BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Başka bir arzunuz var mı mösyö?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali Avrupa’yı ayağa kaldırmışa benziyor.

Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin Türkiye ziyareti öncesinde söylediği sözler çok gündem olmadı lakin konuşulmasında fayda var diye düşünüyorum.

Rutte, NATO’nun doğu kanadının savunması için Türkiye’nin ittifak içinde taşıdığı öneme vurgu yaptı.

Kuşkusuz Türkiye NATO açısından son derece kritik bir ülke, lakin Türkiye Avrupa’nın kanatlardan müdafaasını yapsın diye oluşturulmuş bir ülke mi? Rusya, Avrupa sınırlarının hemen dibinde bir işgale girişince mi Türkiye’nin önemi aklınıza geliyor?

Daha birkaç hafta evvel Mevlüt Çavuşoğlu, ‘Yunanistan adaları gayrimeşru bir vaziyette silahlandırmaktan vazgeçmediği takdirde, adaların egemenliği tartışmalı hâle gelir’ dediğinde bütün AB bir ağızdan uluslararası tüm anlaşmaları ayaklar altına alacak şekilde açıklamalar yapıyordunuz…

Ne yani, Lozan ve Paris Barış Anlaşmalarının açık hükümleri gözümüzün önünde ihlal edilirken susalım mı?

BM Güvenlik Konseyi’nin daimî bir üyesi kendi başkentine beş yüz kilometreden daha yakında NATO silahı görmek istemediği gerekçesi ile vahşi bir şekilde başka bir ülkeyi dünyanın gözü önünde yakıp yıkıyor.

Türkiye’nin Lozan ve Paris Barış anlaşmalarının açık hükümlerine harfiyen uyulmasını talep etmesi sizleri neden rahatsız ediyor acaba?

Bu aşiretçi kafa yapınızı unutup sorgusuz sualsiz doğu kanadınızın müdafaasına mı soyunalım?

Rutte bu konuda tek değil elbette.

Eski CIA yöneticisi Paul Kolbe, Wall Street Journal’de kaleme aldığı yazıda, Türkiye’nin S-400’leri Ukrayna’ya vermesi şartı ile F-35 uçaklarına sahip olabileceğini belirtmiş.

‘Şimdi bu da fikir mi yani?’ dediğinizi duyar gibiyim, lakin her daim yazıyorum ve söylüyorum, içeride damak tatlarına uygun birini Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtabilirlerse Goeben ve Breslau gemilerini Boğaz'dan geçirtip Rus limanlarını bile bombalatırlar.

Paul Kolbe çok istiyorsa ABD silahlı kuvvetleri envanterinden Patriot hava savunma sistemlerinin ve F-35 uçaklarının Ukrayna ordusuna teslimine dair sözde bir fikir yazısı daha kaleme alabilir.

Tam böyle bir ortamda Pentagon’un kontrata bağlanmış paralı askerlerinin, Suriye’nin kuzeyinde YPG’li teröristlere tanksavar silah sistemi eğitimi verdiğinin görüntüleri düştü.

Kim bu tür bir ortamda kime ve hangi gerekçe ile güvenebilir?

Derdimiz sadece bu olsa yine sorun yok. Bu gelişmeler yaşanırken kimsenin bize saldırmayacağına inanan bir muhalefet gerçeğini iliklerimize kadar yaşıyoruz.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali güvenlik, enerji ve gıda alanında hissedilir faturalar çıkarmaya devam ediyor. Bu köşede sıklıkla bu alanlarda ortaya çıkan yeni durumu kaleme alıyorum...

 

Dünya ticaret ağları ve Türkiye’nin hamleleri

 

Çin’in Avrupa’ya Kazakistan, Rusya ve Belarus üzerinden naklettiği ticaret yolunda da büyük sıkıntılar yaşanmakta. Milyonlarca konteynerden oluşan kargo yükü, Rusya’ya uygulanan izolasyon ve yaptırımlardan dolayı güzergâh değiştiriyor.

Bu değişikliğin ana sebebi Rusya ve Belarus sahasında bankacılık üzerinden işlem yapılamayışı ve küresel firmaların Rusya ve Belarus üzerinden operasyonları kabul etmeme kararı... Tüm bunlara bir de fiziki güvenlik eklenince, Çin limanlarında âdeta iğne atsanız yere düşmeyecek bir manzara oluştu.

Oysa Çin sadece geçtiğimiz yıl 1,5 milyondan fazla konteyneri demir yolu vasıtası ile Avrupa’ya sevk etmiş ve 75 milyar dolarlık bir ihracatı demir yolları üzerinden gerçekleştirmişti.

Daha çok, otomobil ve yedek parçaları, elektronik ve akıllı telefon sevkiyatlarında büyük sorunlar yaşanmakta. Deniz üzerinden nakliye en ucuza gelen yöntem olsa da sürenin demir yoluna göre iki kat daha uzun sürmesi tedarik zincirlerine ve limanlar üzerine büyük bir baskı oluşturuyor.

Yüksek teknoloji ürünü malzemeler daha şimdiden hava yoluna yönelmiş vaziyette lakin bu da kargo maliyetlerinde astronomik yükselişlere sebep olmakta.

Böyle bir ortamda Boğazlar üzerinden kesintisiz demir yolu ve kara yolu geçişi sağlayan Türkiye, olağanüstü ulaştırma altyapısı ile âdeta Pekin Londra hattının en önemli güzergâhı hâline geliyor. Aslında sadece Pekin Londra hattı değil, aynı zamanda Avrupa ve Balkanlar ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasındaki ticaretin de ana güzergâhı hâline geliyor...

 

Rusya’daki üretimlerini durduran küresel ölçekteki firmaların yeni hedefi Türkiye

 

Türkiye’deki altyapısı tamamlanmış organize sanayi bölgeleri, olağanüstü ulaşım altyapısı ve hatırı sayılır beşerî sermaye, Rusya’dan çıkan sermayeyi son derece cezbediyor...

Dünyada yaşanılan son gelişmeler bu vaziyette iken, Güney Marmara ve Ege bölgesini Trakya, Balkanlar ve Avrupa güzergâhı ile bağlayacak olan Çanakkale köprüsünü, sadece yazlıklarına gidecek vatandaşlar üzerinden izah etmek bir yazlıkçı kafası perspektifidir!

Oysa bağlantı otoyol ağları da tamamlandığında tüm Güney Marmara bölgesindeki; Balıkesir, Bandırma, İnegöl, Çanakkale ve hatta İzmir, Denizli, Aydın, Uşak ve Manisa’yı da içine alabilecek lojistik sevkiyatın önemli bir bölümünün kayabileceği bir güzergâh Çanakkale güzergâhı.

Bu türden altyapı yatırımlarında mesafe katettiğimiz için Çin merkezli Güneydoğu Asya ticaretinin kara nakliyesinde ve üretimde alternatif hâline geldik.

Keza tüm vilayetlerimizde tamamlanan her türden altyapısı tamamlanmış organize sanayi bölgeleri ve teknoparklar bir hava yolu ağı ile de tahkim edildiği için, şimdi Rusya’dan çıkan firmalara Türkiye alternatif bir cazibe merkezi hâline gelebildi.

Hâlbuki bu ülkenin güvenliği de mamur hâle getirilmesi de sadece iktidarın ajandasında olan bir konu olmamalı. Zannediyorlar ki tüm bu gelişmelere ilave ve alternatif stratejik vizyon koymak yerine, popülist söylemler ile itibarsızlaştırma gayretinde olmaya devam ederlerse millet kanar!

Milletin kanmadığını hep birlikte göreceğiz...

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
624858 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yusuf-alabarda/624858.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT