edenler örgütün sahibi, güvenlik örgütünden güvenlik kaygılarının dikkate alınmasını isteyen ülke “işi bozan” oluyor.

Baksanıza, NATO üyesi olmamalarına rağmen yıllardır NATO üyesi olan Türkiye’ye karşı terör örgütlerini destekleyen İsveç ve Finlandiya “müttefiklerimiz”den sonsuz destek görüyor.

Onlar “müttefiklermiz”in “dostları” olurken aynı güvenlik ittifakı içinde bunulan Türkiye baskıyla karşılaşıyor.

 

İçerideki “dostlar”

 

Türkiye’ye karşı tüm bu haksız tutumlar sergilenirken maalesef içlerinde NATO’da görev yapmış olanların da olduğu bazı emekli büyükelçiler “bildiğimiz” gibi devam ediyorlar.

Her konuşmaya başladıklarında “Ben kırk yılımı dışişlerine/diplomasiye verdim” diye başlayanların bazılarının kendi ülkesiyle değil de aleyhine çalışan ülkelerle empati içinde olma gayretine düşmeleri artık bizi hayrete bile düşürmüyor.

Çünkü, Türkiye’nin kendi haklı çıkarını korumak için Batı ve Batı merkezli örgütlerle her problem yaşadığında emekli olduktan sonra aydınlanma yaşayan bu “bizim” büyükelçilerin karşı tarafla duygusal bağ kurmaları vaka-i adiyeden görülür oldu.

Bu tavırlarla karşılaşınca insan sormadan edemiyor; Acaba bunlar NATO gibi yerlerde görev yaparken Türkiye’nin örgütteki temsilcisi olarak mı, yoksa örgütün Türkiye nezdindeki temsilcisi olarak mı görev yaptılar?

 

Muhalefetin NATO sessizliği

 

Ukrayna’daki savaşın hızla devam ettiği bir zamanda tüm dünya işi gücü bırakmış İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine başvurusu ve Türkiye’nin bu konudaki tavrını konuşuyor. Gelgelelim “bizim” muhalefet partilerinden çıt çıkmıyor.

Bu evrende değillermiş gibi hareket ediyorlar.

Ne Ukrayna’daki savaş ne de etrafında dönen işler umurlarında.

Terör destekçisi İsveç ve Finlandiya, NATO üyeliği için başvuru yapmış.

Türkiye, elindeki gücü kullanarak terör destekçileriyle uğraşıyor.

“Bizim” muhalefet, “Devlet katil değil, seri katil” gibi sözler söyleyen Canan Kaftancıoğlu’nun derdinde.

İçerideki ve dışarıdaki “dostlar”ı kızdırmamak için ne gerekiyorsa yapıyorlar…

Suskunluk ondandır…

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
627390 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-mehmet-sahin/627390.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT