BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Arvasi Hoca’nın anlattığı Enver Ağabey; “Türkiye’de kültür ihtilali yaptı”

Yücel Koç
Facebook
Babamdan dinlemiştim..
Eğitim Enstitüsü’nde okurken tanımakla şereflendiği Seyyid Ahmet Arvasi Hoca’nın, Erenköy’deki evine bir bayram sabahı ziyarete giderler.
‘80 darbesinde tutuklanıp serbest bırakıldıktan sonraki ilk bayram…
Arvasi Hoca, kısa hoşbeşten sonra şöyle der;
“Oğlum, oğlum…
Bu sözlerimi iyi dinleyin…
Biz, Hak davasına hizmetin yolunu siyasette aradık ama, doğrusunu Enver Bey yaptı.
Gazetede yaptığı yayınlar, bununla Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar ulaştırdığı neşriyatlar ve dağıttığı eserlerle (Sonradan Rehber Ansiklopedisi ve İslam Âlimleri Ansiklopedisi’ne dönüştürülen fasiküllerden bahsediyor) Türkiye’de sessiz bir kültür ihtilali gerçekleştirdi.
Enver Bey’in hazırlattığı bu yayınlar, dağıttığı kitaplar benim de en çok yararlandığım kaynaklar oldu.
Bu ne büyük bir hizmet, anlayabiliyor musunuz?”
              ***
Eh!
Altının değerini sarraf anlar…
1988’de vefat ettiği için, sonrasında yaptıklarına şahit olamadı Arvasi Hoca…
Yoksa kim yerini bilirdi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin, Mehmet Emin Tokadî Hazretlerinin ve daha birçok İslam âliminin…
O yüksek şahsiyetlerin örnek hayatları anlatılmasa, ilim, irfan, ahlak nedir, ne kadarını bilebilirdik?
Öneminin anlaşılması için biraz daha açayım mevzuyu…
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı kurucusu merhum Prof. Turan Yazgan, Türk’ün ilim-irfan geleneğini anlatırken der ki;
“Selçuklu ve Osmanlı bir yeri fethettiği zaman ilk olarak selatin cami, etrafına da medrese, tekke, kıraathane ve kütüphane yapar ki, boşuna değildir.
Vatandaş buraya gelir, ilim ehli insanlarla temas kurar.
İnsanlar bu sohbetlerle belki âlim olamaz ama, arif olur.
Anadolu insanının arifliği buradan gelir.
Bu, binlerce senelik geleneğin mahsulüdür.”
​              ***
Evet, Selçuklu ve Osmanlı döneminde gelenek böyleydi…
Peki, Allah demenin yasak olduğu, din öğreniminin engellendiği, Müslümanlar üzerinde her türlü baskının uygulandığı yıllardan sonra Enver Ağabey'in bir millete yeniden aslını, hakikati anlatan yayınlarının kıymetini anlayabiliyor muyuz şimdi?
Neyse…
En başta anlattığım sohbete dönelim…
Şöyle devam eder merhum Arvasi Hoca;
“İnsan, davası ne kadar büyük olursa, o kadar büyür…
Davası para olanın, para kadar kıymeti olur.
Mevki makam olanın, masası kadar kıymeti olur.
Davası kadın olanın, o kadın kadar kıymeti olur.
Fakat davası Allah’ın yolu olan, yüksek mertebelere erişir.
Siz davanızı büyük tutun ki, yükselesiniz.”
Bunlar, Arvasi Hoca’nın sohbetlerinde sıkça tekrarladığı cümlelerdir.
​              ***
Zaten Enver Ağabey de ne diyordu;
“Allahü tealanın zelil ettiğini kimse aziz edemez.
Allahü tealanın aziz ettiğini de kimse zelil edemez.”
Geçmişte Enver Ağabey’e yapmadığı kötülüğü bırakmayanların düştüğü durum bugün ortada…
Kurdukları tuzaklar, yaptıkları hainlikler teker teker ortaya çıkmakta.
İşi Allah’a kalanlar ve sadece O’na sığınanlar ise er-geç kazanmakta.
​              ***
Yeri gelmişken, bir anekdot daha aktarayım.
Geçenlerde Arvasi Hoca paneli için Erzurum’daydık.
Panel sonrası keyifli bir sohbetimiz oldu davet sahipleriyle…
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Samandıra Belediye Başkanlığı yaptığı dönem bir caminin inşası için yardım istediği Enver Ağabey’in cömertliğini anlattı ki, zaten bu yönü dillere destan.
Bir başkası, İstanbul’da mahalle mahalle, geceleri kimsecikler görmeden fakir fukaraya, garip gurebaya dağıttırdığı yardımlardan bahsetti.
Hemen diğeri daldı söze…
Enver Ağabey’in Buhara’da, Semerkand’da, Hindistan’da, orada burada İslam büyüklerine ve eserlerine gösterdiği hassasiyeti hatırlattı.
Bahsettikleri, bugün TİKA ve Diyanet gibi kuruluşlarımızın yürüttüğü hizmetleri, devletin böyle bir derdinin olmadığı dönemler Enver Ağabey’in üstlendiğini anlatmaktaydı.
​              ***
Daha neler var, neler…
Geçenlerde öğrendim; sene 90’larda Turhal’da bir aileye yardım için talimat vermiş Enver Ağabey…
Büro müdürümüz gitmiş, belinden aşağısı felç bir baba, perişan olmuş ailesi…
Kömür, erzak, ne varsa yığmışlar kapısına…
Bilmediğimiz kim bilir kaç aileye, kaç gönüle daha dokundu Enver Ağabey…
Yıllardır anlatmaya çalışıyoruz.
Fakat biliyoruz ki, Enver Ağabey'i hakkıyla ifade etmekte hep eksik kalıyoruz.
El-hak öyledir…
Rabbim cennetinde tekrar kavuşmayı nasip etsin.
.....
Not: Türkiye Hastanesinin ilk başhekimi Suat Selçuk, çok sevdiği Enver Ağabey'imizin vefat yıl dönümü olan 22 Şubat’ta rahmeti rahmana kavuştu ve O’nunla aynı gün toprağa verildi. Üstelik ikisinin de vefat ettiği gün cuma, defnedildikleri gün cumartesi idi. Dün cenaze namazlarına katıldım, ne yalan söyleyeyim imrendim. Hiç ayrılığın olmadığı yerde kavuşmak dileğiyle…
 
 
**************
 
Biz sebze fiyatını konuşurken…
 
Böyle olacağı belliydi…
1’e aldıklarını 8’e satanlara devlet dersini verdi, vermeye de devam ediyor.
Fakat bu mevzu gündemi o kadar meşgul etti ki, asıl anlatılması gereken birçok önemli düzenleme gibi, askerlikle ilgili hazırlanan devrim niteliğindeki taslak da güme gitti.
Oysa bu, geçici olarak köpürtülen pahalılıktan çok daha önemliydi.
​              ***
Hep konuşuyoruz…
AK Parti çok şey yapıyor ama, kamuoyuna yeterince anlatamıyor ya da anlattırmıyorlar.
Askerlik düzenlemesi de öyle…
8-10 yıl öncesine gidin…
Profesyonel askerlik ulaşılamaz görünen bir hayaldi.
Analar, kınalı kuzularını vatan görevine uğurlarken, dönüp dönemeyeceğinden endişe ederdi.
Hele de AK Parti öncesi…
Acemi askerler, dağı taşı avucunun içi gibi bilen teröristlerin üzerine gönderilir, her gün şehit haberleri gelirdi.
Ülkemizde her gün matem havası vardı.
Güçlü iktidar ve istikrar, 40 yıllık belanın sonunu hazırladı.
​              ***
Dün İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu açıkladı;
Dağlarımızda 15 bin terörist vardı, şimdi 700 kaldı.
Allah kahraman Mehmetçiğimizden, başındaki vatansever komutanlardan ve sağlam iradesiyle teröre aman vermeyen devlet idarecilerimizden razı olsun.
Teröristler artık, derme çatma karakolların yerine inşa edilen kalekolların yanına bile yaklaşamıyor.
Sınırlarımız, dağlarımız tepelerimiz havadan İHA ve SİHA’larımızla, karadan yerli robotik silahlarla 24 saat korunuyor ve dağ başında asker bulunmasına ihtiyaç kalmadan teröristleri imha ediyor.
Askere giden acemi erler ise sadece geri hizmetlerde kullanılıyor, operasyonların tamamını profesyonel kahramanlarımız yürütüyor.
Bu yüzdendir ki artık analar-babalar evlatlarını gönül huzuru ile askere uğurluyor.
Dahası, bir rüya gerçekleşiyor ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği müjdeye göre, bedelli askerlik kalıcı hâle geliyor.
Ateş çemberindeki bir ülkeyiz ama, Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti’nin yaptığı devrimler sayesinde gençlerimiz geleceklerini kurmaya odaklanmaları için böyle bir imkâna kavuşuyor.
​              ***
Peki gerçeğe dönüşen böylesine önemli bir hayal gündemimizde ne kadar yer alıyor?
Neredeyse sıfır…
Şimdi anlıyor musunuz, etiketlerle kim ya da kimler, hangi amaçla oynuyor?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
606720 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/606720.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT