BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hokkabazın çantasında tavşan çok

Soğuk Savaşın sona ermesinden bu yana kurulu düzenin temsilcileri dâhilî ve haricî siyasetlerini meşru bir zemine oturtmakta ve küresel vicdanı ikna etmekte epey zorlanıyorlar. Oysa Soğuk Savaşın kendi şartları içerisinde bir mücadele algoritması ve meşruiyet zemini mevcuttu. Bu zemin Sovyetlerin askerî ve iktisadi gücünü ideolojisi ile birlikte kuşatmak üzerine kuruluydu.
 
Sovyet ideolojisinin baskıcı ve yayılmacı yapısı onun kuşatılması gereken bir tümör olduğuna dair meşru bir zeminin oluşmasına katkı sunmuştu.
Bu kuşatma askerî bir kuşatma ile birlikte iktisadi, kültürel ve kavramsal birçok hususu ihtiva etmekteydi. Bu dönem, George Orwell’in ‘1984’ ve ‘Hayvan Çiftliği’ romanlarından Hollywood mahreçli sayısız sinema eserine kadar tüm unsurların devrede olduğu bir dönem idi.
 
Kavramsallaştırma ve etiketleme konusunda mahir ve etkin olan Batı aklı ‘Demirperde’ ve ‘Soğuk Savaş’ gibi etiketler ile mücadeleyi daha başında kendi lehine çevirerek başlatmıştı. Berlin’deki duvarın ardında tutsak edilmiş insanlar yaşamaktaydı ve Batı bu zulümleri kavramsallaştırma konusunda haksız da değildi…
 
Soğuk Savaşın sona ermesi ile beraber tarihin sonunun geldiğine, liberal düzenin artık rakibinin kalmadığına ve tüm dünyanın ABD orijinli bu yeni dünyayı hasretle ve özlemle kucaklayacağına inananlar artık kalemlerini bu duruma güzellemeler yaparak oynatmaktaydı.
Ama olmadı…
Meğerse gelinen nokta tarih denilen sonsuz ummanda bir katreden ibaretmiş.
Hokkabaz meşruiyetini sürdürmek için elini hemen çantasına daldırdı…
 
Bu durumda kurulu düzenin sahipleri meşruiyet zemini ayaklarının altından sıyrılıp gitmesin diyerek çantadan yeni senaryolar çıkarttılar. Öyle ya, tarih boyunca öteki olmadan ayakta kalamamış bir düşünce kodundan beslenen medeniyetin takipçilerinden bahsediyoruz.
11 Eylül saldırıları ve sonrasında ‘teröre karşı küresel mücadele’ diyerek ortaya atılan kavramlar yeni dünya düzeninde çok sırıttı ve bir türlü kabul görmedi.
‘Terörle mücadele’ kavramı bugün dahi dünyanın her köşesine müdahil olabilmenin ömür boyu geçerli vizesi olarak kullanılmak isteniyor.
Tabii bu konuda da ortaya koyulan sözde mücadele âdeta ‘maya tutmayan süt’ misali etrafa kötü kokular yaymaktan başka bir işe yaramıyor.
 
ABD Başkanı Trump, DEAŞ denilen terör örgütünün Obama ve Clinton yönetiminin ürünü olduğunu seçim kampanyasında tüm dünyaya haykırıvermişti. Daha o gün Trump’ın ipi çekilmişti ama Trump bir şekilde sandıktan çıkmayı başardı ve dört yıllık kâbusu Biden ile sonlandırmayı bir şekilde başardılar.
Şimdi Biden yönetimi işi şansa bırakmak istemiyor. Planlamalar sadece terör ile küresel mücadele gibi tek bir konu üzerinden oluşturulmayacak. Hakikate dayanan konular itina ile seçilerek kendi planlarına sorun çıkartan coğrafyalarda baskı aracı olarak kullanılacak.
Hakikate dayanan dememin sebebi çok önemli zira kim terör ile mücadele, insan hakları, iklim değişikliği gibi konulara ‘istemez, kalsın’ diyebilir.
 
Şimdi Çin’in kuşatılması siyasetinde, planlarının bir parçası olarak zulüm altındaki Müslüman Uygur Türkleri bolca kullanılacak.
Peki dertleri insan hakkı ve evrensel değerler mi?
Elbette değil…
Derdi insan hakkı olan bir devlet Guantanamo’da olan biteni uluslararası topluma bir izah eder değil mi?
Derdi insan hakkı olanlar Suriye’de olanı biteni izlemekle yetinir mi?
Müslüman Uygur Türkü'nün uğradığı zulmü görüp Bayırbucak’ta Esad’ın varil bombaları ile katlettiği Müslüman Türk evladını görmez mi hiç?
Çevre ve iklim konusu da böyle...
Bugüne kadar elde ettikleri gelişmişlik düzeylerini dünya eko sistemini perişan ederek elde etmiş kurulu düzenin takipçileri şimdi tüm dünyaya iklim ve çevre konusunu dayatarak haksız rekabetin önünü açmak istemektedir.
 
Ne yani yoksa siz içecek suyu ve yiyecek ekmeği bile olamayan, kaderine sömürülmekten gayri bir şey düşmeyen Somali ve Nijer’in mi bugün yaşanan iklim değişikliğine sebebiyet verdiğine inanıyorsunuz?
Türkiye’nin doğalgaz keşfinin açıklandığı günlerde uluslararası medya tekellerinde konuşulan ana gündemlerden biri neydi sizce?
Evet yanılmadınız…
Türkiye’nin bulduğu rezervlerden atmosfere ne kadar karbon salımı yapılacağı tartışılmaktaydı.
Hokkabazda numara çok, şayet arama ve sondajınıza mâni olamıyorsa sizi kuşatacak elli tane tavşan çıkarır çantasından.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619485 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yusuf-alabarda/619485.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT