BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Kemal Kılıçdaroğlu tutuştu

Yücel Koç
Facebook
İYİ Parti’nin CHP-HDP ittifakından kopuş sinyalleri vermesi siyaseti fena karıştırdı.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 30 Ağustos resepsiyonuna katılması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la sıcak diyaloğu bir işaret fişeğiydi aslında.
Hatırlarsanız, bazı sürprizlerin yaşanacağını ilk dillendiren MHP Lideri Devlet Bahçeli olmuştu.
Yaklaşık bir ay önce gazetemizin manşetinden vermiştik Bahçeli’nin sözlerini.
Yazarımız Süleyman Özışık’la sohbetinde, kurulacak yeni partilerin de Cumhur İttifakı’na dâhil olabileceğini söylüyordu Bahçeli.
Dikkat ettiyseniz, İYİ Parti ile ilgili ağır eleştiriler de yapmıyordu.
O günlerde manşetimizin satır aralarındaki mesajları dikkatle okumayanlar, geç de olsa uyandı.
            ***
Şu gerçek ki, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’si terör örgütünün siyasi kolu HDP ile bu kadar aleni iş birliği içindeyken, İYİ Parti aynı potada yer almak istemiyor.
“Bizim sayemizde o koltuklarda oturuyorsunuz” diyen HDP ile yollarını temelli ayırmakta kararlılar.
Şimdi önümüzdeki senaryo, İYİ Parti ve yeni kurulacak partilerin Cumhur İttifakı’na mı dâhil olacağı, yoksa birlikte üçüncü bir ittifak mı oluşturacakları…
Siyasi hesapların nereye varacağını zaman içerisinde göreceğiz ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Türkiye İttifakı’, MHP Lideri Bahçeli’nin “Yuvaya dönün” çağrılarını boşuna yapmadığı bugün daha net anlaşılıyor.
            ***
Bu gelişmeler, terör örgütleri ile kol kola girmekten imtina etmeyen CHP’yi ise fena tutuşturmuş.
Nereden anlıyoruz?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı son açıklamalardan…
Sanki Kemal Bey’in kafasına taş düşmüş, ilk defa partisini eleştiriyor.
“Bir başörtüsü meselesini Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel meselesi hâline getirdik. Sana ne kardeşim! O kız çocuğumuz üniversiteye gidiyor mu, okuma imkânı sağlıyor muyuz, derdin o olmalı” diyor.
Üstümüze iyilik sağlık.
Demek ki, isteyince doğruyu görebiliyorlarmış.
            ***
Oysa aynı Kemal Bey, üniversitelerde başörtü yasağının kaldırılmaması için neler neler söylemişti…
Katıldığı bir programda, üniversitede başörtüsü serbestliğine destek verip vermeyecekleri sorulunca, “Ömür boyu illa başörtüsü takacak diye bir şey mi var? Devletin kuralları var. Ortaokula giderken nasıl gidiyoruz, Meclis’e giderken nasıl gidiyoruz? Ben üniversitelerde şunu yapacağım deyince Anayasaya aykırı bir iş yapmış olmayacak mıyım? Anayasa Mahkemesi niye iptal etti? Laiklik maddesine aykırılık… Siz bize zorla hukuksuz bir tavır içine girin, diyorsunuz” sözleriyle başörtüsü yasağını savunmuştu.
Malumunuz, AK Parti-MHP oylarıyla başörtüsü serbest bırakıldıktan sonra, herkesi hayretler içerisinde bırakan şu cümleyi kurabilmişti; “Başörtüsünü biz serbest bıraktık.”
Aynı Kılıçdaroğlu, şimdi bizleri yeniden hayrete düşüren bir cümle daha kurdu ve CHP’yi ‘yasakçılıkla’ eleştirdi.
            ***
7 Haziran 2015 seçimlerinde, HDP ile birlikte MHP’yi tuzağa çekmeye çalışan, koalisyon umudu çökene kadar yaptığı her açıklamada Türkiye’yi yeniden eski kodlarına döndürmekten bahseden Kemal Bey söylüyor bunları.
Samimiyetine inansak, ‘Bu da bir gelişme. Yola gelmiş olmaları ne güzel’ falan diyeceğiz ama zamanlamasına bakınca anlıyoruz ki, dert yasakları kaldırmak, özgürlükleri savunmak falan değil…
Öyle olsa, İBB’de sakalı yasaklamazlardı, değil mi!
Ah yüzde 50+1…
Sen nelere kadirsin…
 
 
*****************
 
Hani diktatördü!
 
AK Partili eski bakan Faruk Çelik, “Yüzde 50+1 barajını yüzde 40’a çekelim” deyince karşı mahalle ayaklandı.
Koro hâlinde “AK Parti yüzde 50’yi göremeyeceğini anladı, bu yüzden düşürmeye çalışıyor. Artık yüzde 30’a da indirse fark etmez” diyorlar.
Oysa Cumhurbaşkanı bu öneriye önce “Muhalefetten böyle bir talep gelirse TBMM değerlendirir” demiş, sıcak bakmadığını da eklemişti.
Konu MYK’da açılınca, “Yüzde 50+1’i milletimiz onayladı, bundan dönüş yok” deyip, kapıyı temelli kapattı.
Şimdi geriye şu sorular kaldı;
E hani AK Parti oy çalarak seçimleri kazanıyordu!
Hani seçim sonuçları ‘diktatör’(!) Erdoğan’ın iki dudağı arasındaydı!
Yıllarca bu suçlamaları yaptığınız bir lideri bugün acziyetle suçlamanız nasıl bir tenakuzdur?
 
 
*****************
 
Araçta sigara yasağı;
Her kuşu vurduk, kaldı leylek
 
Yollarda makas atan atana, kimse durdurup ceza kesmiyor...
Onlarca araç sapakta sıra beklerken minibüsçüsü, servisçisi, taksicisi en önden dalmak için ikinci, hatta üçüncü şeridi tıkıyor, buna da hiçbir polis müdahale etmiyor...
Yol kesip halay çekenler, kavşakta, yaya geçidinde yol vermeyenler gırla gidiyor, ses eden yok...
Fakat bir sürücü araçta sigara içiyorsa cezayı yiyor(!) ‘Her kuşu vurduk, kaldı leylek’ dedikleri bu olsa gerek...
 
 
*****************
 
Bir “AK Parti ne yaptı ki?” mektubu
 
İsminin bende kalmasını rica eden değerli bir kadın okuyucum, aşağıdaki satırları paylaşmış.
Madem dertleşiyoruz, sizinle de paylaşayım istedim.
Buyurunuz…
             ***
“Yücel Bey,
İnsanlarımız vefasız, duygusuz, hafızası birkaç günlük.
Evet, dün namaz kıldığı için hakarete uğrayıp itilip kakılanlar, şimdi havaalanında, AVM’sinde, okulunda yapılması zorunlu olan mescitlere alıştı.
Zannediyorlar ki onlar eskiden beri var.
Çünkü unuttular.
Onlar devrim gibi değil de, çoktandır normalleriymiş gibi davranıyorlar.
Daha 18 sene evvel 1,5 milyon dolar için Cotarelli’nin uçaktan inerken giydiği kıyafete kadar bilenler, bugün 12 milyon emekliye iki bayramda 24 milyar lira ödenmesini ‘eh’ diye karşılıyor, doğal kabul ediyor.
Dün Erdoğan’ın masaya vurmasından gurur duyup Ecevit’i hatırlatanlar, bugün EYT dedikleri şeyi çıkarıp sosyal güvenlik sistemini yeniden içinden çıkılmaz hâle getirmediği için oy vermedi, geçersiz oy kullandı.
Dün ekonomik şartlar izin vermediği için seçim ekonomisi uygulanmamasını alkışlayan güruh, bugün CHP’nin memura bu kadar, emekliye şu kadar diye savurduğu vaatlere tutundu ve ne yazık ki AK Parti de o güruhun dediğini yaptı.
Şimdi bedava verilen onca yardım ne olacak?
İki bayramda emekliye 24 milyar ödeniyor.
Yazık günah değil mi?
Bakın ben de alıyorum o ikramiyeyi, babam ve yakınlarımdan onlarca kişi de...
Söyler misiniz bana; emekli maaşı 5-6 bin lira olan adama bile neden veriyorsun o bin lirayı?
Kurban kessin diye mi? Ramazan Bayramı’nda çikolata alsın diye mi?
CHP’li biri diyor ki: ‘Tayyip’in verdiği bin lirayı evime sokmuyorum.’
Ne yaptığını sordum. Neymiş efendim torunlarına bayram harçlığı vermişmiş.
‘Niye, torunlarınız sokakta mı yaşıyor?’ dedim, ses edemedi.
             ***
Elektrik bedelleri var biliyorsunuz, yoksula 80 lira.
Ben evimde 70-80 liranın üzerinde elektrik faturası ödemiyorum kışın bile. Ama onlara 80 lira ödüyor devletimiz.
Çiftçilere ödenen destekler, hibeler var. Hepsi güzelce alıp o paraları sonra da ‘Devlet nerede?’ diye bağırmaya başlıyorlar.
Engelli evladı olan bir tanıdığım var ve CHP’li.
‘Çocuğu doktora götüreceğim diyorum, araç geliyor. O gittiğimde işim 10 dakikada bitse de o araç iki saat bana ait. Desem ki bizi gezdir, gezdiriyor. Adamlar yoksulu, muhtacı iyi kolluyor’ diyor ama ‘hep oy için’ diye de ekliyor.
Yahu adamlar sosyal devletçilik yapıyor, yapılmayanı yapıyor.
Oy için yapıp sonra vazgeçiyor mu, sen ona bak…
Yok, bakmazlar.
O güruhu asla değiştiremezsiniz.
Yani diyeceğim o ki, bütçeyi ezim ezim ezen bu karşılıksız ve geri ödemesiz destekleri vermek kolay da geri çekmek çok zor.
‘Tayyip Erdoğan’a yarayacaksa olimpiyat oyunlarını kazanmayalım’ diyen milyonları hatırlıyorsunuz değil mi?
Erdoğan gidecekse devletin çökmesini kabullenecek milyonlar peki!
Velhasıl her şey öyle zor ki…
Bazı insanların bütün derdinin anlık, dakikalık, saatlik, günlük faydalardan öte gidemediğini gördükçe canım acıyor…”
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
610124 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yucel-koc/610124.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT