BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Yaşanması kolay bir hayat ve ramazan

Anlamak için durmak gerekir dedi geçenlerde çok sevdiğim bir dostum. Hayatın koşuşturmasından ve gailesinden fırsat bulup durabilsek, belki anlamaya gayret edeceğiz lakin biteviye bir koşuşturmanın içindeyiz.

Üstad Ahmed Haşim’in ifadesi ile ‘eski saatlerin hüküm sürdüğü’ zamanlarda yaşamıyoruz. Üstad’a göre ışıkta başlayıp ışıkta biten, on iki saatlik, kısa, hafif, yaşanması kolay bir günümüz vardı bizim ama artık bu geride kaldı.

Şehirler bile ‘uyumayan şehir’ diye nam salmaktan son derece mağrur. Anadolu şehirlerinde hayatın akşam bir vakitten sonra ölü bir şehir hâline döndüğünden dertlenen nice arkadaşım oldu benim.

Oysa şehirler de durur ve dinlenir.

Şehirlerin de bir ruhu var, onlar da bize fısıldar…

Şimdi ise yeni zamanlarda yaşıyoruz.

Gecesi ve gündüzü birbirine karışmış, gecesi dahi parlak ve gürültülü olan.

Zamanın ve hayatın bu kadar koşuşturma içinde aktığı şehirlerde ve dahi kasabalarda eskiye ait olan hiçbir mevhum yerli yerinde kalmadı. Bir barbar kavim istilası gibi olan yeni saat kavramı hepsini yaktı ve yıktı. Şimdi el yordamı ile her şeyi yeniden keşfetmek ile meşgulüz.

Akıp giden zaman ve yeni saat kavramı sadece hayata dair bakışımızı değil, oturduğumuz mekânların ruhlarını dahi katletti. Şimdi bu korkunç şehirlerde, sığınağa benzer ve adına akıllı ev denilen yerlerde yaşayıp nefes alıyoruz.

Artık aileler akşam yorgun argın işten çıkınca, çocuklarını kreşlerinden alarak hızlıca yemeklerini dışarıda yeme ve bir an evvel yirmi beşinci kattaki dairelerine ulaşarak internet üzerinden yayınlanan dizilerinin kalan bölümlerini izleme derdindeler.

Selamlaşma ve hasbihâl etme denilen mevhum, aynı kapalı kutu içinde seyahat ettikleri ve adına asansör dedikleri kabinin içindeki süre kadar.

 

Çoklukla övünme yarışı

 

Dünyanın daha bu kadar yaşanmaz olmaktan çıkmadığı zamanlarda, Kudüs’teki Müslümanların hayatından son derece etkilenen Muhammed Esed’in Müslüman olmasına sebep olan şey, Berlin metrosunda yorgun bir şekilde evlerine dönen insanların durumuydu.

Evlerine dönen insanların derinden ve gizli bir acı içinde kıvrandıklarını ve bu durumun da farkında olmadıklarını görmüştü. Bu hâletiruhiye içerisinde evine ulaştığında araştırma yaptığı Kur’ân’ı çevirdi. Karşısına Tekasür suresi çıkmıştı ve O’na şöyle sesleniyordu ‘Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı’

Bu ilahi kelam metroda yaşadıklarının birebir karşılığı idi ve bu hadiseden kısa bir süre sonra da Müslüman oldu.

Ahmed Haşim’in yeni saat dediği bu yaşam şekli durmamıza da anlamamıza da müsaade etmiyor. Üstad’ın ifadesi ile “Yeni ‘ölçü’ bir zelzele gibi, zaman manzaralarını etrafımızda altüst ederek, eski ‘gün’ün bütün sedlerini harap etti ve geceyi gündüze katarak saadeti az, meşakkati çok, uzun, bulanık renkte bir yeni “gün” meydana getirdi. Bu, Müslümanın eski mesut günü değil, sarhoşları, evsizleri, hırsızları ve katilleri çok ve yer altında mümkün olduğu kadar fazla çalıştırılacak köleleri sayısız olan büyük medeniyetlerin acı ve sonu gelmez günüydü.

Şimdi heyhat, eski “saat”le beraber akşam da fecir de bitti. Birçoklarımız için fecir, artık gecedir. Ve birçoklarımızı güneş, yeni ve acayip bir uykunun ateşlerinden, eller kilitli, ağız çarpılmış, bacaklar bozuk çarşaflara dolaşmış, kıvranırken buluyor. Artık fecri yalnız kümeslerimizdeki dargın ve mağrur horozlara bıraktık.’

İşte tam bu düşünceler içinde bir ramazana daha vasıl olduk.

Umut edilir ki bu ramazanda fecri, kümeslerimizdeki dargın ve mağrur horozlar bizlerle birlikte karşılar.

Umut edilir ki güneş hiçbirimizi yeni ve acayip bir uykunun ateşlerinde, ellerimiz kilitli, ağızlarımız çarpılmış, bacaklarımız bozuk çarşaflara dolanmış kıvranırken bulmaz.

Umut edilir ki çoklukla övünme yarışının bizleri kabirlerimize kadar oyaladıklarından olmayız.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
625272 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yusuf-alabarda/625272.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT